Fetva Meclisi
Soru
Hocam, son zamanlarda karşımıza sürekli olarak Kur’an okuduktan sonra başkasına dua edemezsiniz tarzında videolar çıkıyor. Hocam, Kur’an’ı okuduktan sonra kapağını kapatıp yerine mi koyacağız? Rabbimize el açma, yürek ferahlatma, ölmüş yakınlarımıza duada bulunma hakkımız yok mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Gözün kapalı olmasının bu ibadetlere bir zararı olmaz.
Âdet halinde Kur'an'dan dua amaçlı bazı âyet veya sûreleri okumanızda bir sakınca yoktur.
Kur’an-ı Kerim tilaveti, dediğimizde en az kişinin kendi sesini duyacağı şekilde bir okuma olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu da dilin ve dudakların hareketli hâlde olması anlamına gelmektedir. Okumanın okuma olabilmesi için bu şarttır. Kur'an’ımız ile ilgili ne yapılırsa yapılsın -ona bakmak dahi- ecir kaynağıdır ama hatim olabilmesi için gereken şarta uyulması gerekmektedir.
Haramı helal görmedikçe, inkâr etmedikçe ve dalga geçmedikçe küfre girmez. Büyük yanlış yapmış olur. Tevbe etmesi gerekir.
Zikir, Allah'ı hatırlamaktır. Bir haramla karşılaşılınca Allah'ı hatırlayıp uzak kalmak bir zikirdir. Nimetlerle karşılaşınca gerçek nimet sahibi olan Allah'ı hatırlamak bir zikirdir. Kur'an okuyup ondan lezzet almak bir zikirdir. Şu tespihi şu kadar kere tekrar etmek bir zikirdir. Salavat getirmek bir zikirdir. Fakat bunların felsefesini yapmak yani bu işler üzerinden laf yürütmek zikir değildir. Çünkü zikir, Allah'ı hatırlamak ve o hatırlamanın gereğini yapmaktır.
Kur'an okumak için sokaktaki gibi tam bir tesettür içinde olmak gerekmez. Namazdaki kadar da gerekmez ama bir edep üzere olmak gerekeceğini de bilmeliyiz. Bunu Rabbimize karşı bir takva ve edep göstergesi olarak kabul etmeliyiz.
dua konusundaki diğer fetvalar
Bu durum, çok fazla TV izliyor, haber kurcalıyor olmanızdan kaynaklanabilir. Bir süre haberlerle bağlantınızı kesin. Ailede en az etkilenen haberlere baksın. Bir insana kırk gün deli denince deli olurmuş gibi bir ortam oluştu. Her gün onlarca kere hastaların, ölenlerin haberlerini izleye izleye insan değilse de hasta olabilir. İbadetlerinizi daha ciddi yapın. Kur'an okuyun ve dinleyin. Zikirler yapın. Dua saati yapın kendinize. Evinizde iş yapın. Allah yardımcınız olsun.
“Neden kabul olmadı?” şeklinde bir kovuşturma nitelikli değil de heyecan ve arzudan kaynaklanan tekrarda bir sakınca olmadığı gibi gerekli olan da odur.
İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn. Allah Teâlâ size yardım etsin. Aman dikkat edin, ona elektrik çarparken bir insana nasıl yardım edilecekse o şekilde yardım edeceksiniz. Üzerine üzerine gidiyor gibi bir görüntü vermeyin. Elbette ihmal de etmeyin. Kendinizi uzun bir mücadeleye hazırlayın. Sabırlı olun. Tatlı dilli olmaya çalışın. Mümkün olduğu kadar sizin ekseninizde kalsın, sizden koptukça veya uzak kaldıkça bataklığında daha derinlere kayabilir. Sabır ve dua... Bir de bu durumu akraba arasında ve çevrenizde yaymamaya bakın ki yarın geri dönüşü yani tevbesi kolay olsun. Sizin için dua ederim, Allah yardımcınız olsun, size sabır indirsin.
Evet, gerekli olan, insanın sürekli ibadet hâlinde olmasıdır. İbadetteki boşluklar aleyhimize yazılmaktadır. Bu doğru olandır. Fakat bir gerçek daha var. O gerçek de şu sorudur: Biz, Allah’ın kulları olarak başımıza bir bela geldiğinde Allah’tan başka kime sığınacağız? Allah’tan başka kim bizi kabul eder ve bizi kurtarabilir? Ona karşı kabahatli olsak bile yine tek kapımız onun kapısıdır. Şeytan bizi, ilk hamlede ona karşı kusurlu duruma getirdikten sonra tam onun kapısına sığınacakken bu sefer de “Senin hakkın mı var, ne yüzle geldin?” türünden vesveseler üretir. Bu bir şeytan tuzağıdır. Kesinlikle varabileceğimiz tek kapı Allah’ın kapısıdır: Geçmişe tevbe ederiz, Geçmiştekilere tekrar dönmeyiz, Geçmişin telafi edilebilir hataları varsa onu telafi ederiz. Şimdiki zamanı en iyi şekilde ibadet, istiğfar, dua ve zikir ile doldururuz. Ve ERHAMURRAHİMİN olan Rabbimize güvenir, yaşarız biiznillah.
Bunun için bir kefaret gerekmez, irade zayıflığıdır bu. Genel olarak iradeni güçlendirebileceğin şeylere dikkat edeceksin.
Sen bir psikologla görüş ve ondan görüş al. Akıllıca düşünmüyorsun.