İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Kalplerdeki imana yönelik arızalar hangi sebeplerle oluşuyordur? Bunları bilebilir ve tedbir alabilir miyiz?

Cevap

Kalplerdeki arızalar, şeytanın saldırıları sonucu yerleşir ve kulun ihmali ile de sabit kalır. İman ve ibadet hayatımızın tamamı böyle bir sıkıntıdan kurtulmuş bir hayat yaşamak içindir: a. Günahları umursamamak, önce çevresindekilerin günahlarını sonra da kendisininkileri umursamamak önemli bir sebeptir. b. Allah’tan ve ibadetten alıkoyan işler ve sebeplerle ilgilenmek buna bir sebeptir. c. Arkadaşta ve çevrede seçici olmamak bir sebeptir. d. Yeme içmeyi ölçüsüz duruma getirmek bir sebeptir. e. Uykuyu ölçüsüz ve kontrolsüz yapmak bir sebeptir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min bir insanın kalbinde şu başlıklar bir iman gereği olarak bulunmalıdır: Allah’ı sevmek, Ondan korkmak, ihlas, tevekkül, tevbe, takva, sabır, şükür, umut, kendini muhasebe etme, nefsini kınama, şeytanın vesvesesine karşı direnç, zühd, imanda yakîn, Allah’a muhtaçlık hissi, tevazu, huşu, Allah’tan yardım umma, Allah’a sığınma, Allah’ı ve mahlukatını tefekkür, hayâ, Allah için sevgi, Allah için buğz, rıza ve teslimiyet.

Kalbe yönelik ibadetler ya da dinimizin kalpte görmek istediği işler nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Mü'min, imanı ile düşünen, konuşan, yürüyen insandır. Okuduğunuzdan etkilenmenizin temelinde yatan sır budur. Eğer, imanınıza ters düşen şeyleri okursanız, zamanla bu heyecanınız söner, dikkat edin.

Bazen ateistçe yazılar okuduğumda şeytan ve cinlerle ilgili yazılar okuduğumda k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir kalp sahibi: a. Tevhidi ve imanı hayatın birinci meselesi olarak göremez. b. İbadetlerden zevk alamaz. c. Günahlardan uzak duramaz, tevbeye gerek duymaz ya da erteler. d. Müttaki insanlara mesafeli durur. e. Gaflet ortamlarından yani ahireti unutturan ortamlardan ayrılmaz, gönlü oralarda kalır. f. Bütün bunlara rağmen cennetlik olduğunu kesin gibi bilir.

Mü'min insanın kalp dünyasında sorun olduğu nasıl anlaşılabilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şöyle bilmelisiniz: 
Biz imanla bitirmek için mücadele etmemiz gereken bir hayat yaşıyoruz. Başından sonuna kadar hayatımızı tam bir iman ile geçirmek hedefimiz olmalıdır. Bu hedef baştan sona aynı heyecan ve ihlasla sürmeyebilir. Belki peygamberler, nadirattan salihler için mümkün denebilecek bir hedeftir bu. İman sıfır noktasına inmediği sürece aradaki iniş çıkışlar, kul o hedefi unutmadığı ve gayret ettiği sürece sorun değildir. Peygamber aleyhisselamın şu hadisini iyi anlarsak meselemize ışık tutacaktır biiznillah: 
“Bütün kalplerin ayı kaplayan bulut gibi bulutu olur. Ay ışığı ile parlak iken bir bulut önünü keser ve kararır. Bulut geçince de tekrar parlaklığı devam eder.” (Taberani, Avsat, 5220) Bu mübarek benzetmeyi unutmamalıyız. Yorgunluklar, ara sıra basan tembellikler, olumsuzluklar hedefimizi şaşırtmamalıdır. Kalbimizin nabzı gibi kabul etmeliyiz tıpkı koşarken nabız yükselecek, dinlenirken inecek ama kalp devam edecek. - Haramlardan külliyen uzak duracağız. - Farzlarda eksiğimiz olmayacak. - Nafilelerde ise kapasitemiz ve kabiliyetimizle bağlantılı olarak çalışıp duracağız. Birini beceremezsek diğerine, bir gün o nafileyi diğer günü başka bir nafileyi yerine getirerek yürüyüşe devam edeceğiz. Bu anlayışla bakamazsak şeytan ara dönemlerimizi değerlendirip bizi kulluk yürüyüşünden koparabilir.

