Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm Hocam. Bakara suresi 254. ayette hiçbir şefaatin olmadığı günden bahsediliyor, fakat şefaat var deniliyor. Bunu açıklarsanız sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Şu şekilde düşünürseniz rahat anlarsınız: Allah'ın izni olmadan kimsenin şefaat etmesinin mümkün olmadığı yer ve gün...
Selamünaleyküm. Allah'ın rahmetinden umut kesilmez. Siz, şefaati hak edecek durumda olun, Allah gerisine bir kapı açar size.
Selamünaleyküm. Allah'ın huzurunda ancak O'nun izin verdiği kimseler konuşabilir. Bu, iman ettiğimiz bir hakikattir. Peygamber efendimize de konuşması için Allah izin verecektir. Buna da iman ediyoruz. Şefaat hakkındaki bildiklerimiz ve inandıklarımızın özeti budur.
Selamünaleyküm. Her haramın birinci ve ilk gereği hemen tevbe etmek, istiğfar etmektir.
Aleykümselam. Hayatında en az bir kere kefaret tutma işinin fıkhi bir boyutu yoktur. Tam anlamıyla bir tekellüftür.
Selamünaleyküm. Anlaşılarak okunan bile şifa olmaz elbette, nerede kaldı ki anlaşılmadan okunan şifa olsun ama Kur'an’ın, kendisi şifadır, okunduğu için değil ona iman edildiği için şifa kaynağıdır. Onu sıradan bir tıp kitabı gibi görürsek elbette içinde ilaç bulunan bir kutu kimseye fayda vermez. Kur'an ise olduğu gibidir ona iman edene.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Yazınızda ters veya hayata yabancı bir şey bulamadım. Tam aksine sanki binlerce senelik tarihin gözümün önünde film gibi aktığını hissettim. Sanki Peygamberlerin hayatlarından farklı bir kesit önüme gelmiş gibi oldu. Gerçekleri izledim tam anlamıyla. Hayat budur, imtihan budur, Herkes böyle oldu. Sen ve ben herkesten biriyiz. Biz de böyle olacağız. Bana göre; endişe etmenizi, üzülmenizi gerektirecek bir şey yoktur. Neden? Çünkü siz, yola girdiniz. Yol ise böyle gidilir. Hatta sevinmelisiniz. Neden sevinmelisiniz biliyor musunuz? Şeytan sizi, uğraşılması gereken durumda gördü ki, çevrenizi kısmaya çalışıyor. Adeta sizi çevrenizden vuracak. Bu bir anlamda mutluluk duyulması gereken bir şeydir. Ben olsam, 'iş gören adam yerine konmuş olmaktan' sevinirdim. Bakın, sizin güneşi keşfetmeniz kaç yıl sürmüş; bırakın çevrenizdekilerin keşfi de sürsün bir zaman. Ve siz, onların keşfini sağlayan destekçileri olun da onların da kazanacakları sevaplar size yazılsın; böylesi daha mantıklı değil mi? Eğer, Allah'ın kulu olmaktan ve O'na kulluk olan ibadetleri yapmaktan mutlu iseniz, bilin ki yol böyledir. Bundan başkası Peygamberlere nasip olmadı ki size nasip olsun. Namaz ve oruç kadar, tesettür kadar kendinizi sabra alıştırın. Bütün çevrenizi kuşatabilecek bir sabra ısının. Kendinizi sabır denizine atın. Bir asır tüketseniz bile tükenmeyecek sabrınızın olması gerekir. Bu iş böyledir. Sadece bir başörtüsü sarmakla bitse idi, ah ne kolay olurdu din sahibi olmak! Bedelsiz ne var ya da, bedelsiz olanın ne değeri var? Madem yola girdiniz, o zaman şu takvime dikkat edin: Yavaş yavaş, kendinizi evinin kraliçesi olmaya hazırlayın. Elin parasının hesabını yapan bir kadın olma seviyesinden, sevaplarını saymaya çalışan mükemmel bir eş, muhteşem bir anne olma yoluna girin. Bunu yapabilirseniz, şeytanı delirtirsiniz. Ona karşı bir kaleyi daha kurtarmış olursunuz. Allah'ın size gelecek yardımını biraz daha çabuklaştırırsınız. Kitap okuyun, beyniniz büyüsün. Bir gözünüzü, bir kulağınızı tıkatın; duymuyor, görmüyor gibi olun. Ya siz eriyeceksiniz bu döneminizde ya da şeytan ve ona alet