Fetva Meclisi
Soru
Hazreti Âdem babamız ve Hazreti Havva validemiz cennette bir imtihan süreci yaşadı malumunuz. Söz konusu ağacın muhtevasına ilişkin farklı görüşler var ama bu sıralar farklı bir görüş duydum. Ağacın cinsel ilişkiye kinaye edildiği söyleniyor. Kur'an ve sünnetin ruhuna uygun mudur bu yorum?
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamber aleyhisselam efendimizden böyle bir bilgi yoktur. Bazı hadis kitaplarında Ashab-ı Kiramdan İbni Abbas’ın böyle bir sözü olduğu nakledilmiştir. O da bu sözü Peygamber aleyhisselamdan duyduğunu söylememiştir. İhtimal ehlikitap bilginlerinden duyduğu bir bilgidir. Peygamber aleyhisselam efendimiz, Yahudi ve Hristiyanların, bizim için ibadet değeri olmayan bilgilerinin nakledilmesinde sakınca olmayacağı hadisi üzerine o da bu bilgiyi nakletmiş olmalıdır. Kadının hayız olması bir ceza değil Allah’ın yaratmasının bir hikmeti gereğidir.
Bu tartışma için haklıyı belirlemek çok zordur. Her iki tarafı da haklı veya haksız gösterebilecek sonuçlar bulunabilir. Babanızın sözünün daha etkili olduğunu zannediyoruz yine de; Anadolu deyimiyle 'eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmek' ifadesi zannediyorum babanızın daha haklı olduğunu gösteriyor. Genel hatları ile belirtmekle ayrıntıları göstermek arasında gelip gidebilir bu mesele. Allah yardımcımız olsun.
Bugün ne yapabileceğimizi düşünelim, ateşten korunmaya bakalım. İmanla ölen herkes er veya geç cennete girecektir. Yeter ki işlenen günahlar sonunda imanı da alıp götürmesin. Ama bu götürme ciddi bir tehlikedir! Genel kural böyledir.
Ölümden döner gibi olmuşsunuz. Allah sizi kurtarmış. Şükredin. Büyük ve samimi bir tevbe yapın. Bir daha öyle işlere dönmemeye Uhud dağı gibi büyük bir azminiz olsun. Dönün Rabbinize. Yapacak başka bir şey yok. Ama bataklığa dönmeyin. Şeytan bir kere daha sizi yakalarsa salmaz bilesiniz. Allah'a dönün ve O'nun kapısında sadık kalın.
Önce şunu bilmeliyiz: Bu bilginin bize ne faydası var, mevcut dünya sorunları, müminlerin genel ahvali içinde bu bilgi bize ne katkı getirecek? Sadece bir hiç değil mi? Bu bilgi ile meşgul olmamız bizim açımızdan bir şeytan oyalaması olabilir, dikkatli olmalıyız. O dönemde Havva annemiz bir kız bir erkek ikiz doğruyordu. Farklı zamanlarda doğanlar da birbirleri ile evleniyorlardı. Nesil büyüdükçe de evlenme ile ilgili daire genişletildi. Bu şekilde olduğunu zannediyoruz. Elimizde daha fazla açıklama yapan sarih bir bilgi yoktur.
Cennetin anahtarı kelimeişahadettir. Başka hiçbir anahtar onu asla açmaz. O tarz iyilikler ise dünyada karşılığını bulur. Öyle iyilik açısından bakacak olursak, Allah Teâlâ da ona hayat verip yaşattı ama o iman etmedi, teslis gibi bir bataklığa battı... Ona ne denecek?
ağaç konusundaki diğer fetvalar
“Ağaç kesmek günahtır” şeklinde bir cümle kurulamaz. Doğrusu şu şekildedir: Kesilen ağaç israfa neden oluyorsa, faydalı bir ağaç kesiliyorsa, başkasının malı veya kamu malı olan bir ağaç kesiliyorsa, bir zararın önlenmesi gibi gerekçe yoksa “ağaç kesmek caiz olmaz.”
Kül ve incir ağacı ile alakalı böyle dini bir bilgi bilmiyorum.
Başkasının ağacı onun izni olmadan kesilemez. Mekke Haremindeki ağaçlar kesilemez. İsraf sayılabilecek şekilde kesilemez. Bunun haricinde meyve ağacının kesilmemesi şeklinde bir hüküm yoktur.
