Fetva Meclisi
Soru
Bir sohbette konuşmacı cennette iken Âdem babamız ve Havva annemiz yasak ağaçtan yediği için Allah Havva annemizi cezalandırdı ve aybaşı oldu şeklinde bir şey söyledi. Bu doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
“Bu” denebilecek açık bir bilgi yoktur bu konuda. Üzerine gitmenin de faydası yoktur. Gerekli olsa idi Allah Teâlâ bize onu açıklardı.
Efendimiz aleyhisselamın ebeveyninin akıbeti ile alakalı net bir bilgimiz yoktur. Âlimlerimiz farklı görüşler üzerinde mütalaatalarda bulunmuşlardır. Kesin hükmü ise ancak Allah Teâlâ bilir. Bizim derste vurguladığımız nokta ise efendimiz aleyhisselam'ın mübarek gözünden yaş akıtan şeyler sadece müşriklerin eziyeti değildi. Böyle ağır bir yara da onu üzmüştü. Bu kadarını anlayabiliyoruz meselenin.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, Bu üç sorudan hangisi senin ahiretinle direk alakalıdır? Dünyanın şu berbat hâliyle alakalı neyi çözecek bu sorular? Bunları bilmenin günlük ibadet hayatında sana katkısı ne olacak? Lütfen bunları düşününüz. Şeytan bizi, asıl işlerimizden alıkoymak için bu ve benzeri tali konularla meşgul etmesine karşı uyanık olmalıyız.
Adet hali, maddi bir kirlilik hali değildir. Manevi anlamda bir kirlilik oluşturmaktadır. Camiler mukaddes mekanlar olduğu için bu kudsiyete saygı gösterilmesi gerekmektedir. Bu yüzden alimlerimiz adet ya da cünüp olmayanların bile bu saygı gereği camiye abdestli girmelerinin edebe en uygun olan hal olduğunu söylemiştir. Adet hali manevi kirlilik hali oluşturduğu için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayız ve cünüp olan kimselerin camiye girmelerini yasaklamıştır. Fakat bu onların maddi anlamda pis oldukları anlamına gelmemektedir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sünnetiyle adetli kadınların maddi anlamda pis olmadıklarını ümmetine öğretmiştir. Aişe Anamız radıyallahu anha, adetli iken kemikli et yerlerken kendi ısırdığı yerden Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ısırıp yediğini, su içtiği yere ağzını değdirerek su içtiğini söylemiştir. (Müslim, Hayz, 300) Bu ve bunun gibi pek çok hadis, kadınların bu dönemde maddi anlamda kirli, pis sayılmadıklarını ama manevi anlamda kirli olduklarını açıklamaktadır. Bu manevi kirlilik de camiye girmelerine engel olmaktadır.
Sadece bir meşgaledir bu ama insan meşgalesini din üzerinden yapmamalıdır. Boş insanların gündemi bizim gündemimiz olursa biz de boşlardan sayılabiliriz.
Bu tartışmadan ne bekliyordunuz, eğer üzen oldu ise bunun size ne kazandırmasını bekliyordunuz? Böyle bir tartışmanın ne anlamı vardır ne de gereklidir, sadece şeytanın mutlu olacağı gündemleri tartışmamak hatta konuşmamak gerekmez mi? Sahabenin Peygamber aleyhisselam efendimizi üzecek işler yapmasına gelince: - Onlar da insandı, efendimizin üzüleceği işler yaptıkları olmuştur ama, - Kasıtları yoktu, kasten üzenler munafıklardı. Onlar da yaptıklarının cezası olarak cehenneme yuvarlandılar. - Ehl-i beytten olanlar bile o üzme noktasına gelebilecek işler yaptılar, - Peygamber aleyhisselam efendimiz açısından bakıldığında ise görürüz ki o, kendisini üzenlere onun o düşük şahsiyetine uygun bir müsamaha ile davranmış ve kendisini üzecek işleri yapanları cezalandırmamıştır. Böylece de ashab-ı kiram Allah’ın razı olacağı bir kimliğin sahibi olarak ahirete intikal etti. Allah hapisinden razı olsun.
