Fetva Meclisi
Soru
İyi çalışmalar. Gurre hakkında 4 tane sorum olacak. Gurre ödenirken: 1. Kredi çekip ödenebilir mi? 2. Ödeme yapılırken 'Bu benim aldırdığım bebeğin gurresidir.' demek gerekli midir? 3. Aldırılan bebeğin mirasçıları; bu parayı almak istemezlerse ne yapılmalıdır? 4. Anne baba zaten miras bırakacağı topraklardan bir kısmını gurre bedeli olarak bebeğin mirasçılarına vermesi uygun düşer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
- GURRE, anne rahmindeki cenine onun hayatına son verecek şekilde müdahale etmektir. Bu da bir cinayet meselesidir. Cenin, anne karnında henüz kimliği olmayan bir canlı ise de bilhassa kırkıncı gününden sonra o da sıradan bir insan gibi kabul edilmiştir. Ona müdahale ancak anne sağlığının tehlikede olması gibi makul bir gerekçe ile mümkündür. Böyle bir gerekçe olmadan yapılan müdahale kürtaj gibi tıbbî bir yöntemle de yapılsa kabul edilemez. Yapan için istiğfar ve tevbenin ötesinde bir maddi ceza konmuştur. O cezanın adı GURRE'dir. - Cenini düşüren veya kürtaj yapan GURRE'yi öder. Ona yardım edenler de günah işledikleri için tevbe ve istiğfar etmelidirler. - Ödenen Gurre'den sonra da altmış gün peşpeşe keffaret orucu tutmaları tavsiye edilir. Bu da tevbelerinin kabulü içindir. - GURRE'nin yani kürtaj ile ya da başka bir yöntemle kasten cenini düşürenin/aldıranın ödeyeceği cezanın muasır miktarı 200 gram altın veya bedelidir. Bu rakamı 212,5 gram olarak ölçen ilim adamları da vardır. Mümkün olduğu kadar en ihtiyatlı olanını yapmak gerekir. - Gurre'yi cinayeti kasten işlemesi durumunda kadın malından öder. Kastı olmadan bir hata ile işledi ise ya da imkânı gerçekten ödemeye müsait değilse bu bedeli onun AKİLE'si öder. Akile de bu ödemeyi üç yıla yayabilir. - Ödenecek olan GURRE, doğması engellenen çocuğun var olan mirasçılarına ödenir. Genelde bu mirasçı baba ve kardeşleri olur. Dinen ona mirasçı olduklarında payları ne kadar ise o kadar o paradan alırlar. Katil durumundaki anne ya da ona onay veren baba bu gurreden pay alamazlar. - Her hâlükârda bu işe iştirak edenlerin muhakkak istiğfar etmeleri gerekir. Bu dosyanın adı bir CİNAYET DOSYASIDIR.
Kırk günlük olmadan kürtaj yapılan cenin için gurre gerekmez. Yapılan iş, ağır bir haram olmakla beraber ceza olarak gurre gerekmemektedir. Tevbe ediniz, istiğfar ediniz. Tekrarından Allah'a sığınınız.
Selamünaleyküm. Bir mala sahip olacak kişinin çocuk olması durumunda ya velisine verilir ya da hesabına yatırılır. Hakkı zayi olmaz.
Selamünaleyküm. Önce büyük ve samimi bir tevbe etmelisiniz. Tevbenizde sadık olun. Bir cana kıydığınız için de gurre isimli bir bedel ödemelisiniz. Gurre yaklaşık iki yüz gram altın olarak belirlenebilir. Durumunuz müsait değilse verebileceğiniz kadar verin. Bu malı da o çocuk yaşayacak olsa ona mirasçı olacak kimler varsa onlara verirsiniz. Siz hariç elbette. Onun varisçisi olacak kimseler mesela babası böyle bir şey istemiyorsa o miktarı bir vakfa bağışlayabilirsiniz.
Bu rakam, sizde bir emanet olarak beklesin, raşit olunca çocuklar onlara verirsiniz. Böylesi daha iyi olmaz mı?
1) Gurre kefareti için çocuğun belirgin olma şartı var. Doktorlarımızdan aldığımız bilgiye göre 4 haftalık çocuğun gurresinin ödenmesi gerekir. 2) Gurre yalnızca kürtajdan önceki çocuklara verilir. Kürtajdan sonra doğanlara verilmez. 3) 210 gram altındır.
ceza konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Eğer dönüşünüz samimi ise, yüreğiniz hâlâ yanıyorsa, ateşe düşmeye razı olup o işe dönmemeye kararlı iseniz dert etmeyin; kurtuldunuz, Allah sizi bağışladı demektir. Buna göre: 1- Kimsenin size sopa vurması gerekmiyor. Sizin tevbeniz yeterlidir. O, İslam devleti olduğu zamanlar için geçerlidir. 2- Sakın bir daha hiçbir Allah kuluna bu durumu anlatmayın. Allah'ın kapattığını siz açmış olursunuz ki bu bir hata olur.
Vatandaşlık görevlerinden birini yapan duygusal olmamalıdır.
Selamünaleyküm. Namaz kılmayanın ahiretteki cezası bellidir. Dünyadaki cezası ise sanıldığı kadar yaygın ve kolay değildir. Başka tatbikatlarla bunu karıştırmayalım.
Selamünaleyküm. Can ve organ cezalarını devletten başkasının tatbik etmesi caiz değildir.
Selamünaleyküm. Böyle bir durumda aranızda sözleşme varsa o geçerli olur. Sözleşme yoksa, benzer durumlardaki örf yani muhasebeciler arasında biline gelen ve uygulanan uygulanır. Bu da yoksa, bir hakem tayin edilebilir.
Selamünaleyküm. Suudi Arabistan, kağıt üzerinde Şeriat ile yönetilen bir devlettir. Yasaları ve yönergelerinde bu hususa dikkat edilmektedir. Mesela faize müsamaha edilmemesi kanunlarda kayıtlıdır. Ceza kanunlarında da fıkıh kuralları önde durmaktadır. Bütün bunlar, Suudi Arabistan'ı ne kadar 'İslam Devleti' yapar bilemem, ortadaki durumu hep beraber görüyoruz. Böyle bir meselede Müslümanların, geçmişle geleceğin dengesini iyi kurmaları gerekmektedir. Bu da ancak uygulama anında ortaya çıkabilecek bir durumdur.