Fetva Meclisi
Soru
Eşim benim rızam olmadan iki kez çocuk aldırdı, bunun kefaretini ödemek istiyorum. Mirasçılarına verilmesi söylenen gurre miktarını henüz yetişkin olmayan iki çocuğum için hesap açıp yatırmam makul değil. Siz, ‘velisinin hesabına yatırılsın’ demişsiniz. O halde ben hesabımda bunun için 200×2 gr altın bedeli tutup bu çocuklar hayat atıldığında onlara mı vereceğim? Tevbe edip Kızılay vb. hayır kurumlarına para yatırmak geldi benim aklıma. Nasıl yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Önce büyük ve samimi bir tevbe etmelisiniz. Tevbenizde sadık olun. Bir cana kıydığınız için de gurre isimli bir bedel ödemelisiniz. Gurre yaklaşık iki yüz gram altın olarak belirlenebilir. Durumunuz müsait değilse verebileceğiniz kadar verin. Bu malı da o çocuk yaşayacak olsa ona mirasçı olacak kimler varsa onlara verirsiniz. Siz hariç elbette. Onun varisçisi olacak kimseler mesela babası böyle bir şey istemiyorsa o miktarı bir vakfa bağışlayabilirsiniz.
Miras, keyfe göre dağıtılmaz. Sen veya diğerleri payınıza düşen kadarını adaletli bir şekilde alırsınız. Bu mirasta (dört kardeşinden başka mirasçınız yoksa) kız çocuğu olarak senin payın % 11.11 olur. Gerisini erkek kardeşlerin paylaşır. Bu payı nasıl alacağın ise bilirkişi tarafından tespit edilebilir.
Selamünaleyküm. Bir mala sahip olacak kişinin çocuk olması durumunda ya velisine verilir ya da hesabına yatırılır. Hakkı zayi olmaz.
Allah Teâlâ size sabırlar versin. Geçmiş olsun. Geri kalan ömrünüz bereketli olsun. Mehir ve takı gibi sizin hakkınız olan her şeyi talep edin. Talebinize olumlu cevap verilmezse mevcut yasaları o hakkınızı elde etmek için kullanın. Çocuklarınızın yetişmesi için makul olanı istemenizde de sakınca olmaz. Zaten çocuklara nafaka vermesi de eşinizin görevidir. Gerisine tenezzül etmeyin.
Selamünaleyküm. Mehrini ondan almanız caiz değildir. Elinizdeki para ona ait ise onu da teslim etmelisiniz. Çocuklarınıza böyle bir çirkinliği söylemeniz uygun olmaz. Çocuklarınızla görüşmesini onlara etki etme açısından sakıncalı buluyorsanız görüştürmeyebilirsiniz. Çok geçmiş olsun size.
Bir insanın çocukları, onun sulbünden geldikleri için onun malına varis olurlar. İyi veya kötü olmaları bu gerçeği değiştirmez. Sadece ölen Müslüman, çocukları da kâfir olursa bir mal intikali olmaz. Bunun dışında ölenin malı çocuklarına intikal eder. Size yapmış olduğu vasiyet ise iki şahidin huzurunda olmadığı için muteber değildir. Elinizdeki mal size emanettir. Şahitler veya resmi bir makam huzurunda onu varislerine devredin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Namazlarınıza da bir zarar yoktur, biiznillah meleklerin girmesine de engel olmaz. Siz özürlüsünüz, sizin durumunuz farklıdır. Allah teala size afiyet ihsan etsin.
Sizin de hissettiğiniz gibi mü'min bir insanın kalbini rahatsız eden durum var ortada. Kazancınızın haram olacağını söyleyemeyiz ama bu sıkıntı orada çalıştığınız sürece kalbinizi sıkıştıracaktır. Allah yardımcınız olsun.
Bu sıkıntınızın çözümü tıp ve psikoloji ile olur. O alanda sabırla çare aramaya devam etmelisiniz. Geçmiş olsun.
Sizin iki büyük hatanız var. Birinci hatanız, o saydığınız şeylerdir. İkinci hatanız da, şimdi şeytanın sizi onlarla meşgul etmesine izin vermenizdir. Zannederim siz, ikinci hatayı sürdürmekle ağırı daha ağır duruma getiriyorsunuz. Size şunu tavsiye ederiz: a- Müthiş bir tevbe ile o geçmişe tevbe edin. Bu tevbeniz adeta yeniden doğmak gibi olsun. b- Ebediyyen o hatalara bir daha dönmeyin. Tevbe de budur zaten. c- Eşiniz dahil kimseye o geçmişten bahsetmeyin! Hatta kendinize bile bahsetmeyin. Kendinize bile! d- Kendinizi ibadete verin, namaza sarılın. Kur'an okuyun. Zikirler yapın. e- Tevbenizi koruduğunuz sürece eskinin sizi ezmeyeceğini göreceksiniz. Böyle bir tevbe yapmazsanız, yapamazsanız o zaman siz halinizden memnunsunuz da sahte gözyaşı akıtıyorsunuz demektir.
Müslüman olmayanların Müslümanlar gibi mescide girmesi caiz değildir. Belli bir maksatla girmelerine izin veren görüşlerden istifade edilerek girmelerine izin verilebilir.
Miras sahipleri kimse onlar o kirayı almaktadırlar. Ellerine geçen paranın zekâtı gerekip gerekmediği ise onların bütçesine ait özel bir durumdur. Zekât kadar malı olan biri ise ya da o aldıkları para ile o duruma geliyorlarsa zekât verirler.