Fetva Meclisi
Soru
Cahillik günlerimde birisinin parasını çalmıştım, Allah kalbimi düzeltti, günahlarımdan tevbe ettim. Şimdi o parayı sadaka olarak versem adamın üzerimdeki hakkı biter mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir insanın hakkına giren birisi tevbe etmelidir. Tevbesinin şartlarından biri de hakkına girdiği insandan helallik almasıdır. Helallik alması, ona verdiği zararı geri iade etmesidir. Size hakkını helal etmeyen kişiyi bir zaman sonra da olsa ikna etmelisiniz. Ona ait parayı bekletin. İlk fırsatta iade edersiniz. Hiç imkân olmaz da veremezseniz, bu arada o ölürse parayı onun adına sadaka verirsiniz.
Aleykümselam. Kalbinizi rahatlatacak şeyi yapın.
Selamünaleyküm. Helalleşme imkanınızın bulunmadığı insanlarla olan hakkınızı onların varislerine verebilirsiniz. Bu da mümkün değilse sizdeki alacakları kadar onlar adına sadaka verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Helalleşmek için bulunamayan birinin üzerimizdeki hakkı maddi bir hak ise onu varislerine vermeye çalışırız. Bu da mümkün değilse, o hak kadar bir kıymeti onun namına tasadduk ederiz. Üzerimizdeki hak, manevi bir hak ise onun için dualar ederek, sadakalar vererek o haktan kurtuluruz.
Sorunuz detay vermeyi gerektirdiğinden dolayı cevabı açarak ve olabilirler üzerine kurarak cevap yazıyorum. Kesin bilgi sahibi olmadan ihtimallere dayalı olarak eşinizin kazancını şüpheli olarak nitelemeniz doğru değildir. Eşinizin post cihazı/nı kullanması (meşruluk şartlarına riayet ederek) günümüzde ticaret yapan kimse için eleştirilecek veya günah sayılan bir durum değildir. Eşiniz helal bir ticareti kurallarına göre yapıyorsa/yapmaya gayret ediyorsa kazandığı para helaldir; sadaka olarak dağıtabilirsiniz. Ancak eşiniz helal-haram hassasiyetinin zayıf olduğuna kuvvetli bir kanaatiniz varsa helal tarafına niyet ederek yine hayırlarda bulunabilirsiniz. Hayır yapmak için kazancın yüzde yüz temiz olması gerekmez. Kazancınızın kirli tarafı varsa sevap beklemeden dağıtarak temizlersiniz. Aynı şekilde temiz tarafına da niyet ederek sevap ümidiyle hayır yapabilirsiniz. Kazancı şüpheli olan kimselerin yardım yapmasıyla ilgili tavsiyemiz evinizin bereketi kaçmaması için şüpheli tarafın sevap beklenmeden fakirlere verilmesi şeklindedir. Eşinizin kazancıyla ilgili hiçbir bilginiz yoksa veya küçük şüpheleriniz varsa bile helal kazanç olarak kullanabilirsiniz. Özetle eşinizin size hayır yapmanız için teslim ettiği içeriğiniz bilmediğiniz parayı iyilik yapmak üzere kullanmanızda sakınca yoktur.
İzinsiz aldığın ne kadar idiyse onu mal sahiplerine onlar olmadığına göre varislerine ulaştırman gerekir. Ne kadar olabilirdi diye güzel bir hesap yap. Şirketteki payları kadar da onu varislere ver. Verirken de “bu benim kaçırdığım para idi” demen gerekmez. Bir yolla ulaştırman yeterlidir. Varislerinden kimseyi bulamıyorsan o kadar parayı sadaka olarak vermen yeterli olur. Tabii ki tevbe etmeyi unutmayacaksın.
günah konusundaki diğer fetvalar
Tekfir etmek yani Müslüman insana kâfir demek haramlardan bir haramdır. Herhangi bir haramdan nasıl tevbe ediliyorsa bundan da öyle tevbe edilir. Yalnız bu günah bir insanla alakalı olduğu için yani kul hakkı ihtiva ettiği için hak sahibinden de helallik almayı gerektirir. a- Yapılan hatayı pişmanlık, b- Onu yapmamak, terk etmek, c- Tekrar yapmamaya kesin kararlı olmak ve d- O İNSANDAN HELALLİK İSTEMEK. Tevbe budur. O kişileri bilmeniz veya bulmanız mümkün değilse o durumda çokça istiğfar etmeye, onlar için sadakalar vermeye çalışınız.
