Fetva Meclisi
Soru
Hocam besmelenin çalgı aletleri ile söylendiği bir ilahi var. Ayette geçen bir ibareyi bu şekilde kullanmak doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu sözün, kullanılması abes bir söz olacağı kesindir, kullanılmamalıdır. Kullanıldığında ise kastın bir inkâr niteliği taşımayacağı da bellidir. İstiğfar edilmesi yeterlidir.
Aleykümselam. Besmeleyi böyle yerlerde kullanmak asla kabul edilemez bir durumdur. Kesinlikle yapılmamalıdır.
Selamünaleyküm. Besmeleyi böyle yerlerde kullanmak asla kabul edilemez bir durumdur. Kesinlikle yapılmamalıdır.
Müzik ve ayet asla bir araya getirilemez. Programın adı ne olursa olsun bu bir hatadır, yapanın istiğfar etmesi gerekir.
Allah'ın kullarını görmesi için hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla melekleri vasıtasıyla görüyor demek yanlış olur.
Selamünaleyküm. Müzik kökten sakıncalıdır. Kime ait olursa olsun müzikle kalbimizi kirletmemeliyiz.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Allah’ın emirleri bellidir. Yasakları da bellidir. Kimsenin bize o emir ve yasakların dışında bir emir vermesi söz konusu olamaz. Bu birinci alanımızdır. İkinci alanımız ise şudur: Allah Teâlâ’nın serbest bıraktığı günlük hayatımıza ve yaşadığımız topraklara ait işlerde mü'minler olarak aramızdaki istişare yöntemi ile kararlar veririz. Mü'minler olarak birimiz liderimiz olur. Birinci noktada olmayan hususlarda ona itaat ederiz. O bizden bizim emrimiz durumunda olur. Onu seçmemiz ve ona itaat edeceğimiz alanlarımız da neticede mü'minler olarak aramızdaki istişare ile olur. Böylece sorun da olmaz. Eğer bir lider seçmedi isek zaten bunları konuşma hakkımız da yoktur. Bir lideri olmayan mü'minlerin böyle şeyleri konuşma hakları olmaz.
Günümüzde bir cariye uygulaması yoktur. İnsanlık bu kavramı tedavülünden kaldırmıştır. Bu kaldırma dinen de yerli yerinde olmuştur. Dinimizin “cariye bulunsun” şeklinde bir emri yoktur. Bulunan cariyelere nasıl davranılacağını kuralları ile belirlemiştir sadece. Ayetteki ifade de belirttiğiniz gibidir.
Toplu bir tevbe ve istiğfar etmeniz mümkündür. Geçmişteki bu hatalarının tamamından pişmanlık duyup onları tekrar etmemek tevbedir. Bu da topluca yapılabilir. İkinci konuda da bir şey yapmak gerekmez. Allah Teâlâ hatalarda ısrar etmekten hepimizi muhafaza buyursun.
Kur'an'ımızdaki ayetlerin hangisinin nesh edildiği ve yerine neyin geldiği meselesini fıkıh yolu ile kesin sonuca ulaştırabiliriz. Bugün müminlerin dışında kalan kitlelerle nasıl yaşayacağımız konusu fıkhın konusudur. Bu konuda ilk asırlardan itibaren fukaha eserler vermiştir. Günümüzde de muasır ulema bu konu ile alakalı ayrıntılı çalışmalar yapmışlardır. Dolayısıyla Kur'an'ımızdaki bir veya iki ayeti esas alarak bugün nasıl bir siyaset izleneceğini belirlemede başarılı olamayabiliriz. Esasen fukahanın da Kur'an dışına taşma gibi bir durumu da yoktur. Ayetlerin bir bütün olarak ele alınması şeklinde de anlaşılabilir bu durum. Özet olarak sorunun çözümünün fıkıhta olduğunu ve çözülmüş olduğunu söyleyebiliriz.
İlk insan Âdem aleyhisselamdır. Ondan önce bir insan yoktur. Zümer Suresinin altıncı ayeti de, bütün insanların babasının Âdem aleyhisselam olduğunu, eşinin de ondan yaratıldığını daha sonra da bütün insanların bir ana rahminde belli merhalelerle yaratıldığını haber vermektedir.
Bir kat veya yedi kat sonucu değiştirmez. Kadının bedenine ait ayrıntılar izlenebiliyor olduktan sonra tesettür sıkıntılıdır. Rakamlara takılı kalmak yanlıştır. Öyle bir kural da yoktur. Aynı ölçüyü başörtüsü için de kullanabilirsiniz.