Hocam sizden sıkıntılarım için yardım istiyorum. Ben bazı zamanlarda kendimi sah
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aziz kardeşim, sizi bir gerçekle yüzleştirmekte fayda mülahaza ediyorum. O gerçek de şudur: Allah'a kul olmanın önündeki engelleri ya da imtihanları Siyonizm ve alkol gibi sınırlı şeylerle düşünürsek olacağı budur. Kul olmanın, imanın hakkını vermenin önünde alkolden daha uyuşturucu engeller vardır/olacaktır da. Alkol beyin uyuşması yapıyor, alkolden daha uyuşturucu ve etkisi beyne, kalbe aynı anda sirayet eden sıkıntılara hazır olmamız gerekiyor. Dikkat ediniz, bu saydığınız şeyler birinci derecede imanı etkileyen hususlardır. Birinci derecede iman etmiş olmak veya olmamak denebilecek şeyleri çok rahat yazabiliyorsunuz, sorabiliyorsunuz, irdeleyebiliyorsunuz. Bu nedenle de huzursuzsunuz. Huzursuzluğunuzun temel nedenini de siz abartıp büyütüyorsunuz. Sizin şahsınız açısından belki değil ama böyle bir sorgulamayı Allah'a iman eden birinin bu kadar rahat yapabilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Size iki soru sorayım, bu iki sorunun cevabından ikimiz de makul bir noktaya gelmeye çalışalım. Sorularımın birincisi: Ümmetimizin şu zamandaki hâlini nasıl değerlendiriyorsunuz? Müslümanca bir kenara insanca bir hayattan söz edebilir misiniz? Aklı başında her hangi bir insanın kabul edebileceği bir hayat var mıdır ortada? Sorularımın ikincisi: Bu gündeme getirdiğiniz konuların hangisi bir Müslümanın imanı, ibadeti, ahlâkı veya maddi kazancı ile alakalı düzeltme, ıslah etme bakımından direk gündeme gelebilecek bir konudur? Ya da bu ümmetin mevcut sorunları arasında bunların hangisi çözüm için gereklidir, hangisi hangi sorunun nedenidir? İnsaf sahibi biri görecektir ki, bunlarla meşgul olmak akılla izah edilebilecek bir nedene dayanmamaktadır. Meşgul olmaya mecbur olduğumuz nice meseleler arasında bunlara yer bulmak anlamsız değil mi? Aç birinin tırnak makası araması ne anlama gelirse bunlar da o anlama gelebilir. Bir başka husus da şudur: Öğrenmenin ve öğrendiklerinle amel etmenin bir öncelik ve önem sırası olmalı değil midir? Mesela namazın öncelikliği ile haccın öncelikliği aynı olabilir mi? Bu açıdan bakmaya çalışın; kaç numaralı mesele ile alakadar oluyorsunuz acaba? Nesiller ne durumda, siyaset ne durumda, ekonomi; faiz, haramlar, kumar ne durumda..? İffet ne durumda? Aziz kardeşim, yeniden bir gündem belirlemek zorundayız. Bu gündemi de ümmetimizin üzerinden hesapları olan düşmanlarımızın planlamasına izin veremeyiz. Bizden olduğu hâlde kişisel ihtiraslarını dinimizin konuları ile tatmine çalışanların planlamasına da izin veremeyiz. Mucize ve benzeri konular bizim imanımızın içindeki konulardır. Bunları biz bize konuşuruz elbette ama kâfirlerin konuşmasına izin veremeyiz, konuşurlarsa dinlemeyiz. Birilerinin -velev ki bizimle beraber namaz kılanlardan olsun- 'sonra ne olacak?' sorusuna ikna edici bir cevap vermedikçe de bunları konuşmasına izin veremeyiz. Konuşursa da onun hakkında dikkatli olmayı yeğleriz. Umarım bakışımızı izah edebilmişizdir. Allah'a emanet olunuz.

