Fetva Meclisi
Soru
Kuru temizleme yapmak caiz mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Cep telefonu gibi metal veya sıvıyı emmeyen cisimlerin temizlenmesi ıslak bir mendille mümkündür. Sıvıyı emebilecek nesneleri ise daha derin bir sistemle temizlemek gerekir. Bu temizlemede abartmanın gereği yoktur. Üç kere ve dikkatli bir temizlik yeterli olur. Meni için de aynı kurallar geçerlidir.
Selamünaleyküm. Kuru temizlemenin nasıl yapıldığına bağlı bir durumdur bu. Eğer kuru temizlemede gerçekten su kullanılmıyorsa bu temizleme ile necaset temizlenmiş olmaz. Dolayısıyla necaset bulaşmış bir elbiseyi su ile yıkamak ya da kuru temizleyicide su ile yıkanıyorsa oraya vermek gerekmektedir. Bu mümkün değilse, evde su ile yıkayıp kuru temizlemede diğer işlemi yaptırılabilir. Ancak ihtimalle pislenmiş olması düşünülemez; elbise ya necasetlidir ya da değildir, ortası olmaz.
Temizdir.
Genel su ile temizlik yapılacağı konusunda hiçbir tartışma yoktur, temizlik denince akla su gelir. Pislik/necaset karışmış sıvı ile temizlik yapılamayacağında da ihtilaf yoktur. Bunun haricindeki herhangi bir sıvı ile temizlik yapılabilir. Sadece abdest gibi manevi temizlik boyutu olan temizlikler mutlak su ile yapılabilir. Bunun haricinde yerine göre; Kimyasal dönüşüm, Sürtme/ovma, Kuruyup kaybolma, Ateşte yakma, Tabaklama gibi yöntemler de temizlik olarak gerçekleşebilir.
Tarif ettiğiniz gibi bir temizlik tamamdır, vesveseye gerek yoktur. Allah kabul etsin.
Halı gibi döşeme gereçlerine necaset bulaştığında temizliği sağlamak için, öncelikle necasetin üzerine yeterli miktarda su dökülmesi gerekir. Su, necis/idrarlı bölgeyi iyice kapladıktan sonra sünger, bez, makina veya benzeri bir malzeme ile çekilip temizlenmelidir. Eğer necasetin tamamen yok olmadığı fark edilirse bu işlem ihtiyaç doğrultusunda birkaç kez tekrarlanabilir. Önemli olan, necasetin kendisinin tamamen giderilmesidir; üç kere yıkamak şart değildir. Necasetin giderildiğinden emin olduktan sonra kokusu kalsa bile temiz kabul edilir. Sonrasında halının üzerinde namaz kılmak caizdir.
caiz konusundaki diğer fetvalar
Şeffaf bir şekilde yönetim tarafından belirlenen bir ödemede sakınca olmaz. Hile yapılarak elde edilen için sakınca vardır.
Yürürlükteki yasalara gizli bir uygulama ilave edilmeden, şeffaf bir şekilde yapılan satış ile o tür mallara sahip olmakta sakınca olmaz. O malların oraya intikalinde esas olarak bir sorun varsa bu sorun, yetkili makamlara ait olur.
- Sigorta ihtimal üzerinden yürütülen bir sözleşmedir. İki taraf için de kazanma/kaybetme riski vardır. Derin bir meçhullük vardır sigortada. - Kumara benzeyen bir işlemdir. - Faiz benzerliği ve faiz bağlantısı yüksektir.
Resmi sağlık kurumlarının bir tedavi yöntemi olarak sahiplenmediği bu tür uygulamaları kültür olarak görebiliriz. Bir mü'min olarak bu tür kültürlere yoğun ilgi ve ciddi önem verme yanlıştır diye düşünürüz.
İlik naklini sakıncalı gören bir fetva/ araştırma bu güne kadar görmedim.
Madem beni severek dinliyorsunuz, nerede ‘çocuklarınızı ilahiyat fakültelerine göndermeyin’ dediğimi dinlediniz? Ben öyle bir söz sarf ettiğimi hatırlamıyorum. Bu birinci cevabım olsun size. İkinci cevabım ise şudur: Filan tıp fakültesinde okuyan doktor adayları iyi yetişmiyor diye sitem etmek ne kadar mümkün ise birinin de ilahiyat fakültelerini tenkit etmesi o kadar hakkıdır. Kaldı ki ilahiyat fakültelerinin varlığı, gerekliliği, işe yararlılığını tek bir kelime ile tartışmadım, tartışmam da. Zira ilahiyat fakültelerinin alternatifini oluşturabilecek durumda değiliz. Yalnız şu noktalara itirazımız vardır: A- ‘İlahiyat fakültesini okuyan talebe; bir müçtehittir artık. Ebu Hanife’nin muarızı olabilir’ zanneden öğrenci velisinin, öğrencinin aldanmış olacağını bilmesi gerekir. Benim vazifem onu ikaz etmektir. İlahiyat fakülteleri alim yetiştirme yerleri değildir. İlim tahsili ile alakalı formülleri alma yeridir. Orada öğrenciye temel prensipler öğretilebilir ancak. Daha ilerisini beklemek yanlıştır. B- İlahiyat fakültesi diplomasının bir dindarlık belgesi olarak algılanmasını hatalı bulduğumu da beyan ederim. Değil ilahiyat fakültesi, Fatih dönemindeki bir medrese mollasının icazeti bile dindarlık garantisi belgesi olamaz. Bir genç ilahiyat fakültesi bitirince örnek Müslüman olmuyor, örnek Müslüman olmak için iyi bir malzeme toplamış oluyor. Diploma döğüştürme gibi bir gelişmeye karşı uyarmak vazifemdir, onu yapıyorum. C- İnsanların kız veya erkek çocuklarını ilahiyat fakültesine gönderince gençleri kuşatabilecek pek çok riskten korunmuş mübarek bir ortama bırakıldıklarını zannetmelerini şiddetle tenkit ediyorum. Fakültelerin tamamı neticede büyük şehirlerin içinde kurulmuştur ve milyonlarca insanla iç içe bir hayat yaşanmaktadır o şehirlerde. İlahiyat fakültelerini mikroptan arındırılmış bölgeler zannetmek hatadır. Bunu ikaz ediyorum. D- En ağır iman konularımız bile ilahiyat fakültelerinde gençlerin zihnini bulandıracak bir tarzla tartışılarak dinimizin gelecek kuşaklara sulandırılmış olarak taşınmasına zemin hazırlayabilmektedir. Geçmiş ulemayı tahkir etmeyi bir bilimsellik, akademisyenlik zannetmeyi hata olarak anlıyorum, bir yıkılma ve çökme sinyali olarak görüyorum. Bunu da ikaz etmek imanımla alakalı bir durumdur. Temel beş itirazım bunlardır. Bunları söyledim, biiznillah söyleyeceğim. Daha ötesi bana ait değil. Allah’a emanet olunuz.