Fetva Meclisi
Soru
Dârül Harb’da bulunduğumuzdan dolayı faizi caiz görüyor bazı hocalar. Bu sebebten dolayı herkes evler, arabalar vs. vs. alıyor. İmam-ı Azam’ın Dârül Harb fetvası, burada ne kadar alınır?
Cevap
Benzer fetvalar
Şeriatımızda faize açılabilecek öyle bir kapı yoktur. Sadece bir fetva yani bir içtihat olarak vardır. Ayrıca orası dârulharb ise Müslüman'ın orada ne işi var?
Güzel kardeşim, Maalesef bu konuda Avrupa'daki kardeşlerimiz hassasiyetlerini kaybetmek üzeredirler. İmamlarımızdan sadece birinin bir fetvasını ele alıp Avrupa'da faizin caiz olacağını söylüyorlar. Burada sinsi bir hile var. O hileyi size izah edeyim. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh, faizin bir sömürü aracı olduğunu, faizle beraber insanın ezileceğini esas alarak şöyle bir sonuca ulaşmıştır: Faiz, zavallıyı ezdiği için haramdır. Bir Müslüman'ın yaşadığı Darulharbte yani SAVAŞ DURUMUNDA OLDUĞU bir ülkede, kâfiri ezmek için faiz alması caiz olabilir. Mesele budur. Siz orada savaş durumunda mısınız? Madem savaş durumundasınız neden evlerinizde keyif sürüyorsunuz? Akşamları teşkilatta toplanıp haberleri izlemek savaş yapmak mıdır? Ortada bir savaş durumu olmadığı gibi oradaki Müslümanlar, sosyal sistemi ile o ülkeleri benimseyeceklerine dair taahhütlerde de bulunmuşlardır. Sadece para bulmak için dinin bu bölümünü suiistimal etmek çok tehlikelidir. Bir de bunu cami yapmak için kullanmak bilmem ne ile anlatılmalıdır? Dinin Türkiyesi Avrupası m ı olur, din dindir. Siz uzak durun, tartışmayın. Siz de onlar da kalbinize danışın. Gerekeni de yapın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Nasıl bir darulharb ki, mü'minler orada keyif sürüyorlar, darulislam olan yerlerden daha rahat yaşayabiliyorlar? İnandırıcı değil bu sözler. Sidikle abdest alınamayacağı gibi haramla da cami yapılamaz.
İslam ülkesi (darulislam) olan bir yerde kimse kimse ile bir faizli ilişkiye giremez. Herkes için haramdır faiz. Faiz işlemi İslam ile savaşan bir ülkede (darulharb) Müslüman ile Müslümanlara savaş durumunda olan kâfir arasında faiz işlemi olursa eğer Müslüman faiz alan taraf ise caiz olabilir. Aksi olursa yani faizi (fazlalığı) Müslüman verecekse işlem caiz olmaz. Bu görüş de sadece bir iki fakihe aittir. Fakihlerin büyük bölümüne göre bu işlem de haramdır. Bu zamanda Avrupa ve diğer ülkelerde yapılan faizli işlemlerle bu ruhsatın hiçbir alakası yoktur. Her durumda kazanan kâfir olmaktadır. Özellikle de o ülkelere pasaportla giren veya vatandaşı olan Müslümanlar zaten b maddesindeki hükme de uymayan bir konumda bulunmaktadırlar.
Selamünaleyküm. Avrupa'daki mü'min kardeşlerimizin onca emeğe rağmen yaşadıkları dağınıklık, birbirleri ile kenetlenmeme, camide bile bir araya gelememe gibi üzücü durumların temel nedenlerinden birinin faizin camiye kadar girmiş olması olduğunu düşünüyorum. Hiçbir şekilde faizle cami inşa edilemez. Bu bir kayış sürecidir. Darulharp kavramı, Avrupa'daki kardeşlerimizin durumuna uyarlanabilir bir kavram değildir.
Faizin her çeşidinin büyük günahlardan biri olduğu tartışılamaz bir konudur. Kıyamete kadar faiz için kesin haram olma ilkesi değiştirilemeyecektir. Bunu birinci ilkemiz olarak belirleyebiliriz. Neyin faiz nedeniyle haram olduğu neyin de olmadığı ise başka bir ayrıntıdır. Bu ayrıntı fakihlerin üzerinde asırlardan beri çalıştığı bir mesele olarak önümüzde bulunmaktadır. Ekonomik menfaatlerin dinden ve insandan daha değerli tutulduğu bir zamanda Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar açısından bazı zaruri ihtiyaçların temini için ‘o kadarı caiz olabilir’ denecek faiz ruhsatları bulunabilir mi sorusu git gide yaygınlaşmaktadır. Bir tarafta haram helal ayırmadan yaşayan kitleler bulunurken diğer taraftan kuruştan bile faiz ihtimali nedeniyle uzak durmaya çalışan dar bir kesimin zaruri ihtiyaçlarını dahi gidermekte zorlandığı da bir gerçektir. Bu çerçevede şu tespiti yapabiliriz: a- Bizim kanaatimiz normal şartlarda faizin hiçbir çeşidinin helal olmayacağıdır. Bazı ilim adamları ise Türkiye gibi ev edinmenin çok zor olduğu ortamlarda İLK EVİNİ satın alacak birinin başka bir çaresi kalmamış ise kredi ile ev alabileceğini söylemektedirler. Genel bir fetva değilse de gerçek bir zorunluluk yaşayan için değerlendirilebilir bir fetva olarak görülebilir zannederiz. b- Hangi şartların zorunluluk/çaresizlik olacağı herkesin kendi iman ağırlığına göre verebileceği bir karardır. Yöneticilerin yıllar süren gafleti, suiistimali veya vurdum duymazlığı nedeniyle ortaya çıkan fakirliği dinden taviz kopararak kapatmaya çalışmak elbette kabul edilemez. Ortadaki durum bir iman ve takva mücadelesidir. Takvadan yana olmaya dikkat edilmelidir. Ağır bir zaruret hâlinde ise zaruretler için verilen fetvalardan istifade edilebilir ama ZARURETİN ne olduğunu tespit herkes için farklı olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.