Fetva Meclisi
Soru
İş yeri sahiplerinin belki de %99'u karttan çekilen parayı bir sonraki gün alıyor. Bankaların anlaşması, karttan pos makinasına çekilen para 45 gün sonra verilir. Şayet işyeri sahibi pos'a çekilen parayı bir sonraki gün isterse bu sefer banka, hesaba yatan paradan belli bir miktar komisyon keserek parayı işyeri sahibine veriyor. Burada işyeri sahibi ihtiyatlı davranmadığı için bu işten sorumlu olabilir ama hocam bu işyeri sahibini bu duruma düşüren kartla alışveriş yapan müşterinin durumunu merak ediyorum. Sonuçta müşteri o alışverişi yapmasa işyeri sahibi de bu duruma düşmeyecek. İşyeri sahibinin faiz belasına düşmesine müşteri de vesile mi oluyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Ticari faaliyetler veya içinde bulunulan şartlar bir bankayla çalışmayı zorunlu kılıyorsa bir katılım bankası tercih edilmelidir. Pos makinesini de bu sınırlar içerisinde düşünebilirsiniz. Şöyle ki, pos cihazı kullanmamanız durumunda ticaretiniz önemli ölçüde zarar görüyorsa işyerinizde katılım bankasının pos makinesini kullanabilirsiniz. Pos cihazındaki parayı anlaştığınız süre içerisinde çekerseniz hiçbir sorun olmamaktadır. Yalnız parayı daha erken çekme durumunda bankanın kesintisini “komisyon bedeli” kabul eden fetvalar olsa da bu durumdan sakınmak en doğru olanıdır.
Selamünaleyküm. Sizin genellemeniz de yerinde değildir patronunuzun ilkesi de. Pos cihazının tüm kullanımı için faizli demek doğru değildir. Faize bulaşmadan da kullanılması mümkündür. Mü'min, böyle durumlarda imanını ve kalbini koruyacağı usullerle hareket eder. Evet, ticaretin önemli bir bölümü faizle yürümektedir ama dikkat eden için çareler vardır.
POS cihazının kullanılması için bir sakınca yoktur diyebiliriz. Ancak erken tahsil karşılığı bankanın para kesmesi fıkıh açısından bir sorun oluşturabilir. Bu ayrıntıya dikkat etmek gerekiyor. Gerçi her halükârda bunu caiz görenler vardır. Faizin tehlikesine karşı hassas olmak en evla olandır. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Değerli kardeşim. Mevcut bankaların adı ne kadar İslam ile birleştirilirse birleştirilsin netice asla İslamî değildir. Bunu bilelim. Durumumuz, domuzdan bir kıl koparma benzetmesi ile anlatılabilecek bir durumdur. Ve özellikle bilelim ki, para kâğıt veya tuş üzerinden kazanıldığı an araya sorunlar ve şüpheler girer. Pos cihazının ilke olarak kullanılmasında bir sakınca yoktur. Tercih olarak da ertesi gün almamayı tercih ederiz. Ertesi gün hesaba yatmaya caiz olarak bakan fıkıhçılarımız da bulunmakta ise de benim şahsi kanaatim bunun caiz olmayacağıdır. Allah'a emanet olun.
Parayı paraya çevirirken kesilen fark caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Bankanın, paranın erken çekilmesinden ötürü kırma yapması başka şey, size pos cihazı kullandırdığı için masraf türünden bir kesinti yapması başka şeydir. Mümkün olduğu kadar alenen faiz işleten bankaların cihazlarını kullanmamalıyız.
affetmek konusundaki diğer fetvalar
Bütün bu yaptıklarınızdan belki de daha ağırı bu yapmakta olduğunuz iştir. Sen kimsin ki, Allah'ın mağfiretinin ve rahmetinin üstünde bir iş yapabileceksin? Kimsin, ne olabilirsin, hacmin ne? Ya şeytanın seni ikinci bir facia için kullanmasına izin veriyorsun ya da bilerek bunu bir oyun olarak yapıyorsun; sebep ne olursa olsun, yaptığın, düşündüğün yanlıştır. Bırak bunları ve Rabbine dön.
Selamünaleyküm. Bir mü'min’in kendisine veya malına karşı işlenen bir suçtan ötürü elde ettiği haklılığından doğan haklarını kullanması günah değildir. Hakkını helal etmek zorunda da değildir. Buna rağmen, mü'min kardeşini bağışlaması bir tür sadakadır. Nasıl sadaka vermek zorunlu değilse bu da zorunlu değildir. Tıpkı sadakanın fazladan bir kazanç olması gibi böyle bir bağış da fazladan kazanmaktır.
En temel kural olarak şunu biliniz: Affeden yani alttan alan kazanır. Haklı olduğu bir davada kenara çekilenin ödülü cennettir. Bunu bilin. Bir de şu hususu dikkate almalısınız: Neticede bir hayat yaşadınız. Sizin de o hayatta bazı hatalarınız olmuştur. En azından idare etmeyi, yönlendirmeyi becerememişsinizdir. Şimdi gelinen noktada affeden, geçmişi silmeyi başarabilen biri olmanız gönül rahatlığına ermeniz demektir. Bunu kaçırmayın. Eşiniz yine aynı hatalara dönerse sizin bir kaybınız olmaz, kaybeden o olsun.
Elbette bu af kelimesini önce “Allah’ın affı” olarak bilmeliyiz. Allah affetmedi ise eş affetse ne olur, etmese ne olur? Eğer mesele Allah’ın affetmesi ile sonuçlanacak bir tevbe ve ahlaklı hayata döndü ise eşlerin birbirilerini iyi bir ahlâk olarak görürüz.
Böyle bir şey bilhassa başkalarının gözü önünde onur kırıcıdır. Müslüman onurunun bile bile kırılmasına göz yumamaz, yummamalıdır.
Selamünaleyküm. Evet, gayet ağır bir durum bu Mü'min için. Yalnız şerefli bir anne olduğunda kimsenin tereddüdü olmadığı gibi, Mü'min olduğuna dair de sahih bir bilgi de yoktur. Bu hususta bir yığın eser yazılmıştır ama hiç birisinde kalbi rahatlatan bir sonuç yoktur. En güzeli bu meseleleri Allah'a havale etmektir. Bir de biz, bu durumdan kendimize bir ders çıkarmalıyız.