Durum şöyle olsa idi mesela Müslüman olmayan biri kanser olduğunu anlayınca Müslüman olsa idi, ona Müslüman değilsin demeyecektik. Küfürden dönmek bile mümkün iken küfürden çok daha alt düzeyde olan bir günahtan dönmek neden mümkün olmasın? Yeter ki bu kişi son nefeslerinde bunu yapmış olmasın.
Kalplerdeki arızalar, şeytanın saldırıları sonucu yerleşir ve kulun ihmali ile de sabit kalır. İman ve ibadet hayatımızın tamamı böyle bir sıkıntıdan kurtulmuş bir hayat yaşamak içindir: a. Günahları umursamamak, önce çevresindekilerin günahlarını sonra da kendisininkileri umursamamak önemli bir sebeptir. b. Allah’tan ve ibadetten alıkoyan işler ve sebeplerle ilgilenmek buna bir sebeptir. c. Arkadaşta ve çevrede seçici olmamak bir sebeptir. d. Yeme içmeyi ölçüsüz duruma getirmek bir sebeptir. e. Uykuyu ölçüsüz ve kontrolsüz yapmak bir sebeptir.
Tevbe en büyük ve kurtarıcı ibadetlerdendir. İyi mü'min olmanın göstergelerinden biridir tevbe. Zira insan olup da günah işlemez kimse yoktur. Şu veya bu günahı herkes işler, âdemoğlunun yazgısı böyledir. Günah işlemez olanlar peygamberler ve meleklerdir sadece. Bu nedenle mü'min insan, “Neden günah işledim?” tartışması yerine “Hemen tevbe etmeliyim.” gerçeği üzerine yoğunlaşmalıdır. Böyle yaparsa hem günahlarından kurtulur hem bereketli bir hayat yaşar. Tevbenin kabul edilip edilmediği gayba ait konulardan biridir, hiçbir insan bunu bilemez, bildiğini iddia da edemez. Tevbenin kabul edilmiş olmasının bazı işaretleri olabilir. O işaretleri şöyle değerlendirebiliriz: - Mü'min, tevbe ettikten sonra geçmiş günahının ezikliğini unutmaz, tevbe olmasa idi ne kadar büyük bir ziyanda olacağını sürekli hisseder. - Onu o günaha düşüren ortam ve kişilere karşı tedbirli olur ve yeniden günaha düşmemek için dikkat eder. - Tevbeden sonra ibadetlerini artırır ki sevapları hatalarını kapatsın. - Tevbe etmiş olmayı Allah’ın bir nimeti olarak görür, o nimetin şükrünü yapmaya çalışır.
Bu da bir şeytan tuzağıdır. Tevbeni yaptı isen, tevbene güvenmelisin. Çokça Kur'an okuman gerekir. Kur'an okudukça bu sıkıntı azalır ve yoğun zikirler yap. Mesela günde yüz kere salavat getir. Kelime-i tevhid getir.
Sürekli izlenen bir güvenlik kamerasının bulunduğu yerde kamera üçüncü kişi sayılabilir. Bu da halvet günahı oluşmasını kaldırabilir. Yine de bunu zaruri bir durum için kabul etmeli ve yalnız kalınmamalıdır. Zira ses kaydı yapmayan kamera veya görüntüyü net olarak almayan bir kamera olması gibi ihtimaller üçüncü kişinin şeytan olmasına yol açabilir.