Fetva Meclisi
Soru
Gebeyim ve gebelik süresince bebeğim için hatim yapmaya niyetlendim. Elhamdülillah, hatmi bitirdim ve doğumu bekliyorum. İlk defa Kur’an hatmi yaptım. Hatim duasını okuyarak tamamlamış oldum. Fakat duyduğum kadarıyla hatim secdesi varmış. Hatim secdesini nasıl ve ne zaman yapmam gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Tilavet secdesini mümkün olan ilk vakitte yapmak gerekir. Ancak gecikmekle de sorumluluk kalkmaz. Kural olarak hemen, hemen olmazsa ilk fırsatta şeklinde zikredebiliriz.
Selamünaleyküm. Tilavet secdesi kişinin kendi okuduğu veya bir insandan duyduğu durumlar içindir. Cihazlardan duyulandan ötürü secde gerekmez. Eski yapamadıklarınız için ömrünüzün sonuna kadar yaptıklarınız geçer. Mesela bundan sonra bir secde yaparken iki üç defa yapın. O açık kapansın. Üniversite ortamında bir mümine hanım efendi olarak kendinizi korumanız, zorlanmadıkça ağzınızı açmamanız en emin yoldur. Şeytan büyük fırsatlar aramaz. En küçük fırsat onun için yeterlidir. Kendinizi koruyun.
Okuduğunuz secde ayeti, Bir yerde VE araya konuşma gibi bir fasıla girmediği Aynı ayet olduğu sürece bir kere secde etmeniz yeterlidir. Kaç defa okuduğunuzun önemi yoktur. https://fetvameclisi.com/fetva/325-tilavet-secdesi-ne-demektir-ve-hukmu-nedir
HATİM kavramı, Kur'an’ımızı baştan sona ezber veya bakarak okuyup bitirme anlamında kullanılmaktadır. Bahsettiğiniz bilgi doğrudur; bu ümmetin selefi içinde günlük, haftalık hatim yapanlar pek çoktur. En azından pek çok bilgi bize kadar ulaşmıştır. Kur'an okumanın başka hiçbir okuma ile kıyas edilemeyecek kadar büyük bir sevap kaynağı olduğunu düşünürsek bu okumanın bir yarışa dönüşmesinde de hayret edilecek bir durum göremeyiz. Allah Teâlâ’dan kitabını okuyan, onunla amel eden ve onu bir sonraki nesillere taşımaya gayret eden kullarından olmayı bize nasip etmesini dileriz. Size şu bilgileri özetleyebilirim: Kur'an-ı Kerim’i okumanın bir kuralı ve edepleri olduğunu bilmemiz gerekiyor. Okumuş olmak değil gereği gibi okumuş olmak okumaktır. Daha doğrusu o tür okuyuş sevap kaynağıdır. Başta tecvid ve talim şarttır. Diğer edepleri de ihmal edilmemelidir. Kur'an’ımızı, bölümlere ayırıp hergün veya her hafta o bölümlemeye göre okuma tarzı Nebi aleyhisselam zamanından beri vardır. Bugünkü cüzlere bölünmüş şekil için de örneği o zamanlardan var olan bir şekil diyebiliriz. Her mü'minin Kur'an okuma süresi, zamanı kendine göre belirlenebilir. Farz olan zaman ve yer yoktur. Yeter ki Kur'an okunmuş olsun. Ağır bir işte çalışan ile emekli olanın okumasını aynı zamanlamaya ve seviyeye getirmek mümkün de değildir gerekli de olmaz. En iyi okuma tarzı için şunu söyleyebiliriz: İstikrarlı, özellikle farz ibadetleri ve insani görevleri ihmal ettirmeyen, edeplerine uygun, haz alarak gerçekleştirilen okuma en iyi okumadır. Selefimizin Kur'an okumasında üç gaye güttüğü söylenebilir: Okumak, düşünmek ve öğrenmek. Bizim için de böyle bir amaç belirlenebilir. Bir aya bölünmüş hatim tavsiye edilir hatimdir. Bunun iki olması da kişinin özel durumuna göre mümkündür. Bir haftaya da indirilebilir. Üç güne de alınabilir. Bir haftayı düşen okumanın sevabı için bir şey söylenemez ama etkisi ve istikrar temini tenkit edilebilir. En güzeli zamanlamadan önce etkilenmeye ve amele bakılmasıdır. Allah Teâlâ Kur'an ehli olmayı hepimize müyesser kılsın.
Aleykümselam. Vasıtada seyrederken Kur'an okuyanın tilavet secdesini ima ile yapması caizdir. Fukaha arasında bunu caiz görenlerin görüşü daha yoğundur. Zira nafile namazların bile vasıtalarda eda edilmesi mümkündür.
Meal Kur'an değildir. Bir nevi tefsir demektir. Tilavet secdesi ayetin kendisini okuyan veya dinleyen içindir. Tefsirini okuyan için secde etmek gerekmez.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
'Üç günlük mesafe' bugünkü rakamlarla DOKSAN KM civarında yapmaktadır. Bu nedenle gün olarak değil de mesafe olarak zikredilmektedir.
Kur'an'ımızın bu konudaki emri gayet açık ve anlaşılırdır. Bu âyeti Peygamber aleyhisselamın nasıl anlayıp tatbik ettiği de açık ve anlaşılırdır. Arkadaşınız kendi aklına göre yorum yapmak istemiştir. Yaptığı yorum boştur. Niyeti bir âyeti inkâr etmek olmadıkça kimseye kâfir demek istemeyiz. Yine de siz, bu tür düşüncesi olan insanlarla bir arada bulunmamaya çalışın. Hastalığı kimse almak istemediği hâlde bulaşmaktadır. Bu bir hastalıktır. “Kur'an'dan ve hükümlerinden utanma hastalığı” diyebiliriz buna. Uzak durun, imanınızı koruyun.
O evde, haram karışımı vardır. Karışım oranı kadar da sorumluluk vardı. Bu da babanızın sorumluluğu idi. Size direkt o evin haram olduğunu söyleyemeyiz. Yapabilirseniz faiz oranı kadar parayı çıkarıp bir kuruma verirseniz kalbiniz rahat eder.
Sorunuzda müphemlik var, size şu şekilde cevap verelim: Bir müteahhidin ileride belli bir tarihte teslim edeceğini vaat etiği bir daireyi belli bir fiyata satın almak caizdir. Bu satın alma peşin para ile de olabilir, taksitlendirme ile de olabilir. Dairenin şekli belli, fiyat da belli ise bir sıkıntı yoktur. Fiyatı daha sonra değişecek bir alışveriş ise caiz olmaz. Dairenin ayrıntıları ve fiyat sabit ise sıkıntı yoktur. Meselenin özeti böyledir.
Saat takılan yerden yukarısı yaklaşık olarak bir on santim namaz boyu açık olursa namaz bozulur. Bir açılıp kapanmasının ise namaza zararı yoktur.
Hiçbir mümin istemediği, razı olmadığı bir şeyden mesul olmaz biiznillah. İstediğimiz ve rızamızla yaptıklarımızın hesabını vereceğiz.