olan çevreniz eriyecek. Onların reflekslerine takılıp kalırsanız siz erirsiniz. Yarı duymaz, yarı görmez olursanız onlar erirler. Onlar eridikçe de siz de onlar da kazananlardan olursunuz. Çare yok savaş bu, böyle sürecek. Ya savaşı dışarıdan seyredeceksiniz ya da içine gireceksiniz ve kazanmaya çalışacaksınız ki, siz ikincisini tercih etmiş bulunuyorsunuz. Artık geri dönmeniz çok zordur. Allah korusun. Önce eşinize umut bağlayın ama acele etmeyin. On, elli, yüz, iki yüz yıl beklemeye hazır olun. Ona karşı harika bir eş olun. Sizi görmeye bile doyamasın adeta. Bu, sizin davanızı da ona cazip getirecektir zamanla. Açın elleriniz göğe doğru, sabır isteyin. İsteyin, isteyin insin sabır. Doldurun kucağınızı ve göğsünüzü sabırla. Bin yıl yetsin size sabır stokunuz. Bakın o zaman eziyetler size, güller arasındaki dikenler gibi gelecek. Onları bile neşeyle karşılayacaksınız. Sabır, havanız suyunuz olsun. Sakın ha, sabrın karşılığını görmeye çalışmayın. Sabır çiçeği, cennette açar. Şimdi açarsa çabuk solar, emeğinize yazık olur. Eşinizden sonra sırayla herkese yönelin. Sizi adam yerine koysalar da koymasalar da siz, her sabah yeni bir enerji ile kalkın yataktan. Evinizin camını açınca, içeri girecek olan havayı size ulaşan yeni gelişmelerin muştusu olarak kabul edin. Yarını umutla bekleyin. Umut ve heyacanla! Yarın asla uzak değildir. Her gelecek olan yakındır. Allah'ın rahmeti de er geç gelecektir. O rahmet bir geldi mi artık geçmişin sıkıntıları tatlı bir hatıra ve sonucu getiren alın teri gibi olacak sizin için. Yeni yolunuz, yepyeni heyecanınız size kutlu olsun. Cennet yolunuz sonsuz sevdalarla dolsun. Size dualar ederim. Bu ağabeyinize de dualar etmenizi beklerim. Sloganı unutmuyoruz: Her sabah yeni bir heyecanla, her gün yeni bir umutla çıkıyoruz yola. Yorulmuyoruz, Bıkmıyoruz, Usanmıyoruz, Aşınmıyoruz, Geçmişi de geleceği de irdelemiyoruz; Her şeyi sahibine bırakıyoruz, Sahibi ne yapacaksa yapsın, Sen keyfine bak, Cennetine yönel. Mutlu olsun çilen, Değerli bacım.
Selamünaleyküm. İyi başlar ama nasıl devam eder bilinmez bir işe girişiyorsunuz. Bayan evinde oturur ve eş olur, anne olur; gerisi sorun olur.
Selamünaleyküm. Yanlış yerde kullanılmış veya ölçüsü kaçırılmış bir sözdür bu. Esasen doğru olan bölümü vardır ama bütün imamların, Allah adına söylenmesi gereken şeyi 'sakladığını' söylemek büyük bir iddiadır. Böyle bir iddiayı ispat etmek zordur. O kardeşimiz, bu hükümleri bilebildiği Kur'an âyetlerini kimden öğrendi? Bu ülkede imamlar, Kur'an ahkâmını gizliyorlardı da insanlar dinlerini nasıl öğrendiler? Doğrusu şudur: dediği gibi olan imamlar yok değildir, belki imamların çoğu da öyledir ama genelleştirmek hatadır. Birbirimizin imanı hakkında çok dikkatli konuşmalıyız. Kaş yaparken göz çıkarmak tam anlamıyla hüsrandır.
Selamünaleyküm. 'Yaratma' eylemini, yoktan var etme anlamında kullandığımızda Allah'tan başkası için yaratma eylemini kullanamayız. 'Yaratma' eylemini, ortaya bir iş koyma anlamında kullandığımızda ise, Allah Teâlâ'yı iş yapanların en en güzeli şeklinde ifade etmek caiz olur. 'Yaratma' fiilinin Arap örfünde kullanımı bu anlamda olduğu için Kur'an-ı Kerim'de de(Mü'minûn, 14; Saffât, 125) bu şekilde kullanılmıştır.
Selamünaleyküm. Değiştirme düzeyinde bir sıkıntı yoktur inşallah.
Selamünaleyküm. Ezan vaktinin olmadığını kesin bilirseniz yanlış yapmış olursunuz. Bir dakikalık erken olma zarar etmez ama on, on beş dakika erken açtı iseniz bir gün kaza edersiniz.