Fetva Meclisi
Soru
Hocam İslam’ı dert edinmiş bu asırda yüreği yanan Musab gibi olabilseydim yaşadığım yeri Medineleştirme adına gayretim olabilseydi diye ağlayan, ümmet için yüreği daralan yirmi yaşında aciz bir kardeşinizim. Ben mühendislik öğrenciyim ve babam ile amcamların ortak olduğu bir aile şirketimiz var. Orada çalışmamı istiyorlar. Yazları da zaten orada çalışıyorum. Gördüğüm kadarıyla bir davetçi de olsam burada Rabbimin şeriatına uygun yaşayamam. Babamlar da aslında ahireti büsbütün unutmuş değiller fakat kadın erkek aynı ortamda bir iş ortamı var. Burada yüzde yüz helal para kazanılmayacağını düşünüyorum. İleride ne orada çalışmak ne de mesleğimi yapmak istiyorum. Bir yerde dinime hizmet etmek istiyorum. Babam burada olmamın bazı şeyleri önleyeceğini ve burada davetçi bir mühendis olmamın daha iyi bir hizmet olacağını düşünüyor. Ben ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sevgili kardeşim. Aşırılık ithamı ve yalnız kalmak senden önceki Allah dostlarının da kaderi olmuştur. Bunu dert etmemen gerekir. Sabredemezsen şeytanı sevindirirsin. Sözünü dinletemediğin yerden, sözünü dinletebileceğin yere geç, inatlaşıp kendini yıpratma. Git gide körü körüne konuşan adam durumuna gelirsin. Sabırlı ol, yoluna devam et, abartma.
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Güzel kardeşim, bu gayretini, niyetini, hedefini tebrik ederim. Bu konuda dertlenmen çok güzel. Rabbim ayaklarını sabit kılsın. Allah seni hem bu dünyada hem ahirette izzetli kılsın. Öncelikle mü'min bir hanım olarak Allah’ın haramlarından nerede korunmuş olarak bulunabilecekseniz orada olmanız gerekir. İmanımızı ve ahlâkımızı korumak en önemli gayemizdir. Fıtratınıza uygun, kabiliyetinizi en verimli olarak kullanabileceğiniz alan hangisi ise onu tercih etmeniz yerinde olur. Bu konuda ehil birine kendinizi tanıtın ve sizi neye yönlendirdiğine bakın. Eğer sizin kabiliyetiniz sosyolojide ise ve bu kabiliyeti ehil biri size söylemiş ise bu alanı ümmetimiz için değerlendirebilirsiniz. Anne babalara karşı alttan almamız, onları incitmeden yaşamak Allah’ın en büyük emirlerinden biridir. Onlara karşı nezaketinizi koruyup tatlı dilli olmayı ihmal etmeyin. Sakın tartışma yoluna gitmeyin. “Kadın çalışamaz” şeklinde bir kural yoktur. Kadının kendisini yıpratmaması, işin kendisi ve ortamı helal olması önemlidir. Anne babanın gazabını çekecek tutum ve davranışlardan uzak durmanız çok önemli. Onları üzmeyecek bir üslup kullanarak tercihlerinizi, isteklerinizi ifade edebilirsiniz. Rabbim umduğunuzdan daha güzel işler yapmanızı nasip etsin değerli kardeşim. Ümmet-i Muhammed için faydalı olmanız nasip olsun. Allah kolaylıklar versin. Muvaffakiyetler.
Mü'min bir kızın imanını korumuş haliyle geçirdiği bir gün olduğu gibi iştir, kendini basit görme. İmanını koruduğun, ibadetlerini yaptığın, anne babana hizmet ettiğin her gün senin için kazançtır. Hangi bölümden mezun olduğunu yazmadığın için iş konusunda kesin cevap yazamıyorum sana. Eğer eğitimle ilgili branşlardan birinden mezun oldu isen bir kız lisesinde ücretli öğretmenlik yap. Ailen de mutlu olur sen de rahat edersin. Diğer iş alanlarında isen, ailenin açlık gibi bir derdi bulunmadıkça çalışman da gerekmez. Sen kız çocuğusun, bu ümmetin çiçeğisin. Allah seni çalışman için yaratmadı. Sen mücevhersin. Kendini boşlukta görmenden ise sen sorumlusun. Neden kitap okumuyorsun? Kur'an ezberlemiyorsun? Yazı kabiliyetini geliştirmiyorsun? Yapacak çok işin varken boş durup şeytanı kendine çekmemelisin. Sana dualar ederim.
