Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim ticaretle uğraştığı için bazı alışverişleri kredi kartıyla çekerek yapılıyor. Ben ayda bir kez kaza belaların defi için sadaka çıkarıyorum ama kendim çalışmadığım için ondan alıyorum. Yani evde sadaka verme görevi bende diyebilirim. Aklıma takılan ise helalliğinden yüzde yüz emin olmadığım bir parayla sadaka, fitre veya fidye verilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinizin helal yolla kazandığı para ile ev geçindirmenizde bir sakınca olmaz. Eşiniz size itiraz ederse o zaman bunları düşünürsünüz. Yeni bir iş ayarlamadan da eski işinizi bozmayın.
Selamünaleyküm. Eşinin vereceği sadaka elbette kadına da yazılacaktır. Bir hayrın sebebi olmak o hayırdan istifade etmektir. Eşlerin, birbirlerinin hoşnutluğunu bilerek birbirlerinin mallarından yapacakları tasarrufta bir sakınca olmaz. Kadın, alenen haram olmadıkça eşinin hatasından mesul olmaz. Söz konusu haram bir kul hakkı ise o hak iade edilmedikçe helal olmaz. Diğer haramlar için ciddi bir tevbe yeterlidir.
Bu bir yalan ve hiledir. Yalan ve hile ile kazanılan ise helal değildir. Yalan, hile ve tuzak ile kazanılan mal sahibine iade edilmelidir. Sahibine iade edilemiyorsa sadaka verilebilir yerlere verilmelidir. Ateşle oynamaya değmez bir dünya hayatı yaşadığımızı unutmamalıyız. Az kazanın helal kazanın.
Öncelikle bilmen gerekir ki mehir senin özel mülkündür. Evlilik esnasında sana verilen bilezikler ister “peşin” mehir olarak verilmiş olsun ister “verilecek” diye sözleşilmiş olsun senin malındır. Şu hâlde Eşin senin iznin olmadan altınlarını ticarette kullanamaz. Mehir, kadının kendi tasarruf hakkına sahip olduğu maldır. Koca, karısının malını onun açık izni olmadan kullanırsa gasp etmiş olur. Zarar oluşmuşsa, tazmin etmesi gerekir. Altınları alıp birine verdiyse ve o kişi de dolandırıcı çıktıysa, eşin mehir olan bu malın bedelini sana ödemekle yükümlüdür. Çünkü sen ne izin verdin ne de bu işe ortak oldun. “Niyeti kötü değildi” denilmesi durumu değiştirmez. İyi niyetle de olsa, izinsiz yapılan bir işlem sonucunda mal ziyan olursa, bu zararı yapan kişi telafi eder. Niyet sevap kazandırır ama kul hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda ne yapmalısın? Önce sakin kal. Eğer bu mesele eşinle aranda büyük bir kırgınlığa yol açtıysa, haklarını bil ama evini dağıtmadan çözüm bulmaya çalış. Bu tür meselelerde şeytan tarafları doldurur, evleri yıkar. Buna fırsat verme. Eşinle ciddi ve sakin bir şekilde konuş. Ona, bu altınların senin özel malın olduğunu, hiçbir bilgilendirme olmadan böyle bir riske atmasının kul hakkı olduğunu izah et. Tazmin sorumluluğu olduğunu hatırlat. Eşin pişmansa, elinden geldiği kadarıyla bu zararı telafi etmeye çalışmalı. Borç alıp ödemesi, peyderpey tamamlaması, bu konuda gayret göstermesi gerekir. Çünkü bu sadece aranızdaki bir mesele değil kul hakkı ve ahiret sorumluluğudur. Eğer eşin bu durumu hafife alıyor, telafi yoluna gitmiyor, pişmanlık göstermiyorsa, bu durumda aile büyüklerinden veya güvendiğiniz bir âlimden ya da müftülükten arabuluculuk istemek uygun olur. Bacım, sen sabrını kaybetme. Hakka dayalı bir çözüm arayışında ol. Eşin hatalı ama bu hatası evlilik kurumunu yıkmadan, adil bir şekilde telafi edilebilir.
Bilerek ve kastederek bir hata etmeyin. Hata ederseniz özür dileyin. Bunun ötesindeki tehditlerden rahatsız olmayın, bu davranışı abartmayın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz kurumun helal gösterip haramı yapmadığına itimat ediyorsanız, o sistemle ev alabilirsiniz. Ayrıca bir bayan olarak erkeklerin ekonomik tutumlarını biraz daha rahat bırakmalısınız. Eşiniz imanı olan ve haram helal ölçülerini bilen biri ise onu rahat bırakın ki, o da size müdahale ihtiyacı, reddetme, cevap verme veya sizden gizleme ihtiyacı hissetmesin. Zamanımızda yaygınlaşan 'ev edinme putu' başımıza huzursuzluktan başka bir şey getirmiyor. Ben kirada oturan iş adamları biliyorum. Pek de zenginler. Hayata daha esnek bakın. Burası cennet değil!
faiz konusundaki diğer fetvalar
Faizden tevbe etmiş ve bu günahtan kurtulmak isteyene yardım edilir ve edilmelidir. Yalnız bu konuda tevbe etmemiş kimseye ise mesafeli durmak doğru olandır.
Bir “faize bulaşmak” var bir de “faizin kişiye bulaşması” vardır. Biiznillah kişi bilerek faize bulaşmadığı sürece ekonomi çarkının işleyişinde bir zehir olarak faizin bulunmasından da Allah katında sorumlu olmayacaktır. Böyle umarız.
Sorunuzdan anladığımız, kazancının tamamı haram olmayan bir evde kadın olarak kalıyorsunuz. Helal olan kazancına niyet ederek evdeki yiyeceklerden istifade etmenizde sakınca yoktur. Zaman zaman içinizde bir huzursuzluk belirirse de istiğfâr edersiniz. Yalnız bu konuda vesveseye kapılmamaya da özen gösterin.
Böyle bir durumda yapılması gerekenler şunlardır: -Eşine nasihat et, faizli bir kazançla hayat kurulmaması gerektiğini güzel dille anlat. -Kayınpederden miras kalan parada faiz olduğunu bilseniz bile onun tüm malı faizle kazanılmış sayılmaz. İçinde helal kazancı da olabilir. Bu kısım/anapara mirasçılar arasında paylaştırılabilir. Diğerleri sevap beklentisi olmadan ihtiyaç sahipleri arasında dağıtılır. -Paranın tamamı faizle kazanıldıysa ve bu kesin olarak biliniyorsa uzak durulması gerekir/alınmaz.
Doğrudan faiz bir kurumunda çalışmıyorsunuz. Sadece enerji verimliliğiyle ilgili teknik bir hesaplama aracı geliştiriyorsunuz. Bu aracın daha sonra birileri tarafından kredi sistemine kolaylık sağlaması, sizin niyetinize ve amelinize zarar vermez. Yani temelde ürettiğiniz şey helâldir. Bir ürünün, sonradan birilerinin günaha vesile olacak şekilde kullanılması (eğer siz bunu istememiş ve yönlendirmemişseniz) sizi günaha sokmaz.
Farkında olmadan bile olsa faizle elde edildiğini sonradan öğrendiğin parayı alman doğru değildir. Mümkünse bu miktarı elinden çıkarmalısın. Bu şekilde hem dinî hassasiyetin korunur hem de kalbin rahat olur.