Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Geçen akşam iftar vakti oruç açmayı beklerken arkadaşlardan birinin ezan okunduğunu söylemesi üzerine orucumu açtım ama o ezan sesini duymamış. Başka bir arkadaşın top sesini duydum (Top sesi olup olmadığı da muamma.) demesi üzerine söylemiş. Orucumu açtığım esnada ezanın okunup okunmadığından emin değilim. Bu kafama takıldı, acaba orucuma bir zarar gelir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Diyanet Takvimi’ne göre oruç açabilirsiniz. Ezan başlayınca açmak gerekir.
Vakit girdiyse, ezan okunmasa da oruç açılabilir. Ama vaktin tam olarak girdiğinden emin olmak gerekir. Şüphe varsa, ezanı beklemek daha ihtiyatlıdır.
Selamünaleyküm. Bu, bir dakika içindeki farka yakalandığınızı gösteriyor. İhtiyaten daha sonra bir gün kaza etseniz iyi olur.
Oruçlu bir mü'min yolcu ise yol esnasında akşam ezanını duyduğu ilk noktada orucunu açabilir.
Selamünaleyküm. Buradaki anlam şudur: İftar vakti geldiği hâlde 'boş ver, henüz acıkmadım!' mantığı yerine, 'Rabbim, izin verince hemen!' diyen anlayış arasındaki farkın ortaya çıkmasıdır. İftar için ilk vakit, akşam namazının vaktinin girmesidir. Ezan önemli değildir, önemli olan vakittir.
Böyle bir hata durumunda o günü kaza ederek hata kapatılabilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. İçeri kaçtığına şüphe ettiyseniz sonra bir gün kaza edin.
Selamünaleyküm. 'Yaratma' eylemini, yoktan var etme anlamında kullandığımızda Allah'tan başkası için yaratma eylemini kullanamayız. 'Yaratma' eylemini, ortaya bir iş koyma anlamında kullandığımızda ise, Allah Teâlâ'yı iş yapanların en en güzeli şeklinde ifade etmek caiz olur. 'Yaratma' fiilinin Arap örfünde kullanımı bu anlamda olduğu için Kur'an-ı Kerim'de de(Mü'minûn, 14; Saffât, 125) bu şekilde kullanılmıştır.
Selamünaleyküm. Kur'an, anlaşılmak, ona teslim olmak ve uygulanmak için gönderilmiştir. İçindeki bazı ayetlerin yüzeysel olarak anlaşılmamasına rağmen teslim olunup olunmayacağının görülmesi için gönderilmesi de Kur'an'ın iman edilen ve teslim olunulan bir kitap olmasının gereğidir.
Selamünaleyküm. Gerekiyor ve ediyoruz da; müçtehitler de onu yapıyor zaten.
Selamünaleyküm. İyi başlar ama nasıl devam eder bilinmez bir işe girişiyorsunuz. Bayan evinde oturur ve eş olur, anne olur; gerisi sorun olur.
Selamünaleyküm. Yazınızda ters veya hayata yabancı bir şey bulamadım. Tam aksine sanki binlerce senelik tarihin gözümün önünde film gibi aktığını hissettim. Sanki Peygamberlerin hayatlarından farklı bir kesit önüme gelmiş gibi oldu. Gerçekleri izledim tam anlamıyla. Hayat budur, imtihan budur, Herkes böyle oldu. Sen ve ben herkesten biriyiz. Biz de böyle olacağız. Bana göre; endişe etmenizi, üzülmenizi gerektirecek bir şey yoktur. Neden? Çünkü siz, yola girdiniz. Yol ise böyle gidilir. Hatta sevinmelisiniz. Neden sevinmelisiniz biliyor musunuz? Şeytan sizi, uğraşılması gereken durumda gördü ki, çevrenizi kısmaya çalışıyor. Adeta sizi çevrenizden vuracak. Bu bir anlamda mutluluk duyulması gereken bir şeydir. Ben olsam, 'iş gören adam yerine konmuş olmaktan' sevinirdim. Bakın, sizin güneşi keşfetmeniz kaç yıl sürmüş; bırakın çevrenizdekilerin keşfi de sürsün bir zaman. Ve siz, onların keşfini