Fetva Meclisi
Soru
Hocam Hz. Âdem’in cennetteki yasak meyveyi yediği için cennetten çıkarıldığını biliyoruz fakat yasak meyve denilen hangisidir? Bunun bilgisini verirseniz sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamber aleyhisselam efendimizden böyle bir bilgi yoktur. Bazı hadis kitaplarında Ashab-ı Kiramdan İbni Abbas’ın böyle bir sözü olduğu nakledilmiştir. O da bu sözü Peygamber aleyhisselamdan duyduğunu söylememiştir. İhtimal ehlikitap bilginlerinden duyduğu bir bilgidir. Peygamber aleyhisselam efendimiz, Yahudi ve Hristiyanların, bizim için ibadet değeri olmayan bilgilerinin nakledilmesinde sakınca olmayacağı hadisi üzerine o da bu bilgiyi nakletmiş olmalıdır. Kadının hayız olması bir ceza değil Allah’ın yaratmasının bir hikmeti gereğidir.
Selamünaleyküm. Cehennem azabı görmeden cennete girme iddiası büyük bir iddiadır. Bunun ancak on kişi için olacağı düşünülebilir. İki şeyi de unutmamalıyız. Birincisi, bu hususlar üzerinde tahmin yürütmek caiz değildir. Bunlar gayba ait konulardır. Ancak hadislerde bildirileni bilebiliriz. İkincisi de, o gün esasen kim Allah'ın rahmetine erdi ise odur kazanan. O rahmete de en yakın duranların ashabı kiram olduğu gayet açıktır.
Sizin vebaliniz yoktur bunda.
Cünüp olana yasak olan Kur'an okumasıdır, dua yasaklar arasında değildir.
Aleykümselam. Böyle bir hadis bilmiyorum. Ahiret alemine ait bilgileri sağlam kaynaklardan öğrenmek gerekir. Dedikodu ile iman bilgisi olmaz.
Ruhu ile cennete girmiş olanlar vardır. Bedeni ve ruhu ile beraber girmek ise kıyamet günü gerçekleşecektir.
cennet konusundaki diğer fetvalar
Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra ya da imsak vaktine yaklaşık bir saat kalarak kalkılıp kılınan namaza teheccüd namazı adı verilir. Bu namaz farz değildir, nafile bir ibadettir ama nafile ibadetlerin en efdallerindendir. Salih kullar için adeta bir farz namaz gibi görülmüştür. Mü'min bu namazı sürekli kıldığında dünya ve ahiret kazancı bakımından büyük mesafeler kat eder biiznillah. Nefis terbiyesi açısından benzersizdir. Cennete girmek için uğraşan bir mü'min için farzlardan sonraki en efdal ibadetlerdendir. Tevbe etmek için, zikir için en uygun vakit o vakittir. Şükreden bir mü'min olmak için de teheccüd emsalsizdir. Bilhassa dua etmek için en uygun zaman olarak teheccüdden sonraki zaman görülebilir. İki rekât en azıdır. Sekiz rekâta kadar kılınabilir.
Cennet yasakların olmadığı bir yerdir. Bunu bilin. İkincisi de bu dünyadaki bedenlerimizin iştahları, arzu ve zevkleri buraya aittir. İnşaallah cennetlerde bu dünyanın zevkleri ile yaşamayacağız. Rabbim size nefsinizin ihtiraslarına karşı direnç lütfetsin. Sizi korusun ve cennetine kavuştursun.
Şöyle özetleyelim: Peygamber aleyhisselam efendimize salavat getirmek Allah’ın mü'min kullarına emridir. Bu noktada bir tereddüt yoktur. Allah’ın emri mü'min için “şu nedenle bu sebeple” gibi bir irdelemeye tabi tutulamaz. Peygamber aleyhisselama salavat getirmek bir sevap kazanma yoludur. Bu yol her mü'min için bir fırsattır. Her gün ve her zaman dilimi salavat için uygundur. Özellikle de cuma günleri ise daha bereketli ve kazançlı bir ibadettir. Her salavat mü'min insanın kalbinde Peygamber aleyhisselam sevgisi ve alakasını büyütecek bir yatırım demektir. Salavat getirilen bir ortam manevi olarak bereketli bir ortama dönüşür. Salavat şefaate yatırımdır.
Biz, imtihan için bulunduğumuz bu dünyada, bizim imtihanımızın sırlarını keşfetme imkânına sahip değiliz. Nasıl ve nedenleri öğrenmemiz sınırlarımızı aşmamızı gerektirir. Bu sorularınıza verilecek binlerce cevap bulunabilir ama hiçbiri kesin doğru cevap değildir. Her cevap kendisi gibi pek çok soruyu beraberinde getirir ve kul olarak o sorularla ya da cevapları ile uğraşan sadece vaktini kaybeder, zihin safiyetini yitirir. Size tavsiyemiz bu tür sorularla zihninizi yormamanızdır. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin.
Cennetin anahtarı kelimeişahadettir. Başka hiçbir anahtar onu asla açmaz. O tarz iyilikler ise dünyada karşılığını bulur. Öyle iyilik açısından bakacak olursak, Allah Teâlâ da ona hayat verip yaşattı ama o iman etmedi, teslis gibi bir bataklığa battı... Ona ne denecek?
Tekfir, bizde yani dinimizde olmayan bir şey değildir. Dinden çıkana dinden çıktığı elbette söylenecektir ancak bu, önüne gelenin yapabileceği iş olarak görüldüğünde sakınca oluşur. İnsanlar birbirlerinin dini hakkında karar vermemelidirler. Bir mahkeme yoksa ilim heyeti gibi bir kurulun üslenmesi gereken işi önüne gelen yaptığında fikir terörü oluşur. Bu da mü'min insanları parçalar. Netice olarak başkalarının imanını irdelemeyi kendinize görev gibi görmenizin ne kadar ağır bir riskle oynadığınızı size anlatması gerekir. Cenneti kazanmak varken, başkasının cehennemi ile neden alakadar oluyorsunuz? Bir de bunu düşünün.