Fetva Meclisi
Soru
Hocam cariyenin tam olarak anlamı nedir? Nisa Suresi üçüncü ayette geçen “cariyelerle yetinin” sözü karı-koca ilişkisi yaşamasına müsaade edilmesi anlamına mı gelir? Günümüzde bu hüküm hala geçerli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Cariye, kâfirlerle yapılan savaşta esir alınan kadının adıdır.
Siz, tam anlamı ile karı kocasınız. Ailesiniz. Bir aile neler yapabilirse siz de onu yapabilirsiniz. Allah mübarek etsin.
Erkeğin böyle bir bilgiyi paylaşması mecburiyeti dinen yoktur. Eşler arasındaki ilişki ve örfle alakalı bir ayrıntı olabilir bu.
Allah Teâlâ aklımızı ve dinimizi korusun. Ne büyük bir musibet bu. Bir insana veya insanlara kızıp intikamını dininden alır mı bir insan! Maazallah büyük bir cahillik, çok büyük! “Ben Müslüman değilim” şeklindeki bir söz, başka türlü yorumlanamayacak kadar açık bir dinden çıkma sözüdür. Ama sonra tevbe etmek veya hemen ardından namaza durmak gibi dönüş söz konusu değilse sözün sahibi dinden çıkmıştır. Dinden çıkanın karısı eşinden ayrılmış olur yani nikâhları düşer. Eğer karı koca olmadan önce böyle bir şey oldu ise yani nikâhları var ama karı koca olmamışlar ise ayrılık tamamen gerçekleşmiş olur. Erkek tekrar Müslüman olursa yeni bir nikâhla bir araya gelebilirler. Karı koca olduktan sonra dinden çıkma söz konusu ise kadın iddet beklemeye başlar. İddet üç aybaşı dönemi demektir. Üçüncü aybaşı bittiğinde kocası dine dönmedi ise nikâh tamamen bitmiş demektir. İddet içinde iken İslam’a geri dönse yani tevbe etse nikâhları devam ediyor olacaktı. İddetten sonra ise ancak tekrar Müslüman olmak şartı ile yeni bir nikâh ile bir araya gelebilirler.
Âyetin kendisini veya anlamını kastetmedikçe biiznillah öyle bir tehlike oluşmaz ama yine de Kur'an sesi duyulan bir yerde edebe ve vakara dikkat etmek gerekir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Sizin de belirttiğiniz gibi cariye, köle sistemi kalkmıştır. Dinimiz İslam, köleliğin bitmesine adeta teşvikte bulunan uygulamalarda bulunmuştur. Hür Müslüman kadının tesettürü ile cariyenin tesettürü farklıdır. Tesettürle ilgili ayetlerin tefsirinde konuyla ilgili derin malumat bulabilirsiniz. Bilhassa İbni Kesir Tefsiri ve Tefsir’ül Münir eserlerine bakabilirsiniz. - Cariyelerin tesettürü hür mümin kadınlardan farklıdır. - Cariyelerin başları dışındaki bütün yerlerini örtmeleri gerektiğini söyleyen âlimler olduğu gibi hür mümin kadınlar gibi bütün bedenlerini örtmeleri gerektiğini söyleyen âlimler de vardır. - Hür/cariye ayrımı yapılması gereken bir dönem olmuştur. Siyasi ve toplum menfaatine uygun bir karar verilmesi gereken bu dönemde hür kadınlar cilbab giymiş cariyelerin giymemesi istenmiştir. Siyasi ve sosyal bir zorunluluk sebebiyle alınan bu önlem, ön görülen tehlike geçince gerekli olmaktan çıkmıştır. Bu konu üzerinde daha derin bir araştırmak yapmak isterseniz yukarıda ismi verilen eserlere bakabilir ve kadim tefsir kitaplarında tesettür ayetlerinin tefsirlerini inceleyebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
ayet konusundaki diğer fetvalar
Mukaddesatımızla müziğin birleştirilmesini kabul edemeyiz. Bu ağır bir hatadır. İstiğfar gerekir.
Allah’ın emirleri bellidir. Yasakları da bellidir. Kimsenin bize o emir ve yasakların dışında bir emir vermesi söz konusu olamaz. Bu birinci alanımızdır. İkinci alanımız ise şudur: Allah Teâlâ’nın serbest bıraktığı günlük hayatımıza ve yaşadığımız topraklara ait işlerde mü'minler olarak aramızdaki istişare yöntemi ile kararlar veririz. Mü'minler olarak birimiz liderimiz olur. Birinci noktada olmayan hususlarda ona itaat ederiz. O bizden bizim emrimiz durumunda olur. Onu seçmemiz ve ona itaat edeceğimiz alanlarımız da neticede mü'minler olarak aramızdaki istişare ile olur. Böylece sorun da olmaz. Eğer bir lider seçmedi isek zaten bunları konuşma hakkımız da yoktur. Bir lideri olmayan mü'minlerin böyle şeyleri konuşma hakları olmaz.
Şu tespiti yapmalıyız: Görselliğin bu kadar yoğun kullandığı bu zamanda çocuklar için görsellerle dolu bir tefsir çalışması yapılmasını tam anlamıyla muhteşem bir iş olarak görürüz. Bu konuda büyük bir sevap kazanılacağını da umarız. Ancak resmedilmesi hiç mümkün olmayan hususlar da bulunmaktadır. Allah Teâlâ’nın gayba ait olarak bize bildirdiği şeylerin resmedilmesi tehlikelidir. Çocukların aklında cennet denince palmiye ağacı ve türevleri gibi şeylerin canlanabileceği ihtimali Kur'an’ımızın cennet müjdesini küçültür. Bu tür hassasiyetleri koruyamazsak yaptığımız iş sevaptan önce vebale dönüşebilir. Bu da sizin işinizi teknik olarak da zora sokar. Proje sahipleri bir ilim heyetine müracaat ederek resimlemenin sınırları üzerine bir ön rapor hazırlatmalıdır. Siz de bu rapora bağlı olarak çalışmalısınız. Yayınlanmadan önce de muhakkak o ilim heyeti çalışmayı tekrar görmelidir. Eğer yayıncı bu ciddiyete yanaşmıyorsa siz de çalışmayı kabul etmeyin.
Bakara suresinin son iki ayeti gibi “gece okusun” diye tavsiye edilen gece ile kayıtlı olanları gündüz uyuyanın okuması gerekmez. Diğerlerini okumalıdır.
Toplu bir tevbe ve istiğfar etmeniz mümkündür. Geçmişteki bu hatalarının tamamından pişmanlık duyup onları tekrar etmemek tevbedir. Bu da topluca yapılabilir. İkinci konuda da bir şey yapmak gerekmez. Allah Teâlâ hatalarda ısrar etmekten hepimizi muhafaza buyursun.
Müslüman’ın dinini eksiltmesi ne kadar suç ise dinine bir delili olmadan ilave yapması da o kadar suçtur. Din Allah’ındır; ona ne ilave yapabiliriz ne de eksiltme. Bu söylediğiniz şeyin hiçbir dini dayanağı yoktur.