Fetva Meclisi
Soru
Değerli hocam, benim sorum memurlukla alakalı olacak. Devlet memurluğuna atandığımızda, ilk senenin sonunda “asalet tasdiki” adı altında bir yemin ettiriliyor. (Bazen yüksek sesle ve amirlerin huzurunda, bazen de yazılı bir metne imza attırılarak.) Metni aşağıya yazıyorum: “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılâp ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatle bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyip koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan millî, demokratik, laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarımı bilerek bunları davranış hâline getireceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.” Hocam, burada İslam’a uygun olmadığını düşündüğüm birçok ifade var. Ayrıca sizin de bildiğiniz değerli bir âlimimizin (ismi mevzu bahis olmaması için zikretmiyorum) elfâz-ı küfür hakkındaki görüşü; bunların ancak ölüm tehdidi veya bir uzvun kesilmesi gibi zaruret hâllerinde söylenebileceği yönündedir. Ben bu işi kabul etmezsem aç kalacak durumda değilim. Daha zor şartlarda ve asgari ücretle de olsa çalışabileceğim işler bulabilirim. Aynı zamanda “devlete girip sistemi içeriden fethetmek” gibi ütopik düşüncelere de sahip değilim. Yanlış anlaşılmasın diye bunu özellikle belirtmek istedim. Şöyle düşünüyorum: Çalıştım, mühendis oldum. Özel sektörde çalışma imkânı hem çok düşük hem de gittikçe zorlaşıyor. Bir tarafta dışarıda asgari ücretle çalışmak; diğer tarafta ise devlet memuru olup daha rahat geçinmek, evlat yetiştirme ve kendini geliştirme açısından daha fazla zamana sahip olmak, aynı zamanda daha fazla İslami çalışmalarda bulunabilmek var. Bu iki tercih arasında kaldım. Fakat bu yemin metni içimi kemiriyor. Hamdolsun, taş altında ezilmedik, zindanlarda çürümedik; Rabbimiz bizi büyük imtihanlardan korudu. Şimdi durup dururken onların bu inanç(sızlık)larını mı kabul etmiş olacağım diye düşünüyorum. Ama işin içinden de çıkamıyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Doğru bildiğinizi izah edin, zorlama hakkınız ve gücünüz yoktur. Siz, kendinizi kurtarmış olursunuz. Fazla üzerlerine giderek kötü adam rolüne şimdiden girmeyin. Yapacakları düğün gibi toplantılarda haram bir iş görürseniz katılmazsınız. Görevinizi de yapmış olursunuz. Allah sizin de bizim de yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, haram ateş demektir. Ateş yakar. Bir şeye haram demek ihtimal üzerinden olmaz. Sizin durumunuz, neredeyse bu ülkedeki bütün devlet memurları için geçerlidir. Evet, tarlasında yetiştirdiği domateslerle geçinen bir Müslüman gibi kazancınızın helal olduğunu söyleyemem. Direk haram olduğunu söylemek de zordur. Bir mü’min olarak bu durumun sizin kalbinizi ezmesi normaldir hatta gereklidir. Size de net bir şey söyleyemeyeceğim; kalbinizin dediğini yapın. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu soruları kendinize sorun. Yüzme biliyor musunuz? Dağda yürüyebilir misiniz? Soğuğa dayanabilir misiniz? Sıcak sizi çarpar mı? Bu soruların cevabında kendinize güvenemiyorsanız, oturun Konya’nın bir sokağında bakkalık yapın. Ateşe girer İbrahim olabilirim, yanmam diyebiliyorsanız girin ateşin ortasına. İmanınız size yelek olursa 657 veya başka bir rakam sizi yakamaz. Mesele iman meselesidir. 657’den kurtuldunuz, esnaf oldunuz faiz bulacak sizi. İmtihan olmak istememek gibi bir şey bu. Hemen evlenin. Ümmet’i çoğaltmaya çalışın; doğurarak, yetiştirerek. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu şekilde düşünmenizin bir dayanağı yoktur. Size verilen maaşla size takdir edilen görev arasında denge kurabiliyorsanız, o maaş size helaldir. Bunun ilerisine geçerek, bulunduğunuz noktayı dine hizmete çevirirseniz, bulunduğunuz makamın da hakkını verecek bir düzeye gelmiş olursunuz. Bu da Allah'ın rızasını kazanmak demektir. İmamlık kurumu ne yazık ki basit bir memurluk seviyesine düşürüldü. Madem ki bu denli ince düşünüyorsunuz, kalın orada da bir camide daha Allah'tan hayâ ederek namaz kıldıran bir imamımız bulunsun. Kendinizi fıkıh bilgisi açısından yetiştirin. Kur'an okumanızı ilerletin. Halkla ilişkilerde vakur durun. Siz büyük bir ribat görevindesiniz. Allah işinizi kolay etsin.
Allah Teâlâ seni muhafaza buyursun, ümmetin güçlü bir fidanı olarak seni yaşatsın. Asıl düşüncen bugünün olsun. Bugün imanı güçlü, enerjisi taze bir genç olarak kalmaya bak. Bunu öncelikli yap. İlerideki bir planı tasarlarken bugün şeytanın maazallah avucunda erime tehlikesi yaşama. Önce bugün. Yarın ise babanın teklifine de hazır ol yeni bir açılıma da. Eğer sen o güne kadar bu iradeni sarsmadan kullanabilirsen o gün biiznillah en iyisini yapmaya muktedir olabilirsin. O güne gelinceye kadar güçlen. Bulunduğun alanı zorla toparlayan değil hakkını veren biri olarak sürdür. Hiçbir işte zayıf kalmaya hakkımız yoktur. Allah’a emanet olasın.
Selamünaleyküm. Bu şekilde düşünmenizin bir dayanağı yoktur. Size verilen maaşla size takdir edilen görev arasında denge kurabiliyorsanız, o maaş size helaldir. Bunun ilerisine geçerek, bulunduğunuz noktayı dine hizmete çevirirseniz, bulunduğunuz makamın da hakkını verecek bir düzeye gelmiş olursunuz. Bu da Allah'ın rızasını kazanmak demektir. İmamlık kurumu ne yazık ki basit bir memurluk seviyesine düşürüldü. Mademki bu denli ince düşünüyorsunuz, kalın orada da bir camide daha Allah'tan hayâ ederek namaz kıldıran bir imamımız bulunsun. Kendinizi fıkıh bilgisi açısından yetiştirin. Kur'an okumanızı ilerletin. Halkla ilişkilerde vakur durun. Siz büyük bir ribat görevindesiniz. Allah işinizi kolay etsin.