Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Hocam ben kitap okuyan biriyim. Yatarak, uzun oturarak veya ayak ayak üzerine atarak okuyorum. Okuduğum kitapta bazen ayet meali, peygamber efendimizin ismi geçiyor, ayet mealini okuyorum, salâvat getiriyorum. Bunun için kendimi toplamam düzgün oturmam gerekir mi veya kitap okuduğum şekildeyken bunları yapmam caiz mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kur'an üzerindeki her çalışma berekettir, faydalıdır. Ancak hiç biri, onu asıl dilinden okumak gibi değildir.
Selamünaleyküm. Diyanet meali okunabilir, yeterli bir mealdir. Tavsiye ederim. Her mealin elbette kendine göre bir güzelliği vardır ama ben size ortalama bir adres gösterdim. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Önce bu mantığı terk edin; geçmişi, hatalarınızı irdeleme yerine, oturun neler yapabileceğinizi düşünün. Yapabileceğinizi düşündüğünüz en kolay işten başlayarak bir çalışma planı yapın. İş bitirin, biten işin yerine yenisini başlatın. Böylece raya girmiş olursunuz. Sorunlu insanları örnek almayın. Gerekiyorsa çevre değiştirin, şehir değiştirin. Kur'an okuyun. Bir ilimi meclisine katılın.
Selamünaleyküm. İlahiyat fakültelere hele bayanlar için İslam eğitimi verilen İslamî yerler olarak görülmemelidir. Oralarda İslam da o kadar eğitim de.
Selamünaleyküm. O dereceyi geçen birisi okuyacağı kitabı da az çok tespit eder. Edemiyorsa geçememiş demektir. İhyaıulumuddin okuyabilir. Normal bir tefsir okuyabilir.
Selamünaleyküm. Ayakta ve uluorta yerlerde yemek yemek mekruhtur. Sünnet olan oturup edebe uygun olarak yemektir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. İnsana direkt hizmet olan bir iş mübarektir. Hemşirelik de böyle mübarek bir meslektir. İcra edilirken sözünü ettiğiniz gibi bazı sıkıntıları olabilir. Öncelikle kadın hemşirenin kadına, erkek hemşirenin de erkeğe hizmet etmesini tercih etmeliyiz. Pratikte bunun mümkün olmadığı zamanlarda ise ortada bir zaruret vardır. Zaruret kurallarına göre hareket edebilirsiniz. Siz, hizmetinizi ihlâsla yapın. Kendinizi cazip duruma sokmayın. Umumiyetle hemşireler, hastanın bile dikkatini çekecek şekilde giyinmekte ve hareket etmektedirler. Böyle bir hataya düşmeyin. Karşı tarafın art niyeti size zarar vermez.
Selamünaleyküm. İnşaat bir maldır. Her mal gibi inşaatın da yapılırken ve bittikten sonra bir değeri vardır. Nitekim inşaat, kullanıma hazır durumda iken satıldığı gibi yapım aşamasında da o anki değeri üzerinden satılmaktadır. Bu da inşaatın her an bir değeri bulunduğunu ve hesaplanabileceğini göstermektedir. İnşaat işi yapan bir Müslüman, elindeki inşaat halindeki malın değerini maliyeti üzerinden hesaplar. Bitmiş inşaat da maliyeti üzerinden hesaplanır ve elde ne kadar mal bulunduğu anlaşılır. Elindeki malın ona maliyeti mesela çimento satan bir nalburun elindeki malın maliyetini hesaplayıp zekâtını vermesi gibi bir durumdur. Bu eğer bir şirket şeklinde ise, şirketteki ortaklığı oranında malı hesaplanmış olur. Böylece kaç paranın ya da ne kadar malın zekâtını vereceğini bilir. Zekât verebilecek kadar elde nakit bulunmaması ya da kardeşinizin durumunda olduğu gibi hissesinin veya inşaatın durumu hakkında bilgi kısırlığı varsa sonradan bilgi netleşmesi ile beraber geçmiş toptan ödenmek üzere zekât bir iki yıl geciktirilebilir.
Selamünaleyküm. Evet, hassas bir kulağın fark edebileceği oranda bir telaffuz var ki vardır. Bu fark, Kur'an okumayı etkileyecek çapta değildir. İyi bir talim ve tecvid bilenlerin ağzında bu fark hissedilemeyecek kadardır. Halk okuyuşlarında biraz fark edilmektedir. Kur'an kıraati iyi olan birinin önünde öğrenirseniz mesele kalmaz. Büyütmeyi gerektirecek bir durum değildir.
Selamünaleyküm. Bu durumda zekât vermeniz gerekmez.
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz iş yeri, genel olarak iş yerlerinin benzeri gibidir. Orada çalışmanın kesin haram olduğunu söyleyemeyiz. Sizin de hissettiğiniz gibi mide bulandırıcılığı vardır elbette. Önce market sahiplerini ikaz edin. Sonra da daha iyi bir iş arayın. Bulunca ayrılırsınız.
Selamünaleyküm. Kur'an ile alakalı ibadetlerin insandan insana olması gerekir. İbadeti teknik bir cihaza yaptırmak yoktur.