Fetva Meclisi
Soru
“İmam-ı Rabbani hazretleri Mektûbat kitabında, üçüncü cilt, kırk birinci mektubunda buyuruyor ki: Kâfirlerin bayramlarında, onların yaptıklarını yapmak, hep şirktir. Hem Müslümanlığı, hem de kâfirlik ibadetlerini yapan müşriktir. Kâfirliği beğenen de müşriktir. Müslüman olmak için kâfirlikten kaçınmak lazımdır. Mü'min olmak için şirkten sıyrılmak şarttır.” Buna göre yılbaşında ağaç süslemek küfür müdür?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir işi “küfür/şirk” gibi kavramlarla açıklamak ağır bir durumdur. Evet, bir hata hatta günah ama dinden çıkmak gibi bir durum değildir inşaallah. İstiğfar etmeli, tevbe etmeli ve tekrarından Allah’a sığınmalıdır.
Selamünaleyküm. Şirk ve küfür gibi kavramlar adeta idam gibi son kullanılabilecek kavramlardır. Ulu orta bu kadar rahat kullanılmaları ağır bir sorumluluktur. Buna dikkat edelim. Okulların mü'min insan yetiştirmek için ikame edilmedikleri gayet açıktır. Tam aksine kafası karışık insan yetiştirmek için ikame edilmektedirler. Bir mü'minin çocuğunu, hiçbir sakınca yokmuş kabul ederek yani bu durumu normal görerek okullara göndermesi elbette Allah katında sorumluluk gerektirecek bir durumdur. Bunu şirk, küfür kavramları ile kullanmasak da ağırlığını reddedemeyiz. Meseleyi zaruret meselesi olarak görüp, kendi çapında da tedbirler alan mü'min için ise aynı şeyi söylememiz doğru olmaz. Mü'min insanları cehenneme doldurduktan sonra delil toplama mantığı ile hareket etme yerine ne durumdayız, neler yapabiliriz mantığı ile hareket etmek gerekmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Ehlisünnet'in iman ettiği hakikat şudur: Amel eksikliği, tembellik, ihmalkârlıktan kaynaklandıkça küfre girme nedeni olmaz. Küfür, imandaki sakatlıktan kaynaklanır. Allah'a ve Şeriat'ına imanda sıkıntı olmadıkça küfür söz konusu değildir. Bu noktayı yani küfürden aşağıda kalan ama imana da yaraşmayan noktayı FASIKLIK olarak isimlendiriyoruz.
Hediyeleşmek, sünnettir. Muhabbeti ve ülfeti artırmak için güzel bir araçtır. Ancak yılbaşı temalı her ne varsa bizim imanımıza da dini örfümüze de ait değildir. Bu hassasiyetimizin erimesi bir kayıptır ve hatadır. Kâfirleri taklit etmekten uzak durduğunuz için dışlanmış olmanız ise kıyamet günü ancak bir övünç sebebi olabilir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. 'Yüzde yüz Müslüman'a', 'yüzde yüz kâfir' demenin küfür olacağı doğrudur. Fakat bu 'yüzde yüz' rakamını her iki cephe için de oluşturmanın kolay olmayacağını hesaba katınca 'kâfir diyene kâfir demenin' de bir risk taşıdığı görülür. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Siz 'münafık' derken iki yüzlü anlamında dedi iseniz bu bir tartışma esnasındaki aşırılıktır. Kâfir anlamında dedi iseniz istiğfar etmeniz gerekir. Müslüman, dili ile söylemedikçe içinden geçenlerden ötürü bir vebale girmez. İkinci husus için de bir şey yapmanız gerekmez. Allah'a emanet olun.
ağaç konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ’nın kullarına ihsan ettiği nimetlerinden biri de ağaçlardır. Ağaçlar dünyanın ziynetlerindendir. Bir canlıya benzetilmediği, Açık bir israf olmadığı, İkinci bir insana zarar verilmediği sürece belirtilen şekilde şekillendirilmelerinde sakınca olmaz. Zira Allah Teâlâ ağaçları insanlar için yaratmıştır. Şekillendirme de insanın istifade türlerinden biridir.
