Fetva Meclisi
Soru
Hocam, eski zamanda yazılan kitaplardan okurken ve tarikat vaazlarını dinlerken gece namazı ve teheccüd namazı çokça söyleniyor. Gece teheccüd namazı kılmak olmazsa olmaz şartlardan mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Teheccüd namazının vakti, imsak saatinin öncesidir. O saatte kılındığında teheccüd kılınmış olur. Uyuduktan sonra kalkıp kılmayı ise onun bir fazileti olarak görmeliyiz. Uyunmamış olsa bile kılınabilir. Kılınmalıdır da.
Teheccüd namazı, yatsı namazı ile fecir arasında kılınan gece namazıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Her kim geceleyin uyanır, ailesini de uyandırır ve iki rek’at namaz kılarlarsa, Allah’ı çok zikreden erkekler ile kadınlardan yazılır.” (Ebû Dâvûd, Tefrî‘u ebvâbi’l-vitr, 346 [1451]; Tatavvu‘, 306 [1309]) Başka bir hadiste de; “Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.” (Müslim, Sıyâm, 202-203 [1163]) buyrulmuş olması, gece kılınan nâfile namazların gündüz kılınanlardan faziletli olduğuna işaret etmektedir. Bunun gibi sözlü teşvikleri yanında fiilen de Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bu namazı devamlı kılmaya çalışması, teheccüd namazının bizim için sünnet olduğunu göstermektedir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/24-25) Bazı rivâyetlerde, Hz. Peygamber'in (s.a.s.), yatsı namazını kıldıktan sonra vitir namazını kılmadan uyuduğu, gece yarısından sonra uyanıp bir müddet gece namazı kıldıktan sonra vitir namazını ve daha sonra da sabah namazı vakti girince sabah namazını kıldığı belirtilmektedir. (Buhârî, el-‘Amelu fi's-salât, 1 [1198]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 182 [763]) Teheccüd namazı kılacak kişi, “Niyet ettim Allah rızası için teheccüd namazı kılmaya” şeklinde niyet edebilir. Teheccüd namazının iki-sekiz rek’at arasında çiftli sayılarda kılınması tavsiye edilmiştir. Bununla birlikte, dileyen kimse daha fazla da kılabilir. Bu durumda iki rek’atta bir selâm vermek daha faziletli olmakla birlikte, dört rek’atta da selâm verilebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/25-26) İki rek’attan fazla kılındığında arada konuşma, yeme içme gibi namaza aykırı davranışlarda bulunulmamışsa, tekrar niyet etmek gerekmez. Dört rek’at olarak kılındığında, ikinci rek’at sonunda teşehhüd için oturulduğunda “tahiyyat”tan sonra “Allahümme salli” ve “Allahümme bârik” okunur. Üçüncü rek’at için ayağa kalkıldığında önce “Sübhâneke” okunur, sonra “Eûzü besmele” çekilir ve Fâtiha sûresi okunur.
Bizim için teheccüd namazı NAFİLE bir ibadettir. Değeri pek yüksek olmakla beraber neticede nafile bir ibadettir. Peygamber aleyhisselamın durumunun ona ait olduğunu unutmayalım. Onun “bu bana ve size” niteliğindeki bir beyanı olmadığı sürece ona ait işleri ona mahsus görmeliyiz. Teheccüd namazı ağırlığı itibariyle önemli bir namazdır. Kim ne kadar kılarsa o kadar sevap kazanır. Şu kadar günde şu kadar diye bir belirleme yapmak doğru değildir. Günlük hayatı olumsuz etkilenmeyecek olanlar mesela ağır işlerde çalışmayanlar bu namazı ihmal etmemelidirler. Zira hiçbir zaman teheccüd namazını bir sabah namazı ile karşılaştıramayız bile. Farzlar ve üzerimizdeki haklar etkilenecekse teheccüdü daha rahat bir zamana erteleriz.
Sabah namazından önceki nafile ibadetlerden namazın vakti İMSAK vaktinde biter. O vakitten sonra sadece sabah namazının sünneti kılınır. Size bu cevabı yazdığım vakitte Konya'da İMSAK vakti 5.23 olarak görülmektedir. Yani siz 5.23'e kadar kılabilirsiniz. Gecenin o saatinden kılınan namazların nafilelerin en efdali olan TEHECCÜDE niyet edilerek kılınması daha uygundur. Sekiz rekaate kadar teheccüd namazı kılın. Sonra da dua edin. Vakit kalırsa tesbih çekin, Kur'an okuyun. Bize de dua edin. Allah kabul buyursun.
Namaz cennet vesilemiz ve cennet umudumuzdur. Ruhlarımızın gıdasıdır namaz. Farz namaz, hiçbir şekilde taviz verilemez bir konudur. Farz ve vaciplerin dışındaki namazlar ise nafiledir. Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınanların dışında nafile namaz olarak tavsiye edilen pek çok namaz çeşidi vardır. En önemlilerinden olarak şu namazları kaydedebiliriz: Tahıyyetü’l-mescid namazı: Bir camiye girildiğinde kılınan camiyi selamlama namazıdır. İki rekât kılınır. Teheccüd namazı: Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra kılınan namazdır. Farz namazlardan sonra en sevaplı namazdır. İki rekâttan on iki rekâta kadar kılınabilir. Kuşluk namazı: Güneş yükselmeye başladıktan sonra öğlen vaktine kırk dakika kalana kadar kılınan bir namazdır. İki ile on iki rekât arasında kılınabilir. Evvâbîn namazı: Akşam namazından sonra kılınan altı rekâtlık bir namazdır. Bunların dışında da nafile olarak kılınabilecek namazlar vardır. Farzların hakkını vermeyi en önemli hedef görmeli, ondan sonra da namazlara bitişik olan nafileleri, ardından da bu ve benzeri nafileleri kılmaya çalışılması güzel olandır. Nitekim nafilelerin tamamı bizim için bir sevap kaynağıdır. Bu konuda da pek çok hadis-i şerif vardır. Efendimiz aleyhisselam her fırsatta ashabına nafile namazı tavsiye etmiştir. Fakat bahsettiğiniz şekilde insanın kılları ile ilişkilendirilerek ifade edilen bir bilgiye rastlamadım. Rabbimiz bizleri de bol secde eden mü’minlerden eylesin inşallah. Allah’a emanet olun.