Allah Teâlâ’nın kullarına ihsan ettiği nimetlerinden biri de ağaçlardır. Ağaçlar dünyanın ziynetlerindendir. Bir canlıya benzetilmediği, Açık bir israf olmadığı, İkinci bir insana zarar verilmediği sürece belirtilen şekilde şekillendirilmelerinde sakınca olmaz. Zira Allah Teâlâ ağaçları insanlar için yaratmıştır. Şekillendirme de insanın istifade türlerinden biridir.
Şirk/küfür gibi en uç noktaları göstermek biraz zor olabilir ama bir başka din mensuplarının dinlerini ihya etmek için yaptıkları işleri taklit etmenin büyük günahlardan biri olacağını söylemek hiç zor değildir. Eğer o işleri yaparken niyet, onları beğenmek ve doğru yolda görmek ise maazallah iman tehlikeye girmiş demektir.
Allah Teâlâ babanıza rahmet etsin. Şunu bilmemiz gerekir ki, her şeyden önce ölüme hazır olmak ve mezarın içini imanla, ameli salih ile doldurmak asıl görevimizdir. Bunu da mezara girecek olan ölmeden önce yapmalıdır. Mezara girdikten sonra geride kalanların katkıları ile ya da mezarın üstünü imar etmeleri ile orada kıyamet vaktine kadar beklenmez. Dışarıdaki mermerler altta selamet vermez. Allah Teâlâ hepimizin kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe kılsın. Âmîn. Elbette oğlu olarak da anne babanız için yapacağınız şeyler olacağını bildiğinizi zannediyorum. Varsa borçlarını kapatmak, onun için istiğfar etmek, ibadetler yapıp dualar etmek, onun dostlarını ihmal etmemek mezarını imar etmekten çok daha önemlidir. Bu arada mezarını da yapabilirsiniz. Size neler yapılabilir, nelerde sakınca olurun özetini aktarabilirim: Alttaki ölünün unutulmamasını sağlayacak bir işaret konabilir. Taş, tahta veya benzeri bir şey olur. Ölünün kimliği ile alakalı bilgiler, gerekli rakamlar ona yazılabilir. Böylece kabrin yeri sabitlenmiş olur, başka kabirlerle karışmaması ve gerekli hukukun korunması da sağlanmış olur. Bu işaret de genelde baş tarafına konur ki böylesi güzeldir. Ölünün resminin kabrin üzerine konması veya taşa işlenmesi uygun değildir. Bu sadece batılı anlayışın bilinçsizce taklit edilmesidir. Kabir duvarlarına Kur'an ayetlerinin yazılması da kaçınılması gereken bir iştir. Kuşların, mezarlığa giren kedi-köpek vb. hayvanların kirletebileceği düşünüldüğünde sakınca daha rahat anlaşılır. Kabrin üzerine sürekli yeşil kalacak şekilde ağaç dikilmesini fukahamızdan hoş görenler olmuştur. Çiçek bahçesine dönüştürmeyi de en azından israf olarak görürüz ama mümkün oldukça ağaç dikilebilir. Kabrin altının imarı asıl olandır. İbret almak ve sevap göndermek için oluşması gereken ortamı gösterişe dönüştürmek uygun olmaz. Kabrin içinin veya dışının boyanması israftır ve bu ümmetin kültürüne uzak bir iştir. Kabrin üzerine çatısı olan yapı oluşturulması Hanefi mezhebi fukahasınca tahrimen mekruh kabul edilmiştir. Bazı fakihler ise ulemanın ve meşayıhın kabirlerinin üzerine kubbe yapılması durumunda insanların ibret almalarına daha çok vesile olabileceği umudu ile caiz demişlerdir. Yine de biz, kabrin içindeki hazırlıkların daha öncelikli hatırlanması tavsiyesine dikkat ederiz. Mezarın çapı kadar bir beton/mermer veya uygun eşyadan yapı yapılabilir ama bu yerden yüksekliği çok az olacak şekilde olmalıdır. Maksat mezarın yerinin sabitleştirilmesi ve üzerindeki toprağın kayması ile mezarın açılma riskinin önlenmesi olmalıdır.