Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Kuran’da miras hukukunda bir hata var diyorlar. Miras fazla mı geliyor ne... Onun için avliye hukuku kullanılıyormuş, doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Günümüzde ve kıyamete kadar mü'min kadınların mirası erkek kardeşlerinin yarısı kadar olacaktır. Kur'an’ımızın açık beyanı olan bir emri zaman ve mekân farklılığına göre değiştirmeyi düşünmek bile bizi bitirir maazallah. Küfür ehlinin harap ettiği bu dünyada kala kala Kur'an’ımızın bir hükmü mü kaldı sorun diye anılabilecek? Bunu konuşmak bile abestir. Bunu konuşanın da imanı tehlikeye girer.
Selamünaleyküm, Kur'an'ın nasıl yapılacağını beyan ettiği bir konuda başka kimsenin söz hakkı olmaz. Miras da buna dâhildir. Kur'an dışında bir kaynaktan miras bölüşümü kuralı almak isteyerek ve beğenerek olursa dinden çıkmaya kadar götürür kişiyi. İstemeyerek ve en azından gönülden karşı koyarak olursa dinden çıkarma nedeni olmayabilir.
Mal, bu ümmetin en ağır imtihanlarından biridir. Hatta bu ümmetin imtihanı mal imtihanıdır. Bu nedenle Allah Teala'nın kitabında ayrıntılarıyla izah ettiği konulardan biri miras konusu olmuştur. Maalesef, Kur'an hükümleriyle şekil bulmuş yasalarla yönetilmiyoruz. Mirasla ilgili durum da böyledir. Miras hukukumuzu Allah'ın hükümlerine göre belirleme imkânımızın olmadığı bir ortamda şöyle bir siyaset izleyebiliriz: a- Miras sahipleri, kendi aralarında ihtilaf etmeyecekleri bir şekilde anlaşabiliyorlarsa dinen bir sakınca kalmaz. Zira dinimiz, ihtilafı giderecek son sözü söylemiştir. Daha sonra resmi yollarla da ittifak ettikleri sonuçları tescil ettirebilirler. b- Miras sahiplerinden biri veya bir kaçı Şeriat'ın ahkâmını kabule yanaşmıyorsa, mecburen resmi sonuç talebine baş vurulacaktır. Bu durumda da fazla bir pay alan, Allah'tan korkup, kendisine intikal eden fazlalığı öbür hak sahibine iade eder. Böyle bir işlemden ötürü, kalbinden bunu istemeyip zorunluluk olarak avukata dilekçe veren vebale girmez. c- Mirasçılardan bir bölümünün Kur'an'ın taksimini kabul etmemesi nedeniyle o mirası kökten reddetmek gerekmez. Sadece üzerine fazladan hak geçmesi halinde onu zimmetinden çıkarır. d- Allah'tan korkarak hareket etmenin gereklerinden biri de, taksim nasıl yapılırsa yapılsın fıkha göre nasıl bir taksim yapılması gerektiğini ehli biriyle istişare etmektir. Biz, kimin ne yaptığına bakmayalım. Bu bir imtihandır; kazanan olacak kaybeden olacak. Biz, imtihanı kazanmanın yollarına bakmalıyız. Allah'a emanet olun.
Bu iddianın tutarlılığı yoktur. O gün hepimiz ortak dil olarak hilkaten o dili konuşacağız zaten. Bu niyetle değil de Kur'an’ımızın dili diye öğrenmemiz daha akıllıca olur.
Buna kul hakkı değil de insanlık ayıbı diyelim. Ancak Müslüman olarak iki şeye dikkat etmemiz gerekiyor. Genelleme yaparak konuşmak hatalıdır. Bu bir. Zira Allah Teâlâ, küfür ehlinin bile daha beter olanından, biraz iyi olanından söz etmektedir. İkinci olarak da medyanın insanları yönlendirdiği konularda kimse, adaletli konuşmaktan söz edemez. Görüp gözlediğimiz bir konu gibi ele alamayız onların bize aktardıklarını.
Güzel, Kur'an iman ettiğimiz kitaptır konusunda tartışma yoksa o zaman Kur'an’a bakalım. Kur'an’ımız bize “bilmediklerinizi bilenlere sorun” (Nahl, 43) buyuruyor. Ya her şeyi bildiğimizi iddia edeceğiz ya da Kur'an ve incelikleri konusunda bir ilim alt yapısı gerekmez, dergiye bakılır gibi bakılarak anlaşılır diyeceğiz. Öyle bir bilim var mı bu dünyada? Keşke her mü'min Kur'an’dan bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitede bilgi sahibi olsa! Ama bu mümkün olmadı olmaz da. İlim ağırdır ve uzmanlık ister. Bu iddianın söylenişi güzeldir ama gerçeklikte yeri yoktur. Elbette maksat gerçekten bilmek ve amel etmek ise. Oynamak ve oyalanmak isteyen için her yer dümdüz zaten, maazallah.