Fetva Meclisi
Soru
Ben, geçmişimde çok insana kafir olduğunu yüzüne karşı ya da arkasından söyledim. İnsanların kafir olduğunu tespit edince sanki rahatlıyordum. Şimdi bu yaptığımdan tevbe etmek istiyorum. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Tevbe tam anlamı ile PİŞMAN OLUP TERK ETMEKTİR. Yapılmış hataya pişman olmak ve onu yapmayı terk etmek tevbe denince anlaşılması gereken her şeydir. İlave olarak da şunu söyleyebiliriz: Söz konusu hata bir kul hakkı ise hak sahibinin hakkı da kendisine verilir. Böylece tevbe edilmiş olur. Samimi bir pişmanlık ve tam bir terk gerçekleşmedikçe tevbe yoktur. Yani bunlar şarttır. Şu veya bu dua ise şart değildir. Elbette mü'min insan, sürekli bildiği dille ve cümlelerle dua eden insandır. Bu ayrı bir meseledir.
Öncelikle günümüzdeki tekfirin bir hastalık çeşidi olduğunu hatırlatmak isterim. Bu hastalıktan uzak bir şekilde normal şartlar içerisinde bu konuyla ilgili şu bilgileri aktarmak yerinde olur. Tekfir, çok ağır bir meseledir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Kim birine ‘kâfir’ der de o kişi gerçekten kâfir değilse, bu söz ona geri döner." buyurmuştur (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111). Eğer kişinin küfre girdiği kesin olarak bilinmiyorsa Allah'a havale etmek en güvenli yoldur. Bir kişi açıkça Müslüman olduğunu söylüyorsa ve İslamî esasları kabul ediyorsa onun zahiren Müslüman olduğu genel kuralımızdır. Kişi, söylediği veya yaptığı şeyin küfür olduğunu bilmiyorsa mazur görülebilir. Kişi söylediği şeyin farklı bir anlam taşıdığını düşünüyorsa tekfir edilmez. Kişi, baskı veya tehdit altında söylemişse tekfir edilmez. Özetle, bir kimse zahiren Müslüman ise küfre düşürücü bir söz veya iş yaptığında hemen tekfir edilmez. Öncelikle niyeti, cehaleti, kastı incelenir. Eğer kişi hatasını fark eder ve tevbe ederse Müslüman olarak kabul edilmeye devam edilir.
- Önce samimi bir tevbe gerçekleşecek. Tevbe ciddi bir pişmanlık ve tekrar etmemeye karar vermektir. - Söz konusu haram, bir başkasının malı ise o mal sahibine iade edilecek. Helalliği talep edilecek. - O mal elde değilse bedeli sahibine ödenecek. - Sahibi bilinmez, bulunamaz ise sadaka olarak verilecek. - Bu malı bu şekilde veremeyecek kadar fakir ise bu kişi çokça istiğfar edecek, dua edecek. - Söz konusu haram mal, birisine ait değil de elde edilme yöntemi itibarı ile mesela faiz gibi, rüşvet gibi, haram bir iş yapılarak elde edilmesi gibi bir yolla kazanıldı ise; - Elde kalanlar bir fakire veya derneğe verilecek. - Elde kalmayanlar için ise istiğfar edilecek.
Toplu bir tevbe ve istiğfar etmeniz mümkündür. Geçmişteki bu hatalarının tamamından pişmanlık duyup onları tekrar etmemek tevbedir. Bu da topluca yapılabilir. İkinci konuda da bir şey yapmak gerekmez. Allah Teâlâ hatalarda ısrar etmekten hepimizi muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. Tevbe etti iseniz kapandı, siz de kapalı tutun.
Bir insanın hakkına giren birisi tevbe etmelidir. Tevbesinin şartlarından biri de hakkına girdiği insandan helallik almasıdır. Helallik alması, ona verdiği zararı geri iade etmesidir. Size hakkını helal etmeyen kişiyi bir zaman sonra da olsa ikna etmelisiniz. Ona ait parayı bekletin. İlk fırsatta iade edersiniz. Hiç imkân olmaz da veremezseniz, bu arada o ölürse parayı onun adına sadaka verirsiniz.
günah konusundaki diğer fetvalar
Durum şöyle olsa idi mesela Müslüman olmayan biri kanser olduğunu anlayınca Müslüman olsa idi, ona Müslüman değilsin demeyecektik. Küfürden dönmek bile mümkün iken küfürden çok daha alt düzeyde olan bir günahtan dönmek neden mümkün olmasın? Yeter ki bu kişi son nefeslerinde bunu yapmış olmasın.
Çalınmış paranın sadaka verilmesi helallik için yetmez. Sahibinin helallik vermesi gerekir. Ondan helallik istenecektir. Parası da geri verilecektir. Sahibi bulunamıyor veya bilinmiyorsa ya da sahibine öyle bir teklifle gitmek daha büyük sıkıntılara neden olacaksa o zaman sadaka vermek yeterlidir. Yine de istiğfar unutulmamalıdır.
Tevbe en büyük ve kurtarıcı ibadetlerdendir. İyi mü'min olmanın göstergelerinden biridir tevbe. Zira insan olup da günah işlemez kimse yoktur. Şu veya bu günahı herkes işler, âdemoğlunun yazgısı böyledir. Günah işlemez olanlar peygamberler ve meleklerdir sadece. Bu nedenle mü'min insan, “Neden günah işledim?” tartışması yerine “Hemen tevbe etmeliyim.” gerçeği üzerine yoğunlaşmalıdır. Böyle yaparsa hem günahlarından kurtulur hem bereketli bir hayat yaşar. Tevbenin kabul edilip edilmediği gayba ait konulardan biridir, hiçbir insan bunu bilemez, bildiğini iddia da edemez. Tevbenin kabul edilmiş olmasının bazı işaretleri olabilir. O işaretleri şöyle değerlendirebiliriz: - Mü'min, tevbe ettikten sonra geçmiş günahının ezikliğini unutmaz, tevbe olmasa idi ne kadar büyük bir ziyanda olacağını sürekli hisseder. - Onu o günaha düşüren ortam ve kişilere karşı tedbirli olur ve yeniden günaha düşmemek için dikkat eder. - Tevbeden sonra ibadetlerini artırır ki sevapları hatalarını kapatsın. - Tevbe etmiş olmayı Allah’ın bir nimeti olarak görür, o nimetin şükrünü yapmaya çalışır.
Bu da bir şeytan tuzağıdır. Tevbeni yaptı isen, tevbene güvenmelisin. Çokça Kur'an okuman gerekir. Kur'an okudukça bu sıkıntı azalır ve yoğun zikirler yap. Mesela günde yüz kere salavat getir. Kelime-i tevhid getir.
Sürekli izlenen bir güvenlik kamerasının bulunduğu yerde kamera üçüncü kişi sayılabilir. Bu da halvet günahı oluşmasını kaldırabilir. Yine de bunu zaruri bir durum için kabul etmeli ve yalnız kalınmamalıdır. Zira ses kaydı yapmayan kamera veya görüntüyü net olarak almayan bir kamera olması gibi ihtimaller üçüncü kişinin şeytan olmasına yol açabilir.
Bugünkü hayat anlayışında bu tür hesaplar sıradan bir mal gibi kullanılmaktadır. Sıradan bir mal nasıl sahibinin tecavüz edilemez hakkı ise bunlar da öyledir. Kulansın kullanmasın o sahip olduğu sürece izni olmadan alınamaz. Alınırsa kul hakkı olur.