Fetva Meclisi
Soru
2012 yılında kıyametin kopacağını söyleyen bir kâfire inanan bir mü’min Allah-u Teâlâ’ya şirk koşmuş mudur? O zamana kadar yaptığı bütün ibadetleri boşa mı gitti, dinden çıkar mı? Tekrar iman edip namaz kılsa, haramlardan kaçınsa, tövbe etse Allah kabul eder mi hocam? Cennete girme umudu var mı, yoksa direkt cehennemlik mi olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunları bırakın da önce siz, hakiki bir tevbe ile tevbe edin, Allah’ın kapısına yönelin. İstiğfar edin. Tekrarından hatta tekrarına yaklaştıran şeylerden ebediyen uzak kalmaya yeminli olun. Önce bu işi halledin. Zinadan sonra ikinci kabahat da o iş olmuştur ama o geçti şu anda. Siz bundan sonraki iman hayatınızı kurtarmaya bakın. Herkes gibi belki de pek çok kimseden daha iyi mü'min olabilirsiniz, gayret edin. Yılmayın ve dökülmeyin.
Şirk/küfür gibi en uç noktaları göstermek biraz zor olabilir ama bir başka din mensuplarının dinlerini ihya etmek için yaptıkları işleri taklit etmenin büyük günahlardan biri olacağını söylemek hiç zor değildir. Eğer o işleri yaparken niyet, onları beğenmek ve doğru yolda görmek ise maazallah iman tehlikeye girmiş demektir.
Ashab-ı Kiramdan itibaren bu ümmetin büyüklerinin, ulemasının inandığı şudur: a- Cennet iman ile ölenlere, cehennem küfür üzere ölenlere ebedî olarak tahsis edilecektir. b- Kâfir olarak ölenler için ayrıntı yoktur, direkt cehenneme girecek ve ebedî olarak orada kalacaklardır. c- Mümin olarak ölenlerden günahı olmayanlar ebedî olarak kalmak üzere cennete gireceklerdir. d- Mümin olarak ölen ama günahları olanlar ise Allah Teâlâ’nın dilemesine kalmışlardır; direkt affedip cennete koyabileceği gibi belli bir süre cehennemde cezalandırıp cennete de koyabilir. Allah Teâlâ’nın muradının nasıl tecelli edeceği hakkında rakamlı, ölçülü bir görüş beyan etmek mümkün değildir. Mesela, bu dünyada yaşarken günahkâr olan ama şu veya bu sıkıntılara sabır ve imanla dayanabilen ve imtihanı kazananlar o çektikleri sebebiyle direkt cennete girebilecekleri bir af görebilirler. Böyle bir beklentinin elimizde kati ve rakamsal bir ölçüsü yoktur. Ayetler ve hadislerde umut eksenli ifadelerden genel olarak anlaşılan bir sonuçtur bu. e- Bu kural ulemanın genel olarak çizdiği çizgiyi yansıtır. Şaz denebilecek tek tük tahminler, mantık oyununa dayalı beyanlar da varsa bile ilmî bir değeri yoktur.
Selamünaleyküm. Şirk ve küfür gibi kavramlar adeta idam gibi son kullanılabilecek kavramlardır. Ulu orta bu kadar rahat kullanılmaları ağır bir sorumluluktur. Buna dikkat edelim. Okulların mü'min insan yetiştirmek için ikame edilmedikleri gayet açıktır. Tam aksine kafası karışık insan yetiştirmek için ikame edilmektedirler. Bir mü'minin çocuğunu, hiçbir sakınca yokmuş kabul ederek yani bu durumu normal görerek okullara göndermesi elbette Allah katında sorumluluk gerektirecek bir durumdur. Bunu şirk, küfür kavramları ile kullanmasak da ağırlığını reddedemeyiz. Meseleyi zaruret meselesi olarak görüp, kendi çapında da tedbirler alan mü'min için ise aynı şeyi söylememiz doğru olmaz. Mü'min insanları cehenneme doldurduktan sonra delil toplama mantığı ile hareket etme yerine ne durumdayız, neler yapabiliriz mantığı ile hareket etmek gerekmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Allah’ın kapısı sürekli açıktır, herkese açıktır. Sadece oynayanlara kapalı olur. İmanı bir cennet cehennem meselesi olarak görmelisiniz. Sosyal bir tercih gibi bakmanız çok vahim bir durum olur.
Kâfir olma konusu son zamanlarda hassas bir mesele hâline geldiği için, bu konuda biraz daha ayrıntılı bilgi vermek istiyorum. Bir insanı dinden çıkaran ve ebedî cehennemlik kılan küfürdür. Büyük küfür, kişinin İslam'ın temel esaslarını inkâr etmesi veya onları küçümseyip alaya almasıyla gerçekleşir. Başlıca türleri şunlardır: Allah'ın varlığını, birliğini, peygamberleri veya Kur'an'ı inkâr etmek. İslam'ın kesin bir hükmünden şüphe duymak (örneğin ahiretin varlığından). İslam'ın hükümlerini veya peygamberi alaya almak. Allah'tan başkasına ibadet etmek veya şirk koşmak. İslam'ın açık bir emrini tamamen reddederek terk etmek. İslam'da, kişiyi küfre götüren bazı ameller ve sözler vardır. Ancak bunlar doğrudan niyet ve bilinçle yapılırsa tehlikelidir. Örneğin: İslam'ı ve şiarlarını aşağılamak:Kur'an'ı, namazı, orucu, tesettürü alaya almak gibi. Allah'a veya Peygamber'e hakaret:Bu tür söz ve davranışlar kesinlikle küfürdür. Şirk koşmak:Allah'tan başkasına ibadet etmek veya Allah'ın sıfatlarını başka varlıklara atfetmek. Dini emirleri alaya almak:Ciddiyetsiz veya küçümseyici bir şekilde İslam'la ilgili şakalar yapmak. Bir Müslüman'ın İslam'a aykırı bir düzen veya devlette çalışması onu doğrudan küfre sokmaz. Burada niyet ve yapılan işin mahiyeti önemlidir: Eğer kişi, çalıştığı yerde İslam'a aykırı işler yapıyor, zulme veya harama destek veriyorsa bu büyük bir sorumluluk doğurur. Ancak bir Müslüman, geçimini sağlamak veya helal bir iş yapmak için böyle bir yerde çalışıyorsa bu durum günah veya küfür olarak değerlendirilmez. Özetle, küfür ciddi bir konudur ve kişinin hem diline hem de amellerine dikkat etmesi gerekir. Ancak Allah’ın rahmeti çok geniştir ve hatalar tevbe ile affolunur. Çalıştığınız veya bulunduğunuz yerle ilgili ise amacınız İslam'a uygun şekilde yaşamak ve helal kazanç sağlamaksa, bundan dolayı küfre düşmezsiniz.