Fetva Meclisi
Soru
İçki içmek ve namaz kılmamak... Her ikisi de büyük günahlardan... İçki içen kimse içkiyi bırakır ve tövbe ederse günahının bağışlanacağı umuluyor. Yani ona ‘’günahlarının af olması için içki içtiğin günlerin yerine ayran içeceksin’’ denmiyor. Peki namaz kılmayan kimse namaza başladığında geçmişteki kılmadığı namazların yerine neden namaz kılıyor? Namaz kılmayan kimse de tövbe edip namazlarını güzelce kılmaya başlayıp, geçmişte kılmadığı namazlar için yüce Allah'tan af dilese yeterli olmuyor mu? Yoksa namaz bir borç mudur, terki halinde tövbe yeterli olmaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
İçki içilmiş bir yerde daha sonra namaz gibi bir ibadetin yapılmasına namazın kabul olması açısından bir sakınca yoktur. Ancak Müslüman insanın, yaptığı işin neye mal olacağına dikkat etmesi gerekmektedir.
Orası bir mescit değildir, eski hâlini irdelemeniz gerekmez. Siz namaz kılarken öyle şeyler bulunmadığına göre namaz kılabilirsiniz, kılmalısınız da. Daha iyi bir yer bulursanız orada namaz kılarsınız.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, alkollü içki ve uyuşturucu kullanmak haramdır. Bu sebeple bir Müslüman’ın alkollü içki içmesi ve uyuşturucu kullanması düşünülemez. Ancak her nasılsa bu haramı işleyen kişi, bunun haramlığını inkâr etmedikçe Müslüman’dır. Dolayısıyla ibadetleri yerine getirmekle mükelleftir. Fakat sarhoşluk, kişinin bilincini etkilediği için bu hâlde iken kılınan namaz geçerli olmaz. Allah Teâlâ, “Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın.” (en-Nisâ, 4/43) buyurmuştur. Kuşkusuz, dua ve ibadet bir idrak ve şuur işidir. Bunun içindir ki, bütün ibadetlerde Müslüman olma ve büluğ çağına ulaşmanın yanında akıllı olmak şart koşulmuştur. İbadetlerin makbul olması için ibadet niyetiyle ve ihlasla yapılmaları gerekir. Bu sebeple namaz kılacak, oruç tutacak ve dua edecek kimsenin ne dediğini ne yaptığını bilecek kadar ayık olması, aklının başında olması lazımdır. Bu itibarla haram olmakla birlikte alkol alan veya uyuşturucu kullanan kişi, ne dediğini bilemeyecek kadar sarhoş değilse, bir başka ifadeyle ne yaptığını ve ne okuduğunu bilecek düzeyde bir bilince sahipse namazlarını kılması gerekir. Bunun için belirlenmiş bir süre yoktur.
Bıraktın bıraktın, karıştırma hiçbir şeyi. Şükret kurtuldun, inşaallah tekrarı olmaz. Söylediklerinden hiçbiri ile bir sıkıntın olmaz. Mübarek yoluna devam et. Allah yardımcın olsun.
Öncelikle belirtmek gerekir ki içki içmek haramdır. Kur'an-ı Kerim'de, “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz. Şeytan şarap (içki) ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” (Maide, 5/90-91) buyurulmaktadır. Hadislerde de sarhoşluk veren bütün maddelerin içilmesi yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber, “Sarhoşluk veren her içki haramdır” (Buhari, Vudu, 71; Edeb, 80; Müslim, Eşribe, 7); “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır” (Ebu Davud, Eşribe, 5: Tirmizi, Eşribe, 3) buyurmuştur. Buna göre Müslüman içkiden ve içki içilen ortamlardan uzak durmalıdır. Sarhoş iken namaz kılınmaz (Nisa, 43). Namaz kılan insan ilahi huzurda bulunduğu için bu ibadetin nezih bir ortamda yerine getirilmesi esastır. Bununla birlikte söz konusu ortamlarda bulunmak zorunda olan kişilerin, temiz ve uygun bir yerde kılmış oldukları namaz geçerlidir.