Selamünaleyküm. Sevgili kızım, Allah Teâlâ seni emellerine kavuştursun. Kur'an'ı yaşatanlar olarak diriltilecekler arasında bulunmanı, Kur'an'ın şefaati ile işi iyi olanlardan olmanı dilerim. Ne mutlu sana ki, kendini Kur'an hizmetine adamayı düşünüyorsun. Sen, tam anlamıyla bir mücahidesin. Mücahide ne demekse, o sensin bu düşüncelerinle. Yeni doğmuş bir bebek gibi görüyorum sizi; doğdunuz da büyüyorsunuz. Her gün Kur'an sizi emziriyor ve siz büyüyorsunuz. Allah yolunda olmak, Allah için çalışma azmi taşımak, sahabe neslini önder ve örnek görmek böyle bir şeydir. Bir bayan olarak, garip olduğunuz bir ortamda bu seviyede olmanız, ancak Allah'ın lütfu ile gerçekleşebilir bir seviyedir, muhakkak şükredin buna. Şükredin ki Allah sizi, dinine hizmet aşkı ile kavurmuş. Tekrar ve tekrar tebrik ediyorum sizi. Size dua ediyorum, bu ağabeyinize de dua etmenizi, Kur'an hizmetinden bir nefes ayrılmadan yaşamaya Allah Teâlâ'nın bizi muvaffak kılmasına dua edin. Öncelikle sana Ali Ulvi Kurucu'nun hatıratını okumanı tavsiye ederim; kendine çok güzel ufuklar bulacaksın o hatıratta. Bakacaksın ki sen, ne ilksin ne de son. Bu yol, böyle bir yoldur. Yesrib'e gitmeye razı olanlar, oradaki garipliği hayat bilebilenler ve kefensiz gömülmeye razı olanlar Kur'an ehli olabiliyorlar. Çok bilenlerden önce onlar gönüllere Kur'an akıtabiliyor. Bu anlayışı yakalaman açısından satır satır o kitabı okumanı tavsiye ederim. Okuduğun fakülteyi bitir, diplomasını al. Diyanet'e gir; kurs hocası ol.O gün, kendini ununu elemiş, eleğini asmış biri gibi görme. Bedir'de, Hendek'te bil kendini. Çünkü şeytan, o gün seni kızağa almayı deneyecektir. Diyanet'ten görev alan kızlarımız, bir daha tanınmayacak kadar değişiyorlar. Sen öyle olma. Bu süreçte evliliği ihmal etme. Evlenirken de, seninle evlenecek adaya, Kur'an'a adanmış bir hayat yaşamak istediğini belirt.Kendine bir müsteşar bul; her şeyi ona danış. Adeta iki kişi gibi yaşa işinde. Bu müsteşar, Kur'an eğitimi hususunda tecrübeli olsun. Çok uda et kızım, ucunda cennet bulunan çetin bir tünele girdin. Allah yardımcın olsun, seni korusun, yüceltsin.
Kızım, hayatını başkalarıyla kıyas etme hatanı bırak. Senin imtihanın başka onların imtihanı başkadır. Ayrıca yaşamı başarıyla eş değer görürsen bir zaman sonra çıldırırsın. Ömrümüz inişiyle çıkışıyla ve düzlüğüyle bir bütündür. Karşılaştığın mutlu manzaraları seni üzen ve yıpratanlarla birlikte sevmelisin. Allah el-Hakîm'dir. Ne yaparsa, neyi yaparsa, niçin yaparsa ve ne zaman yaparsa bir hikmeti vardır. Sabırlı ol. Allah bu yaşadıklarında sana saklı olan nice hikmetler ve hayırlar yaratmıştır. Akıllı davran, şeytanın planının bir parçası olma. Allah'a güven, kaliteli bir Müslüman olma derdin en büyük idealin olsun.