Peygamberlerimizin mucizesi olamayacağı, eğer onlar olağan üstü şeyler yaparsa o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle kati bir ifade kullanmak yerinde olmaz. İnsanın başına gelen sıkıntıların bu pencereden değerlendirilmesi açısından şunları söylememiz mümkündür: İnsanın başta Allah’ı inkâr ve genel olarak haramlar gibi işlediği suçlar dünyada iken asıl ceza ahirette olmak üzere ön ceza olarak ceza görmesine neden olabilir. Bireyler veya toplumlar için bu mümkündür. Ancak kimin hangi sıkıntısı böyle bir nedenle gelmiştir, bunu bilemeyiz, bilmemiz de mümkün olmaz. Özellikle günahkâr mümin insanların başlarına gelen sıkıntıları bu mantıkla değerlendirip gereğini yapmaları isabetli bir davranış olur. Bunun gereği de tevbe edip salih mümin olma yolunda yürümektir. Kimi zaman da kulun durumu iyiler arasında olmakla beraber o kulun derecesi yükselsin, daha çok sevap kazansın diye zorluk çekeceği sıkıntılar çektiği de olur. Peygamberler ve pek çok salih kulun bize ulaşan sıkıntılarında bu gerekçeyi okuyabiliriz. Bir başka yorum da şudur: Kulun günahkâr kimliği sıkıntı ve bela çekmesine neden olur. Kul sabreder kadere itiraz etmez ve ecir kazanır. Bu da bir nevi cezayı (belayı) hayra dönüştürmek olur. Bu incelikler kâfirler için geçerli değildir. Onların bu dünyada çektikleri sadece sıkıntı olarak kalır onlar için. Özet olarak denebilir ki: İman ve sabır ile karşılaşılan sıkıntılar öyle veya böyle mümin için kazanç vesilesidir. Kul, sıkıntıya düşmemek için tedbirli olur. Yine de sıkıntıya düşerse bu sefer insan olarak sıkıntıyı gidermek için yapabileceklerini yapar. Ve kazanan olur biiznillah.

Hocam insanın başına gelen sıkıntılarla belalar Allah’ın o kuluna cezası ve azab

günah konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İbadetlerde ya da Allah’ın emir ve yasaklarında mantık kuralları işletilemez. Belki onlarca gerekçe sayılabilir bu sorunuzdaki ‘neden?’ için ama hiç biri Müslüman’da olması gereken teslimiyetin yerine geçmez.

İçki içmek ve namaz kılmamak... Her ikisi de büyük günahlardan... İçki içen kims
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Çalınmış paranın sadaka verilmesi helallik için yetmez. Sahibinin helallik vermesi gerekir. Ondan helallik istenecektir. Parası da geri verilecektir. Sahibi bulunamıyor veya bilinmiyorsa ya da sahibine öyle bir teklifle gitmek daha büyük sıkıntılara neden olacaksa o zaman sadaka vermek yeterlidir. Yine de istiğfar unutulmamalıdır.

Cahillik günlerimde birisinin parasını çalmıştım, Allah kalbimi düzeltti, günahl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

ÖTANAZİ kişinin ölmeyi kendisinin istemesi ve ölmesinin iğne veya başka bir yolla sağlanmasıdır. Bu bir intihardır. İntihar etmek, intihar edene yardım etmek kebair günahlardandır. Ötanaziyi isteyen kişi, gerçekleştiren doktor, yardım eden herkes ve bunu tavsiye edenler en büyük günahlardan birini işyelerek ölmüş olurlar. Allah Teâlâ muhafaza buyursun.

Ötanaziye yardım etmek doğru olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tekfir etmek yani Müslüman insana kâfir demek haramlardan bir haramdır. Herhangi bir haramdan nasıl tevbe ediliyorsa bundan da öyle tevbe edilir. Yalnız bu günah bir insanla alakalı olduğu için yani kul hakkı ihtiva ettiği için hak sahibinden de helallik almayı gerektirir. a- Yapılan hatayı pişmanlık, b- Onu yapmamak, terk etmek, c- Tekrar yapmamaya kesin kararlı olmak ve d- O İNSANDAN HELALLİK İSTEMEK. Tevbe budur. O kişileri bilmeniz veya bulmanız mümkün değilse o durumda çokça istiğfar etmeye, onlar için sadakalar vermeye çalışınız.

Ben, geçmişimde çok insana kafir olduğunu yüzüne karşı ya da arkasından söyledim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Durum şöyle olsa idi mesela Müslüman olmayan biri kanser olduğunu anlayınca Müslüman olsa idi, ona Müslüman değilsin demeyecektik. Küfürden dönmek bile mümkün iken küfürden çok daha alt düzeyde olan bir günahtan dönmek neden mümkün olmasın? Yeter ki bu kişi son nefeslerinde bunu yapmış olmasın.

Hocam kanser hastası olan biri öleceğini anladıktan sonra günahından tevbe etse
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah zulmetmez. Hâşâ zulüm Allah’ın işi değildir. Cezalandırmayı kastediyorsanız, Allah dilediğini yapar ama onun genel kanunu rahmetini daha geniş tutmaktır.

Allah bir kuluna çok günah işledi diye zulüm edip günaha düşürür mü? Delilleri n

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.