Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam, kız kardeşimin üvey oğlu benim öz yeğenim durumunda mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Sizin zekâtınızı kardeşinize vermeniz caizdir.
Selamünaleyküm. Üvey annenin kardeşleri dayı değildir. Onlara dayı gibi davranamazsınız.
Selamünaleyküm. Sadaka niyetiyle olmamak şartıyla verebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Allah'ın emrinin yanında anne babanın sözü olmaz.
Selamünaleyküm. Kesinlikle böyle bir şey olamaz. Olursa adı, zinadır.
Aleykümselam. Bir kadının evinde eşinden başkasının kalmamasını istemesi hakkıdır. Eş adayınız böyle bir istekte bulunabilir, hakkıdır. Ne cevap vereceğinizi siz kendi aranızda belirlemeli ve sözünüzde de durmalısınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Ne yalan konuşun ne de hatalarınızı söyleyin. Geçmişi gömün. Tekrar geçmişe dönmeyin. Böyle bir hesabın size sorulmasına da izin vermeyin.
Aleykümselam. Bir kadının kayınları ona yabancı durumdadır. Onların yanında iç kıyafetle bulunamaz. Buna göre dikkatli olmalısınız. Eşinizle olan tartışmalarınız için de bir aile meclisi oluşturun, istişare ile yol bulmaya çalışın.
Aleykümselam. Asıl olarak kadının ticaretinin yasak olması söz konusu değildir. Yaşadığımız ülkenin şartları itibariyle kadının ticaret yapması endişe doğurmaktadır. İmanını ve ahlakını koruma hassasiyeti olan bir kadın için zaruret olmadıkça ortada bir ticarete bulaşmamak evla olandır.
Aleykümselam. Allah rızasına bağlı olarak yapılan işlerde ihlas ve helal kaynaklılık çok önemlidir. Yapacağımız işin bereketi açısından bu hususu önemli tutmalıyız. Bir kişinin kazancının sadece haramdan olması durumunda onun malını bilerek çalışmamıza katmamız yanlış olur. Malında haram karışımı bulunan içinh ise aynı şeyi söyleyemeyiz.
Aleykümselam. MÜCEDDİD, mü'minlerin üzerindeki gaflet külünü uçurmak için Allah Teâlâ'nın gönderdiği bir kuludur. Müceddidin dine getireceği bir yenilik yoktur, olamaz da. Din eskimediği için dinin yenilenebilecek bir bölümü yoktur. Din taptazedir. Eskiyen, üzeri küllenen mü'minler olur. Allah'ın bir kulu da o külleri savurur böylece de din hayatın içinde yenilenmiş gibi olur. Olan ve olacak olan da budur. Kimin müceddid olduğu ise o müceddidin ölmesinden sonra anlaşılabilir. Üzerinden zaman geçmeden bir insanın yaptığı işlerin neye mal olduğunu tespit etmek zordur. Müceddid yapacağını yapar, üzerinden geçen yıllar o yapılan işlerin hayatın içinde nereye oturduğunu gösterir. Geriden gelenler de, o kişinin yaptığı işlerin bir tazeleme, kül savurma oludğunu anlar. Böylece de o kişinin müceddidliği kişisel bir kanaatle değil toplu kanaatle ortaya çıkmış olur. Ömer bin Abdülaziz rahmetullahı aleyhte böyle olmuştur. Bazı grupların kendi büyüklerini müceddid olarak göstermelerini ise sadece bir taassup olarak adlandırabiliriz. O müceddid adayı bir kere buna karşı çıkıyor olmalıdır. Dinini değil kendini yenileyen birinden müceddid mi olur?
Aleykümselam. Peygamber aleyhisselamın bize emri, onun ve raşid halifelerinin izinden gitmektir. Önceki ümmetlerin, peygamberlerinin onlara emanet ettiği dininin yerine kendilerinin oluşturduğu icatlara uymaları, ümmet olarak kaldırılmalarının nedeni oldu. Bu ümmet, eski ümmetlerin yaptığını yaparsa yanlış yapmış olur. Yapılması gereken törenler değil Sünnet'e ittiba etmektir. Herkes şöyle bir mazerete sığınmayı tercih etmektedir: Kötü bir zamandayız, insanlar ancak böyle törenleri anlayabilmektedirler. Bu da bir mazerettir. O zaman bu mazeretin karşılığını ne kadar bulabiliyoruz? Bir kere biz, başkalarından önce kendimizi düşünmek zorundayız. Adeta biz, Sünnet'i tam anlamıyla yaşadık da, başkaları anlamakta zorlandılar, bunun üzerine de onlar için taviz vermek durumunda kaldık. Bu doğru değildir. Maalesef gerçek olan, bizim de başkaları gibi asıl yapmamız gerekeni yapmakta ayak sürtmemizdir. Zorumuza gidiyor, kolayı ile teselli buluyoruz. Mevlid kandili kutlamaları, kutlu doğum haftası ve benzerleri, sahih sünnette ve Ashâb-ı Kirâm'ın hayatında görmediğimiz uygulamalardır. Allah sonumuzu hayır etsin. Yapmamız gerekenler varken beğendiklerimizle teselli bulamayız.