Fetva Meclisi
Soru
Hocam bekârken yirmi günlük gebeliğimi kürtajla sonlandırdım. Sonra evlendik, bir çocuğumuz var iki yaşında. Gurre vermem gerektiğini yeni öğrendim. Çocuğuma ayıracağım bu gurre altının zekâtını vermem gerekiyor mu? Bir de yüz gram altınım var, yeterli mi yoksa ileriki yıllarda tamamlayabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
1) Gurre kefareti için çocuğun belirgin olma şartı var. Doktorlarımızdan aldığımız bilgiye göre 4 haftalık çocuğun gurresinin ödenmesi gerekir. 2) Gurre yalnızca kürtajdan önceki çocuklara verilir. Kürtajdan sonra doğanlara verilmez. 3) 210 gram altındır.
Selamünaleyküm. Gurre, rahimde yaratılmış cenine müdahale edip öldürülmesine (kürtaj yapılmasına da diyebiliriz) karşılık konan bir cezadır. Yaklaşık iki yüz gram altın gurre bedelidir. Bu ceza, ölenin mirasçısı olacaklara verilir. Mirasçılar parayı almak istememeleri durumunda sadaka olarak verilebilir. Gurreyi, kişi kendi cebinden ödeyeceğine göre tarlasından veya başka bir malından verebilir Şunu da unutmamak gerekir ki, gurreden sonra tevbe ve istiğfar da gereklidir.
Size zekât düşmeyecek durumdasınız. Bebeğiniz için kurban kesmeseniz de olur. Saçı için de aynı şey geçerlidir. Eliniz genişlediği zaman yaparsınız. Allah Teâlâ size afiyet, yavrunuza uzun ve bereketli bir ömür ihsan etsin.
Şimdiki kura göre ödenecek. Bu altını ikiye de bölseniz de yine ikinize zekât ödemek farz oluyor. Bölerseniz her biriniz ayrı ayrı 100 gram altının bugüne ait kurdan zekâtını ödemelidir.
Selamünaleyküm. Bir mala sahip olacak kişinin çocuk olması durumunda ya velisine verilir ya da hesabına yatırılır. Hakkı zayi olmaz.
Selamünaleyküm. Bir hükmü yeni öğrenen geçmişteki hatalarını da telafi etmelidir. 81 gram altına zekât düşer. Para ve benzeri başka değerli malınız varsa onlarla beraber hepsinin zekâtını da toptan verebilirsiniz. Geçmiş altı yılda ikisi ödenmesi halinde elinizdeki altının da zekâtı gerekmez hale gelmektedir. Buna göre hesap ederek bu vebalden kurtulun. Allah yolumuzu açık tutsun.
bebek konusundaki diğer fetvalar
Dinimizin böyle bir emrini bilmiyorum. Okuyacak olan da kendi okur, başkasına neden okutuyor?
Hastaneye giderken besmele çekmeniz yeterlidir. Allah kolay etsin.
Tüp bebek çalışmasında üretilen embriyoların kullanılması ile alakalı olarak şu hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir: a- Nikâhlı iki eşin doğal yollarla bebek oluşturamıyorlarsa tüp bebek çalışması yapması, bu iki eşten başka üçüncü bir kişi devreye girmeden ve erkeğin ölümünden önce olmak kaydıyla caiz görülmüştür. b- Kadından üretilecek embriyoların elde edilmesi yoğun bir çalışmayı ve kadının yorulmasını gerektirmektedir. Üzerinde çalışma yapılan ve rahme yerleştirilen embriyolarda başarı oranı çok düşük olduğu için birkaç kere deneme yapılması gerekebilmektedir. Her deneme için yeniden bir yoğunluk yaşanması yerine ilk çalışmada birden çok embriyo üretilmekte ve bunların biri veya ikisi rahme yerleştirilmektedir. Başarılı olursa onlarla devam ediliyor, başarılı olmazsa eldeki embriyolardan bir başkası yerleştiriliyor. Bu esnada eldeki embriyoların canlı yaşayabilmesi için de “dondurulma” denen bir sistemle muhafaza edilmektedir. c- Eşlerin beklentisinin karşılanması veya çalışmadan vazgeçmeleri gibi bir durumda da dondurulmuş durumdaki embriyolar laboratuvarda kalmaktadır. Bu noktada da telafisi sıkıntılı iki sorun çıkıyor. Birincisi: Bu embriyolar imha edilecektir. Bunların imhası bir nevi kürtaj demektir. Zira eldeki embriyolar cenindir yani bebektir. Elde bekleyen beş on embriyonun her biri bir kürtaj denebilecek yöntemle imha edilecektir. Bunun fıkhî bir boyutu vardır. İkincisi: Bilhassa Avrupa kültüründe bu embriyolar bankalara konmakta ve isteyene satılabilmektedir. Bunun biraz daha masum gibi duran ama hiç de masum olmayan şekli ile çocuğu olmayan kadınlar için deneme malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bu durumda da o embriyoları veren eşler, hiç haberleri olmadan kendi menileri ile başkasının rahmindeki çocuğu oluşturmaktadırlar. Buna zina başta olmak üzere dinimiz ve iffetimiz açısından büyük bir sıkıntı olarak bakmak zorundayız. Bu nedenle diyoruz ki: Tüp bebek çalışması yapanlar, güven noktasını iyi araştırmalıdırlar. Tıbbın bu konudaki heyecanı yani bir iş üretme arzusu helal/haram ilkelerini gözetmemektedir. Bazı ülkelerin kanunları belirli sınırlamalar getirse de neticede hilesi çok ve kolay yapılmaktadır. Nesiller boyu devam edebilecek bir rezilliğe karşı çok dikkatli ve takipçi olmalıdırlar. Her defasında kullanılacak kadar embriyo üretmeli ve ikinci defa için çalışmanın ikinci defa yapılması istenmelidir. Böylesi daha güvenlidir. Çalışma sürerken eldeki embriyolar fazla ise onların muhafazası konusunda hasta, yasal gücünü de kullanarak ciddi bir takip içinde olmalıdır. Çalışma bittikten sonra da imha edilmelerini bizzat izlemelidir. Asla ve kata, embriyoları laboratuvara terk etme ve bağışlama gibi bir akılsızlık yapmamalıdırlar. Meseleyi şöyle görmelidirler: İki yaşındaki bebeğimizi laboratuvara bağışladık veya embriyoyu bağışladık! İmha edilme esnasında şöyle bir soru önümüzde duracaktır: Bu bir kürtajdır. Kürtaj ise haramdır. Evet, bu ihtimal vardır. Ancak bilhassa kırk günü dolmayan bir embriyo için ortada bir tedavi çalışması bulunduğundan ruhsat oluşabilir kanaatindeki fukahaya tabi olabiliriz. Netice olarak öyle veya böyle embriyolar imha edilmelidir.
Öncelikle bir psikolog desteği alın. Bu önemli. İkinci olarak da ibadetlerinizi daha yoğun yapmaya çalışın. Daha fazla nafile namaz kılın. Perşembe pazartesi oruçlarını tutun. Çok Kur'an okuyun. Üçüncü olarak kendinizi bir ilim halkasına katın. Okuyun, dinleyin. Dördüncü olarak da bir sosyal aktivite içinde bulunun. Tabii duayı unutmayın. Allah size sabırlar versin.
Cahilce ve uydurmaca bir şeydir bu.
Kadının göğsünden çıkan süt hangi yöntemle olursa olsun yeteri kadar ve yirmi dört ayı bitirmemiş bir çocuğa verildiğinde sütannelik oluşur.