Gece ibadeti nafile ibadetlerden biridir. Özellikle bilmeniz gerekir ki, genç veya ihtiyar mü'minin öncelikle hedefi haramlardan korunmak ve farzları eda etmektir. Nafileler ise adeta bir yarış pisti gibidir. Ne kadar nafile yapabilirsek o kadar ecrimiz olacaktır. Gece teheccüdü en mühim nafilelerden biridir. Keşke her mü'min kaçırmasa diyebileceğimiz bir ibadettir. Sizin bir genç mü'min olarak kıvamında bir mü'min olmanız ise teheccüd ibadetinden daha önemlidir. Sağlıklı yaşamanız, dik durabilmeniz teheccüdden önemlidir. Teheccüdün önemli olması diğer bir önemliyi ihmal etme nedeni olmamalıdır. İtidalli bir kulluk hayatı yaşamalıyız. Şöyle yapmanızı tavsiye ederiz: a- Yedi saat uyku uyumanız normaldir. Yedi saat uyuyamıyorsanız öğlen üzeri bir nebze dinlenebilirsiniz. Bu da ayrı bir sünnet olur. Sabah namazından sonra da dinlenmeye devam edebilirsiniz. b- Uykunuzu sağlıklı bir uykuya dönüştürebilmek için yeme düzeninizi iyi ayarlamalısınız. Yedi saat ve sağlıklı bir uyku hedefiniz olsun. c- Uzun kış gecelerinde veya günlük programınızın uygun olduğu zamanlarda teheccüde kalkın. Teheccüd sizi günlük zorunlu işlerinizden alıkoyacak veya pasif duruma getirecekse şimdilik teheccüdü erteleyin. Önceliğiniz haramlardan korunmak, farzları eda etmek ve mü'min kimliğinizle ayakta durmak olsun.
cennet konusundaki diğer fetvalar
“Bu” denebilecek açık bir bilgi yoktur bu konuda. Üzerine gitmenin de faydası yoktur. Gerekli olsa idi Allah Teâlâ bize onu açıklardı.
Cennet yasakların olmadığı bir yerdir. Bunu bilin. İkincisi de bu dünyadaki bedenlerimizin iştahları, arzu ve zevkleri buraya aittir. İnşaallah cennetlerde bu dünyanın zevkleri ile yaşamayacağız. Rabbim size nefsinizin ihtiraslarına karşı direnç lütfetsin. Sizi korusun ve cennetine kavuştursun.
Şöyle özetleyelim: Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmek Allah’ın mü'min kullarına emridir. Bu noktada bir tereddüt yoktur. Allah’ın emri mü'min için “şu nedenle bu sebeple” gibi bir irdelemeye tabi tutulamaz. Peygamber aleyhisselama salavat getirmek bir sevap kazanma yoludur. Bu yol her mü'min için bir fırsattır. Her gün ve her zaman dilimi salavat için uygundur. Özellikle de cuma günleri ise daha bereketli ve kazançlı bir ibadettir. Her salavat mü'min insanın kalbinde Peygamber aleyhisselam sevgisi ve alakasını büyütecek bir yatırım demektir. Salavat getirilen bir ortam manevi olarak bereketli bir ortama dönüşür. Salavat şefaate yatırımdır.
Biz, imtihan için bulunduğumuz bu dünyada, bizim imtihanımızın sırlarını keşfetme imkânına sahip değiliz. Nasıl ve nedenleri öğrenmemiz sınırlarımızı aşmamızı gerektirir. Bu sorularınıza verilecek binlerce cevap bulunabilir ama hiçbiri kesin doğru cevap değildir. Her cevap kendisi gibi pek çok soruyu beraberinde getirir ve kul olarak o sorularla ya da cevapları ile uğraşan sadece vaktini kaybeder, zihin safiyetini yitirir. Size tavsiyemiz bu tür sorularla zihninizi yormamanızdır. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin.
Cennetin anahtarı kelimeişahadettir. Başka hiçbir anahtar onu asla açmaz. O tarz iyilikler ise dünyada karşılığını bulur. Öyle iyilik açısından bakacak olursak, Allah Teâlâ da ona hayat verip yaşattı ama o iman etmedi, teslis gibi bir bataklığa battı... Ona ne denecek?
Tekfir, bizde yani dinimizde olmayan bir şey değildir. Dinden çıkana dinden çıktığı elbette söylenecektir ancak bu, önüne gelenin yapabileceği iş olarak görüldüğünde sakınca oluşur. İnsanlar birbirlerinin dini hakkında karar vermemelidirler. Bir mahkeme yoksa ilim heyeti gibi bir kurulun üslenmesi gereken işi önüne gelen yaptığında fikir terörü oluşur. Bu da mü'min insanları parçalar. Netice olarak başkalarının imanını irdelemeyi kendinize görev gibi görmenizin ne kadar ağır bir riskle oynadığınızı size anlatması gerekir. Cenneti kazanmak varken, başkasının cehennemi ile neden alakadar oluyorsunuz? Bir de bunu düşünün.