Fetva Meclisi
Soru
Şöyle bir konuyu tartıştık, dedik ki: sahabeden de peygamberimizi üzen olmuştur. Onlar da neticede insandı.
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamber aleyhisselam efendimizin ne denli övülürse övülsün, övülmekle bitmeyecek meziyetlerin sahibi olduğundan kimsenin şüphesi olamaz elbette. Ancak bu hususun, sanki onun ihtiyacı varmış gibi abartıldığı da maalesef doğrudur. Biz şöyle dengeli bir yol izleyebiliriz: a- Allah Teala onu, kitabında nasıl övdü ise onu olduğu gibi kabul eder, iman ederiz. Kesinlikle tartışmayız, tartışılmasını da imandan çıkmak olarak görürüz. b- Sahih ve sarih hadislerde ona dair aktarılan bilgileri de olduğu gibi kabul eder, onları da tartışmayız, tartışılmasına izin veremeyiz. c- Bunun dışında şairlerin, yazarların, ozanların sözleri ile Peygamber aleyhisselam efendimizi tanımaya ihtiyacımız olmaz. Onun sevgisinin ve kişiliğinin abartılmasının bir zafiyet olduğunu düşünürüz. Onu övmek için yalana, hileye baş vurmanın gereği yoktur. Hassasiyetinizi doğru buluyorum. Yine de siz, sanki başka şey kastediyormuş vesvesesine sebep olmamaya gayret edin. Allah Teala'dan onun şefaatine nail olacak amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz.
Yapmamız gereken o kadar çok işimiz vardır ki, o işlerimizin arasında birbirimizin fikir farklılıklarına ayırabileceğimiz bir vakit limiti yoktur. Hiç yoktur. Bugüne kadar kolay kolay iki insan birbirlerini böyle derin konularda ikna edebilmiş değildirler. Herkes kendi düşüncesinden memnundur. Gereksiz yere enerjimizi birbirimizle israf edemeyiz. Size tavsiyem bu konular açıldığında teşekkür edip susarak konunun dışında kalmanızdır. Ben öyle yapıyorum. En azından onun fikirlerinin derinleşmemesini sağlarsınız. Kendi psikolojiniz de bozulmamış olur. Şeytan bizi, birbirimizle tartışırken görmekten mutlu olur. Onu mutlu edecek işleri iyi niyetle bile olsa yapamayız. Tavsiyem budur: Tartışmayın. İzah etmeyin, eğri zannettiğinizi doğrultmaya çalışmayın. Bugüne kadar düzeltebilen olmadı, siz de düzeltemeyeceksiniz. İşinize bakın; işimiz vaktimizden çoktur.
Selamünaleyküm. Bütün hatalarımızdan istiğfar etmeliyiz. Bu hatadan da istiğfar edin. Allah rızasına kavuşmayı hepimize müyesser kılsın.
Böyle bir soru samimi değil. Müslüman’ın şaşmaz ve değişmez örneği Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Allah Teâlâ onu bütün hatalardan korumuştur. Sahabeler ise bizim gibi hataya karşı korunmuşluğu olmayan insanlardır. Allah onlardan razı olsun. En mükemmel denebilecek bir din yaşadılar ama insan olarak düştükleri oldu. Düştükleri yerden de kalkmayı becerdiler. Allah Teâlâ da onlardan o halleriyle razı oldu. Biz onların iyi yaptığı işleri taklit ederiz, hata ettikleri noktalarda da onları tevbeleri ve ihlasları ile baş başa bırakırız. Onların bir iki hatasından söz edilebilir belki ama milyonlarca güzellikleri yanında o hataları ile ilgilenmek veya onların örnekliğine sığınmak samimiyetsizliktir, şeytana alet olmaktır.
Evet, ashabı kiram (Allah onlardan razı olsun) melekler değildiler, bizim gibi insandılar. Hata etmiş olabilirler, ettiler de. Buna rağmen biz onları bizim gibi görmüyoruz. Zaten onların değeri, o hatalı durumlara rağmen kulluk merdivenlerini başarı ile tırmanmalarıdır. Sizin belirttiğiniz durum ise bambaşka bir durumdur. Bin yıl önceki BATINİYE hareketini şeytan yeniden canlandırdı, dinimizi içinden kemirmek istiyor. Bilim kılığı ile ashabı dillerine dolayanlar sadece İblis’in işini kolaylaştırmak istiyorlar. Çare yok, Allah imanını koruyan kulları ile bir konferansta eriyip giden cılız imanlı kullarını görecek, melekler buna şahit olacak! Hiçbir çaresi yoktur bunun. Bu bir imtihandır. O aklı kıtlar böyle konuşup gidecekler. Din biiznillah olduğu gibi kalacak. İmanını birilerine göre şekillendirmekte sakınca görmeyenler de nedametleri ile baş başa kalacaklar. Zaman dik durma ve binlerce dalgaya karşı yıkılmama zamanıdır. Sabret, diren ve erime.
Ashab-ı Kiramdan itibaren bu ümmetin büyüklerinin, ulemasının inandığı şudur: a- Cennet iman ile ölenlere, cehennem küfür üzere ölenlere ebedî olarak tahsis edilecektir. b- Kâfir olarak ölenler için ayrıntı yoktur, direkt cehenneme girecek ve ebedî olarak orada kalacaklardır. c- Mümin olarak ölenlerden günahı olmayanlar ebedî olarak kalmak üzere cennete gireceklerdir. d- Mümin olarak ölen ama günahları olanlar ise Allah Teâlâ’nın dilemesine kalmışlardır; direkt affedip cennete koyabileceği gibi belli bir süre cehennemde cezalandırıp cennete de koyabilir. Allah Teâlâ’nın muradının nasıl tecelli edeceği hakkında rakamlı, ölçülü bir görüş beyan etmek mümkün değildir. Mesela, bu dünyada yaşarken günahkâr olan ama şu veya bu sıkıntılara sabır ve imanla dayanabilen ve imtihanı kazananlar o çektikleri sebebiyle direkt cennete girebilecekleri bir af görebilirler. Böyle bir beklentinin elimizde kati ve rakamsal bir ölçüsü yoktur. Ayetler ve hadislerde umut eksenli ifadelerden genel olarak anlaşılan bir sonuçtur bu. e- Bu kural ulemanın genel olarak çizdiği çizgiyi yansıtır. Şaz denebilecek tek tük tahminler, mantık oyununa dayalı beyanlar da varsa bile ilmî bir değeri yoktur.
peygamber konusundaki diğer fetvalar
Bu rüyanızda gördüğünüz Peygamber aleyhisselam efendimiz değildi. Dolayısıyla endişe etmeniz de gerekmez. Peygamber aleyhisselam efendimizi gündüz gözüyle onun dini üzerinden görmeye bakınız. Allah Teâlâ hepimizin akıbetini hayır etsin.
Kur'an’ımızda veya sahih sünnette böyle bir isim peygamberlerden biri olarak geçmemektedir. Âlimler arasında İsrailoğullarının peygamberlerinden biri olarak anılmaktadır ama elimizde bunu ispat edecek bir belge yoktur.