Fetva Meclisi
Soru
Eşim bir toptancı firmasında çalışmakta. Görevi satış yapıp mal satmak. Her sabah araçlarına almış olduğu ürünler zimmetleniyor. Her akşam ne sattıysa parasını şirkete teslim ediyor. Satamadığı malları iade ediyor. Burada yapmış olduğu satışlara fatura kesiyor. Aldığı paralara tahsilat makbuzu kesiyor. Bu satışların parasını nakit ve kredi kartı tahsilatı olarak yapıyor. Şimdi nakite sıkıştığı zaman şirketin hesabına aldığı nakit parayı kendine alıyor (örnek 200 TL)onun yerine kendi kredi kartı ile şirketin pos cihazından 200 TL çekiyor. Burada harama yada günaha sebep bir durum var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sana mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zekat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Böyle bir durumu mesela, para kazanınca alkol satın alabilir diye esnaftan birinden alışveriş yapmama şeklinde takdir edebilir miyiz? Pos cihazı kullanmak caiz ise sahibinin onun üzerinden günaha girme ihtimali bizim alışverişimizi sakıncalı kılmaz. Alenen bir haram değildir bu.
Şirket bunu bildiğinde sorun edecekse yani rıza göstermeyecekse bu bir haktır. Genel bir teamül içinde es geçilebilen bir pozisyon varsa sıkıntı olmaz biiznillah.
Selamünaleyküm. Siz bunu, satışınızı 1050 TL üzerinden yaparak çözün, üzerine koyma gibi olmasın.
Bunu bir fatura ödeme durumu gibi görebiliriz. Resmi faturalar da mecburen bankalar üzerinden yatırılabiliyor. Bunu da bu hâliyle mecburi bir uygulama görürüz.
günah konusundaki diğer fetvalar
Öncelikle geçmiş olsun deriz size. Bunu özellikle tıbben inceletin. Zekâ veya başka bir alan itibariyle sıkıntılı mıdır değil midir baktırın. Dinen bu sizin zannettiğiniz şekilde bakmanız yerinde olmaz.
Nafile ibadetler bir kazanç yarışı demektir. Her ibadetin bir nafilesi vardır. Birine takatı yetmeyen diğeri ile yarışa katılır. Uykusu ağır olan veya işi ağır olduğu için çok uyuyan teheccüdü kaçırırsa onun yerine öbür nafileye geçer. Kur'an okur mesela. Sadaka verir. Hasta ziyaret eder. Nafileler çoktur. Evet, günahların da etkisi vardır ama sadece günahlardan kaynaklanmıyor bu durum.
Alimlerimizin bu husustaki sözü şudur: Tevbe kapısı açıktır. Kul, bütün günahlarından tevbe etmelidir. Eğer bütün günahlarından tevbe etmiyor da mesela işlemekte olduğu üç çeşit günahtan sadece birinden tevbe ediyorsa o tevbesi kurala uygun bir tevbe ise kabul edilir. Diğer günahlarından tevbe etmemiş olması o tevbenin de reddedilmesini gerektirmez. Örnek olarak alkol kullanan ve faiz yiyen mümin, sadece faizden tevbe etse ve tevbesi kurala uygun ise onun vebalinden kurtulur, alkol devam eder. Genel kanaat böyledir.
Allah zulmetmez. Hâşâ zulüm Allah’ın işi değildir. Cezalandırmayı kastediyorsanız, Allah dilediğini yapar ama onun genel kanunu rahmetini daha geniş tutmaktır.
ÖTANAZİ kişinin ölmeyi kendisinin istemesi ve ölmesinin iğne veya başka bir yolla sağlanmasıdır. Bu bir intihardır. İntihar etmek, intihar edene yardım etmek kebair günahlardandır. Ötanaziyi isteyen kişi, gerçekleştiren doktor, yardım eden herkes ve bunu tavsiye edenler en büyük günahlardan birini işyelerek ölmüş olurlar. Allah Teâlâ muhafaza buyursun.
İbadetlerde ya da Allah’ın emir ve yasaklarında mantık kuralları işletilemez. Belki onlarca gerekçe sayılabilir bu sorunuzdaki ‘neden?’ için ama hiç biri Müslüman’da olması gereken teslimiyetin yerine geçmez.