Ashab-ı Kiram konusundaki diğer fetvalar
Bir insan Ashab-ı Kiramın iman ettiği gibi iman edince içinde hissettikleri bakımından; İç huzuru bulur, bu huzuru iliklerine kadar hisseder. Hayatın anlamını ve aklına gelen belli var olma nedeni ile alakalı soruların cevabını bulur. Cinsellik gibi insanla alakalı baskıları kontrol altına alır ve bunun bilincinde yaşar. Toplum olarak bu huzuru gerçekleştirmenin gereklerine ve yükümlülüklerine sarılır.
Ashab-ı Kiram döneminde ve daha sonraki zamanlarda alet ve benzeri eşyanın ödünç verilmesi uygulaması vardır. Ödünç alet vermek farz değilse de bir insani uygulama olarak tavsiye edilmiştir. Fakihler, ihmal ve ilgisizlik yüzünden zayi olan ödüncün yenisinin alınması gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Bir ihmal söz konusu olmadan zarar gören ödünç eşya veya aletin de tazmin edilmesi gerekmektedir. Benzeri bulunan bir şey ise benzerinin alınması benzeri bulunmayan bir şey ise onun kıymetinin verilmesi gerekir. Her ne kadar komşuluk gibi bir bağ bunu istememeyi daha faziletli gibi gösterse de tazmin etmek daha uygundur. Dostlukların bir alete feda edilmemesi için evla olan böylesidir. Fukahadan İbni Abdilber (M.1071 yılında ölmüş Maliki fakihi) yaşadığı zamanda insanların ahlakının çok zayıfladığını ve bu nedenle kadıların böyle zayilerde tazmin kararı verdiklerini söylemektedir. Durum bizim zamanımıza kıyas edilirse daha öncelikli olarak tazmin edilmesi gerektiğini söylememizde bir sakınca olmayacaktır. Sonuç olarak ödünç alınan şey zarar görürse o zarar tazmin edilmelidir.
Bunun felsefesi ve tartışması ile ilgilenmeye gerek yoktur. İbadetlerini yap, niyetini mübarek tut. Azmini bozma, yoluna devam et. Gerisi gereksiz.
Ashab-ı Kiram böyle bir şey bilmiyorlardı. Onlar Kur'an’ı ve Allah’ın isimlerini beyinlerine nakşettiler. Kur'an da onları cennete taşıdı. Onların yaptığını yapan, onların kazandığını kazanır. Bizim gibi yazı çizi ile hayal kuranlar da hayal görür dururlar. Aklımızı başımıza alıp onların çizgisine dönmek zorundayız. Allah yardımcımız olsun.
İmtihan dünyasındayız. İmtihanımız küffarın eli ile olduğunda ona hazır olacağız. İçimizden birileri ile olduğunda ona hazır olacağız. Dindar bildiklerimizden de imtihan çekebiliriz. İmanımızı ve kimliğimizi her hâlükârda korumak bizim görevimizdir. Her türlü saldırıya hazır bekleriz, bunun adı imtihandır.
Dinimizi ancak Ashab-ı Kiram gibi yaşarsak Allah'ın rızasını kazanabiliriz. Konuyu “tarikatlar” başlığı altında ele aldığımızda adeta her tarikat aynıdır anlamına gelebilecek bir yanlışa işaret etmiş oluruz. Tarikatlar olarak değil de sünnete uygunluk olarak bakmalıyız. Sizin de gördüğünüz gibi sonradan geliştirilmiş bazı rutinlere ibadet değeri katılmaya çalışılmıştır. Bir mümin olarak sizin kalbiniz onu kabul etmemiş. Aslında onlar da yaptıklarının esasa bağlı olmadığını biliyorlar ama bir tür kendilerini rahatlatacak iş yapmayı tercih etmektedirler. Bidat yoğunluklu merkezlerde bulunursanız sadece kendinizi ve zevklerinizi tatmin edebilirsiniz. Allah'ın rızası Peygamber aleyhisselamın sünnetine sarılmaktadır. Sağa sola çekmeden “Hangi sahabi bunu yaptı?” sorusuna cevap verilebilecek şeyleri ibadet olarak yapmak gerekir. Siz böyle durumlarda evinizde oturup Kur'an okuyun. Doya doya okuyun. Zikirler yapın. Nafileler kılın. Biiznillah huzur bulursunuz. Allah'ın rızasını bulursunuz.