sağlayan destekçileri olun da onların da kazanacakları sevaplar size yazılsın; böylesi daha mantıklı değil mi? Eğer, Allah'ın kulu olmaktan ve O'na kulluk olan ibadetleri yapmaktan mutlu iseniz, bilin ki yol böyledir. Bundan başkası Peygamberlere nasip olmadı ki size nasip olsun. Namaz ve oruç kadar, tesettür kadar kendinizi sabra alıştırın. Bütün çevrenizi kuşatabilecek bir sabra ısının. Kendinizi sabır denizine atın. Bir asır tüketseniz bile tükenmeyecek sabrınızın olması gerekir. Bu iş böyledir. Sadece bir başörtüsü sarmakla bitse idi, ah ne kolay olurdu din sahibi olmak! Bedelsiz ne var ya da, bedelsiz olanın ne değeri var? Madem yola girdiniz, o zaman şu takvime dikkat edin: Yavaş yavaş, kendinizi evinin kraliçesi olmaya hazırlayın. Elin parasının hesabını yapan bir kadın olma seviyesinden, sevaplarını saymaya çalışan mükemmel bir eş, muhteşem bir anne olma yoluna girin. Bunu yapabilirseniz, şeytanı delirtirsiniz. Ona karşı bir kaleyi daha kurtarmış olursunuz. Allah'ın size gelecek yardımını biraz daha çabuklaştırırsınız. Kitap okuyun, beyniniz büyüsün. Bir gözünüzü, bir kulağınızı tıkatın; duymuyor, görmüyor gibi olun. Ya siz eriyeceksiniz bu döneminizde ya da şeytan ve ona alet olan çevreniz eriyecek. Onların reflekslerine takılıp kalırsanız siz erirsiniz. Yarı duymaz, yarı görmez olursanız onlar erirler. Onlar eridikçe de siz de onlar da kazananlardan olursunuz. Çare yok savaş bu, böyle sürecek. Ya savaşı dışarıdan seyredeceksiniz ya da içine gireceksiniz ve kazanmaya çalışacaksınız ki, siz ikincisini tercih etmiş bulunuyorsunuz. Artık geri dönmeniz çok zordur. Allah korusun. Önce eşinize umut bağlayın ama acele etmeyin. On, elli, yüz, iki yüz yıl beklemeye hazır olun. Ona karşı harika bir eş olun. Sizi görmeye bile doyamasın adeta. Bu, sizin davanızı da ona cazip getirecektir zamanla. Açın elleriniz göğe doğru, sabır isteyin. İsteyin, isteyin insin sabır. Doldurun kucağınızı ve göğsünüzü sabırla. Bin yıl yetsin size sabır stokunuz. Bakın o zaman eziyetler size, güller arasındaki dikenler gibi gelecek. Onları bile neşeyle karşılayacaksınız. Sabır, havanız suyunuz olsun. Sakın ha, sabrın karşılığını görmeye çalışmayın. Sabır çiçeği, cennette açar. Şimdi açarsa çabuk solar, emeğinize yazık olur. Eşinizden sonra sırayla herkese yönelin. Sizi adam yerine koysalar da koymasalar da siz, her sabah yeni bir enerji ile kalkın yataktan. Evinizin camını açınca, içeri girecek olan havayı size ulaşan yeni gelişmelerin muştusu olarak kabul edin. Yarını umutla bekleyin. Umut ve heyacanla! Yarın asla uzak değildir. Her gelecek olan yakındır. Allah'ın rahmeti de er geç gelecektir. O rahmet bir geldi mi artık geçmişin sıkıntıları tatlı bir hatıra ve sonucu getiren alın teri gibi olacak sizin için. Yeni yolunuz, yepyeni heyecanınız size kutlu olsun. Cennet yolunuz sonsuz sevdalarla dolsun. Size dualar ederim. Bu ağabeyinize de dualar etmenizi beklerim. Sloganı unutmuyoruz: Her sabah yeni bir heyecanla, her gün yeni bir umutla çıkıyoruz yola. Yorulmuyoruz, Bıkmıyoruz, Usanmıyoruz, Aşınmıyoruz, Geçmişi de geleceği de irdelemiyoruz; Her şeyi sahibine bırakıyoruz, Sahibi ne yapacaksa yapsın, Sen keyfine bak, Cennetine yönel. Mutlu olsun çilen, Değerli bacım.