Başkasının ağacı onun izni olmadan kesilemez. Mekke Haremindeki ağaçlar kesilemez. İsraf sayılabilecek şekilde kesilemez. Bunun haricinde meyve ağacının kesilmemesi şeklinde bir hüküm yoktur.
Kül ve incir ağacı ile alakalı böyle dini bir bilgi bilmiyorum.
Allah Teâlâ babanıza rahmet etsin. Şunu bilmemiz gerekir ki, her şeyden önce ölüme hazır olmak ve mezarın içini imanla, ameli salih ile doldurmak asıl görevimizdir. Bunu da mezara girecek olan ölmeden önce yapmalıdır. Mezara girdikten sonra geride kalanların katkıları ile ya da mezarın üstünü imar etmeleri ile orada kıyamet vaktine kadar beklenmez. Dışarıdaki mermerler altta selamet vermez. Allah Teâlâ hepimizin kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe kılsın. Âmîn. Elbette oğlu olarak da anne babanız için yapacağınız şeyler olacağını bildiğinizi zannediyorum. Varsa borçlarını kapatmak, onun için istiğfar etmek, ibadetler yapıp dualar etmek, onun dostlarını ihmal etmemek mezarını imar etmekten çok daha önemlidir. Bu arada mezarını da yapabilirsiniz. Size neler yapılabilir, nelerde sakınca olurun özetini aktarabilirim: Alttaki ölünün unutulmamasını sağlayacak bir işaret konabilir. Taş, tahta veya benzeri bir şey olur. Ölünün kimliği ile alakalı bilgiler, gerekli rakamlar ona yazılabilir. Böylece kabrin yeri sabitlenmiş olur, başka kabirlerle karışmaması ve gerekli hukukun korunması da sağlanmış olur. Bu işaret de genelde baş tarafına konur ki böylesi güzeldir. Ölünün resminin kabrin üzerine konması veya taşa işlenmesi uygun değildir. Bu sadece batılı anlayışın bilinçsizce taklit edilmesidir. Kabir duvarlarına Kur'an ayetlerinin yazılması da kaçınılması gereken bir iştir. Kuşların, mezarlığa giren kedi-köpek vb. hayvanların kirletebileceği düşünüldüğünde sakınca daha rahat anlaşılır. Kabrin üzerine sürekli yeşil kalacak şekilde ağaç dikilmesini fukahamızdan hoş görenler olmuştur. Çiçek bahçesine dönüştürmeyi de en azından israf olarak görürüz ama mümkün oldukça ağaç dikilebilir. Kabrin altının imarı asıl olandır. İbret almak ve sevap göndermek için oluşması gereken ortamı gösterişe dönüştürmek uygun olmaz. Kabrin içinin veya dışının boyanması israftır ve bu ümmetin kültürüne uzak bir iştir. Kabrin üzerine çatısı olan yapı oluşturulması Hanefi mezhebi fukahasınca tahrimen mekruh kabul edilmiştir. Bazı fakihler ise ulemanın ve meşayıhın kabirlerinin üzerine kubbe yapılması durumunda insanların ibret almalarına daha çok vesile olabileceği umudu ile caiz demişlerdir. Yine de biz, kabrin içindeki hazırlıkların daha öncelikli hatırlanması tavsiyesine dikkat ederiz. Mezarın çapı kadar bir beton/mermer veya uygun eşyadan yapı yapılabilir ama bu yerden yüksekliği çok az olacak şekilde olmalıdır. Maksat mezarın yerinin sabitleştirilmesi ve üzerindeki toprağın kayması ile mezarın açılma riskinin önlenmesi olmalıdır.
Sütre her şeyden olur. Dikkat çekmeyen, resim gibi kerahet oluşturacak bir şey olmadıkça sakıncası yoktur.
Sadece bir meşgaledir bu ama insan meşgalesini din üzerinden yapmamalıdır. Boş insanların gündemi bizim gündemimiz olursa biz de boşlardan sayılabiliriz.