davetçi konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi kabul buyursun. Önce ve öncelikle kendinize anlatın. Yani birilerine bir hadis okutacağınızı değil kendinizi düşünün. Kendinizi eğitin. Bir gram bilgi verecekseniz başkalarına kendiniz en az on gram bilgi edinin. Böylece akan dere gibi olursunuz, bu da bereket demektir. Bir gram alıp bir gram verirseniz bir bardak su bile olamazsınız. Sayı ile ilgilenmeyin. Bir kişiden bir ümmet olabilir ama bin kişiden orman bile olmayabilir. Bereket Allah’ın elindedir. O da ihlaslı kullarına sadece bereket indirir. Siz, Peygamber aleyhisselamın sünnetini yaymaya çalışın. Hedefiniz bu olsun. İlmihal bilmeyenin Riyaz’dan anlayacağı şeyler sathi kalabilir. İnsanların ilmihal öğrenmeleri farzdır. Farzı terk edemeyiz. İlmihal okumayı da insanlar bir nevi cahilliği kabul etmek gibi görebiliyorlar. Bu ise bir şeytan tuzağıdır. Daha büyük isimlere “Tefsir, Hadis, Kelam…” gibi başlıklara takılı kalmak ilmin ne işe yarayacağı konusunda endişe uyandırır. Hadis veya ilmihal okurken günlük hayatın kısır konularına takılmamalısın. Vakti çok dikkatli ve disiplinli kullanmalısınız. Dikkat dağılmaması için kırk dakikayı geçmemeye bakınız. Sürekli aynı zamanda ders yapın. Namazlardan sonra “Allah kabul etsin” dendiği gibi ders sonrasında da denmelidir. Ders dediğimiz şey namazı bize emredenin emridir. Böyle bilmeli ve böyle uygulama yapmalıyız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
Bu konular, insanların zor anlayabilecekleri konulardır. Siz muhakkak bunu anlatacağım derseniz kendinizden soğutursunuz. Direkt bu konuları başlıklandırıp konuşmanın gereği yoktur. İlim adamlarına göre seviyesi olan konularda insanların anlamasını beklemek yanlıştır. Okuduğunuz her ayet, her hadis zaten o esaslara dairdir. Bu konulara girmemelisiniz. Mü'minlerin yeteri kadar sıkıntısı vardır, bir de bu girmesin içimize.
Her mü'min, bulunduğu yer ve zamana göre hesap verecektir. Siz de bulunduğunuz yeri en iyi şekilde değerlendirmelisiniz. Elinizde olmayana bakarak veya öyle hayal kurarak sadece kendinizi oyalarsınız. Evinizi cennet yapmanız mümkün iken elinizdekini kaybetmiş olabilirsiniz. Yeni bir planlama yapın, eviniz ve elinizdekiler üzerinden sevap kazanmaya bakın.
Aleykümselam. Size iki cevabımız olacak. Birincisi şudur: Bardak dolduktan sonra taşar. Dolmadan taşmaz. Devrilirse suyu dışarı çıkar o da değerlendirilemez. İki satırlık bilgi ile çıkılan yolda karşılaşılacak sonuç sizin zikrettiğiniz sonuçtur. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yazacaksınız. Okuyacaksınız. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yok başka yöntemi. Bardağınız dolacak, taşacak. İkincisi de şudur: Uzun bir yolculuğa çıkanlar, her istasyona uğramazlar. Uğrayacak olurlarsa yolları bitmez. Her yerde duran, her levhayı okuyan yol bitiremez. Rabbimiz, iyi bir mü'min olmamızı imtihanların sonucuna göre belirleyecek. Bu imtihanlardan bir bölümü de takdir edeceğiniz gibi mü'minlerin kendi iç sorunları diyebileceğimiz sıkıntılara karşı tavırları üzerinden olacaktır. Ucu cennette olan uzun bir yoldayız. Sözünü ettiğiniz örnekteki konu ve benzerleri, mü'minlerin yol boyunca önüne çıkan reklam levhaları, eğlence yerleri durumundadır. Yolculuk diye bir derdiniz varsa takılmayın onlara, salın kendinizi yola. Bir o, bir bu derken akşam olur siz yol kat edemezsiniz. Trafiğe takılırsınız. Yolcu yoluna gerek. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Hiçbir mü'min, kendisini diğer mü'minlerin savcısı gibi göremez. Bizim veya bir başkasının, iman ehli insanlar hakkında ‘iyidirler / kötüdürler’ şeklinde değerlendirme yapması makul değildir. Biz, doğru bildiklerimizle amel ederiz, başkalarında yanlış gördüklerimizden de uzak dururuz. Özet olarak ilkemiz budur.
Selamünaleyküm. Davetçi olmak, iyi bildiğine davet etmektir; her alanın sorumlusu gibi kendini bilen davetli iyi bir davetçi olamaz. Sadece kendinizi oyalarsınız, insanların şüphelerini artırırsınız. Sözünü ettiğiniz mesele, asırlardır konuşuluyor ama mü’minlerden başka kimse de ikna olmuyor. Siz sadece kendinizi meşgul etmek için girmiş olursunuz o tartışmaya. Onun yerine acil konularla yola çıkın. Allah yardımcınız olsun.