Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben geçmişte birçok kere elfâz-ı küfürde bulundum ve tevbe ettim. Aklıma gelmeyen elfâz-ı küfürlere nasıl tevbe edeceğim. Mesela herhangi bir ayeti inkâr ettiğim aklıma geliyor. Bunlar her aklıma geldiğinde tevbe etmem gerekiyor mu? Bir de bir kişinin İncil okuduğunu ve birçok incilinin olduğunu öğrenmiştim. Daha sonra onunla ilgili konuşurken Hristiyan olabileceğinden bahsetmiştim başka bir arkadaşıma ama alevi olduğunu söyledi. Bir Mü'mine kâfir demek de küfre düşürüyormuş onu öğrendim. Benim kendisinden helallik almadan tevbe etmem yeterli mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Tevbe etti iseniz kapandı, siz de kapalı tutun.
Aleykümselam. Tevbe ile sildiğiniz dosyalara geri dönmeyin. Allah'ın sildiğini karıştırmak doğru değildir hatta o da yeni bir günahtır.
Direkt imanla alakalı yani Allah, Kur'an, peygamber ve mukaddesat ile alakalı konularda İNKÂR, HAKİR GÖRME, ALAY içeren sözler küfür sözlerdir. Genel olarak insan ciddi olmalı ve özellikle de iman konularında boş sözler söylememelidir. Eğer sizde vesvese varsa bu konuyu abartıyorsunuzdur. Bunu da bir psikologla muhakkak değerlendirin.
Tevbe var tevbe var. Tevbene bak. Onun dinin ve iffetin bil. Gerçekçi ol. İbadetlerinle tevbeni takviye et. İnşaallah sonu hayır olur.
Selamünaleyküm. Tevbe etmek sıfırlamaktır. Geçmişi karıştırmadan ihlasla yeni yolunuza devam edin.
Ayrıntısını bildiklerine ayrıntılı, bilmediklerine de umumi bir tevbe yapmalı ve bir daha tekrar etmeme azminde olmalıdır öyle bir kişi. Gerisini de Allah'a havale eder.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Kur'an'ımızdaki ayetlerin hangisinin nesh edildiği ve yerine neyin geldiği meselesini fıkıh yolu ile kesin sonuca ulaştırabiliriz. Bugün müminlerin dışında kalan kitlelerle nasıl yaşayacağımız konusu fıkhın konusudur. Bu konuda ilk asırlardan itibaren fukaha eserler vermiştir. Günümüzde de muasır ulema bu konu ile alakalı ayrıntılı çalışmalar yapmışlardır. Dolayısıyla Kur'an'ımızdaki bir veya iki ayeti esas alarak bugün nasıl bir siyaset izleneceğini belirlemede başarılı olamayabiliriz. Esasen fukahanın da Kur'an dışına taşma gibi bir durumu da yoktur. Ayetlerin bir bütün olarak ele alınması şeklinde de anlaşılabilir bu durum. Özet olarak sorunun çözümünün fıkıhta olduğunu ve çözülmüş olduğunu söyleyebiliriz.
İlk insan Âdem aleyhisselamdır. Ondan önce bir insan yoktur. Zümer Suresinin altıncı ayeti de, bütün insanların babasının Âdem aleyhisselam olduğunu, eşinin de ondan yaratıldığını daha sonra da bütün insanların bir ana rahminde belli merhalelerle yaratıldığını haber vermektedir.
Bir kat veya yedi kat sonucu değiştirmez. Kadının bedenine ait ayrıntılar izlenebiliyor olduktan sonra tesettür sıkıntılıdır. Rakamlara takılı kalmak yanlıştır. Öyle bir kural da yoktur. Aynı ölçüyü başörtüsü için de kullanabilirsiniz.
Üzerinde Arapça Allah’ın adı veya ayet yazan kâğıtların kesinlikle çöp gibi yerlere atılması caiz değildir. Yakılmalıdır. Türkçe veya başka bir dil ile yazılanları ise mümkün olduğu kadar çöpe atmamalıyız. Onların da yakılması doğru olandır.
Allah’ın emirleri bellidir. Yasakları da bellidir. Kimsenin bize o emir ve yasakların dışında bir emir vermesi söz konusu olamaz. Bu birinci alanımızdır. İkinci alanımız ise şudur: Allah Teâlâ’nın serbest bıraktığı günlük hayatımıza ve yaşadığımız topraklara ait işlerde mü'minler olarak aramızdaki istişare yöntemi ile kararlar veririz. Mü'minler olarak birimiz liderimiz olur. Birinci noktada olmayan hususlarda ona itaat ederiz. O bizden bizim emrimiz durumunda olur. Onu seçmemiz ve ona itaat edeceğimiz alanlarımız da neticede mü'minler olarak aramızdaki istişare ile olur. Böylece sorun da olmaz. Eğer bir lider seçmedi isek zaten bunları konuşma hakkımız da yoktur. Bir lideri olmayan mü'minlerin böyle şeyleri konuşma hakları olmaz.
Mukaddesatımızla müziğin birleştirilmesini kabul edemeyiz. Bu ağır bir hatadır. İstiğfar gerekir.