Namaz kılmamak iki türlü olur. Biri namazı inkâr ettiği için kılmayanın kılmamasıdır ki onun asiliği en ağır asiliktir. Allah'a hergün beş kere asi olan senin arkadaşın olmamalıdır. Diğeri de tembellikten ötürü namaz kılmayanın kılmamasıdır. Eğer onun namazı terki sana etki ediyor ve seni de zayıflatıyorsa uzak duracaksın, namazı feda edebileceğin bir dostluğun olamaz. Hayır, sen ona nefes nefes namazı sevdirebileceksen sürdür arkadaşlığını gitsin.
günah konusundaki diğer fetvalar
ÖTANAZİ kişinin ölmeyi kendisinin istemesi ve ölmesinin iğne veya başka bir yolla sağlanmasıdır. Bu bir intihardır. İntihar etmek, intihar edene yardım etmek kebair günahlardandır. Ötanaziyi isteyen kişi, gerçekleştiren doktor, yardım eden herkes ve bunu tavsiye edenler en büyük günahlardan birini işyelerek ölmüş olurlar. Allah Teâlâ muhafaza buyursun.
Kalplerdeki arızalar, şeytanın saldırıları sonucu yerleşir ve kulun ihmali ile de sabit kalır. İman ve ibadet hayatımızın tamamı böyle bir sıkıntıdan kurtulmuş bir hayat yaşamak içindir: a. Günahları umursamamak, önce çevresindekilerin günahlarını sonra da kendisininkileri umursamamak önemli bir sebeptir. b. Allah’tan ve ibadetten alıkoyan işler ve sebeplerle ilgilenmek buna bir sebeptir. c. Arkadaşta ve çevrede seçici olmamak bir sebeptir. d. Yeme içmeyi ölçüsüz duruma getirmek bir sebeptir. e. Uykuyu ölçüsüz ve kontrolsüz yapmak bir sebeptir.
Allah zulmetmez. Hâşâ zulüm Allah’ın işi değildir. Cezalandırmayı kastediyorsanız, Allah dilediğini yapar ama onun genel kanunu rahmetini daha geniş tutmaktır.
Alimlerimizin bu husustaki sözü şudur: Tevbe kapısı açıktır. Kul, bütün günahlarından tevbe etmelidir. Eğer bütün günahlarından tevbe etmiyor da mesela işlemekte olduğu üç çeşit günahtan sadece birinden tevbe ediyorsa o tevbesi kurala uygun bir tevbe ise kabul edilir. Diğer günahlarından tevbe etmemiş olması o tevbenin de reddedilmesini gerektirmez. Örnek olarak alkol kullanan ve faiz yiyen mümin, sadece faizden tevbe etse ve tevbesi kurala uygun ise onun vebalinden kurtulur, alkol devam eder. Genel kanaat böyledir.
Nafile ibadetler bir kazanç yarışı demektir. Her ibadetin bir nafilesi vardır. Birine takatı yetmeyen diğeri ile yarışa katılır. Uykusu ağır olan veya işi ağır olduğu için çok uyuyan teheccüdü kaçırırsa onun yerine öbür nafileye geçer. Kur'an okur mesela. Sadaka verir. Hasta ziyaret eder. Nafileler çoktur. Evet, günahların da etkisi vardır ama sadece günahlardan kaynaklanmıyor bu durum.
Burada şirketi açık bir zarara sokma yoktur ama emin olarak görüldüğü bir pozisyonda ahlâk açısından hata vardır. Haram kelimesini tam olarak kullanmasak da doğru olmayacağını söyleyebiliriz. Yarın daha büyüğüne kaymak için şeytan bu zafiyeti kullanabilir. Onun şefi bu duruma izin verirse bir sıkıntı yoktur.