Fetva Meclisi
Soru
Bir arkadaşım, ‘hırsızın elini kesin’ ayetini, ‘onu hırsızlıktan uzaklaştırın’ diye tevil ediyor. Ben ona açıklıyorum gerçeği ama hala inat ediyor. Böyle birine kâfir denebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Öncelikle günümüzdeki tekfirin bir hastalık çeşidi olduğunu hatırlatmak isterim. Bu hastalıktan uzak bir şekilde normal şartlar içerisinde bu konuyla ilgili şu bilgileri aktarmak yerinde olur. Tekfir, çok ağır bir meseledir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Kim birine ‘kâfir’ der de o kişi gerçekten kâfir değilse, bu söz ona geri döner." buyurmuştur (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111). Eğer kişinin küfre girdiği kesin olarak bilinmiyorsa Allah'a havale etmek en güvenli yoldur. Bir kişi açıkça Müslüman olduğunu söylüyorsa ve İslamî esasları kabul ediyorsa onun zahiren Müslüman olduğu genel kuralımızdır. Kişi, söylediği veya yaptığı şeyin küfür olduğunu bilmiyorsa mazur görülebilir. Kişi söylediği şeyin farklı bir anlam taşıdığını düşünüyorsa tekfir edilmez. Kişi, baskı veya tehdit altında söylemişse tekfir edilmez. Özetle, bir kimse zahiren Müslüman ise küfre düşürücü bir söz veya iş yaptığında hemen tekfir edilmez. Öncelikle niyeti, cehaleti, kastı incelenir. Eğer kişi hatasını fark eder ve tevbe ederse Müslüman olarak kabul edilmeye devam edilir.
Arkadaşlık açısından bir sakınca yoktur. İtikadını hoş görmek bakamından yasak vardır. Şunu da bilin ki, imansızlık bir hastalıktır. Diğer hastalıklar gibi o da bulaşıcıdır.
Selamünaleyküm. Ehlisünnet'in iman ettiği hakikat şudur: Amel eksikliği, tembellik, ihmalkârlıktan kaynaklandıkça küfre girme nedeni olmaz. Küfür, imandaki sakatlıktan kaynaklanır. Allah'a ve Şeriat'ına imanda sıkıntı olmadıkça küfür söz konusu değildir. Bu noktayı yani küfürden aşağıda kalan ama imana da yaraşmayan noktayı FASIKLIK olarak isimlendiriyoruz.
Böyle bir itirazı yanlış yorumlayarak, bilmeden söylediği şeklinde yorumlamak gerekir. Eğer böyle yorumlamazsak ve böyle değilse durum, Kur'an'ın açık bir ayetini inkâr etmek dinden çıkmaktır. Dinden çıkanla ilgili kural da gayet açıktır. Muhabbete engel sınırlar oluşacak demektir.
Müslümanları sergilediği yanlış davranışlardan dolayı tekfirle itham etmek herhangi bir kimsenin haddi değildir. Allah'tan korkmak gerekir. Kimin mümin kimin kâfir olduğunu melekler kaydediyor. Herkesin kendi işini yapması gerekir. Hakkında bilgi sahibi olmadığımız kimse Müslüman olduğunu söylüyorsa ötesiyle ilgilenmek yanlıştır. Ayrıca ağzında Allah'ı tesbih eder gibi tekfiri düşürmemenin hastalık olduğunu düşünüyorum.
Bu sözde samimiyet yoktur. Kitabımızda elbette kapalı-şifreli bölümler yoktur ama dilinden üslubuna kadar onun kendine has bir tarzı vardır. O tarz için de tefsir gerekmektedir. Kimilerine açık kimilerine kapalı ayetleri olsa idi bir sıkıntı olurdu. Dilini ve tarzını öğrenen herkese açık bir kitaptır o. Ayetin verdiği mesaj budur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
HATİM SECDESİ deyimi yanlıştır. Doğrusu ise şudur: Kitabımız Kur'an'da on dört ayette secde etme emri vardır. Bunlara TİLAVET SECDESİ denir. Hatim okurken de siz bu ayetlerin tamamını okuduğunuz için on dört kere secde yapmanız gerekmektedir. Bu secdeleri o ayetleri okurken yapacaktınız ama herhangi bir zamanda da yapmanız mümkündür. Allah kabul buyura..
O evde, haram karışımı vardır. Karışım oranı kadar da sorumluluk vardı. Bu da babanızın sorumluluğu idi. Size direkt o evin haram olduğunu söyleyemeyiz. Yapabilirseniz faiz oranı kadar parayı çıkarıp bir kuruma verirseniz kalbiniz rahat eder.
'Üç günlük mesafe' bugünkü rakamlarla DOKSAN KM civarında yapmaktadır. Bu nedenle gün olarak değil de mesafe olarak zikredilmektedir.
Sorunuzda müphemlik var, size şu şekilde cevap verelim: Bir müteahhidin ileride belli bir tarihte teslim edeceğini vaat etiği bir daireyi belli bir fiyata satın almak caizdir. Bu satın alma peşin para ile de olabilir, taksitlendirme ile de olabilir. Dairenin şekli belli, fiyat da belli ise bir sıkıntı yoktur. Fiyatı daha sonra değişecek bir alışveriş ise caiz olmaz. Dairenin ayrıntıları ve fiyat sabit ise sıkıntı yoktur. Meselenin özeti böyledir.
Saat takılan yerden yukarısı yaklaşık olarak bir on santim namaz boyu açık olursa namaz bozulur. Bir açılıp kapanmasının ise namaza zararı yoktur.
Hiçbir mümin istemediği, razı olmadığı bir şeyden mesul olmaz biiznillah. İstediğimiz ve rızamızla yaptıklarımızın hesabını vereceğiz.