Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Öncelikle kendimi insanlara İslam adına bir şeyler anlatmakla yükümlü hissediyorum. Ve bu konuda günümüzde en çok istismar edilen durumlardan birisi de recm cezası. Bunu insanlara bir davetçi nasıl anlatmalıdır? Tavrı nasıl olmalıdır? İslam çağların ötesindedir elbette fakat davetçi adını kendimize yakıştırıyorsak bu konularda bilgi sahibi ve donanımlı olmamız gerektiğine inanıyorum. Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Önce bu mantığı terk edin; geçmişi, hatalarınızı irdeleme yerine, oturun neler yapabileceğinizi düşünün. Yapabileceğinizi düşündüğünüz en kolay işten başlayarak bir çalışma planı yapın. İş bitirin, biten işin yerine yenisini başlatın. Böylece raya girmiş olursunuz. Sorunlu insanları örnek almayın. Gerekiyorsa çevre değiştirin, şehir değiştirin. Kur'an okuyun. Bir ilimi meclisine katılın.
Selamünaleyküm. Herkes becerebildiğinden sorumludur. Siz neyi becerebiliyorsanız onu yapacaksınız. Kabiliyetinizin gelişmesi için de kendinize bir danışman ağabey belirleyin, size ağabeylik yapsın. Daha hızlı gelişirsiniz.
Yaşadığınız toplumun manevi önderi olarak yapılan yanlışları sözlü uyarının dışında müdahale etmeniz doğru değildir. Kanun da size bu yetkiyi vermiyor. Sizin yapmanız gereken muhtarınızdan veya sözü dinlenen köy büyüğünüzden o kimseye nasihat etmesini rica etmenizdir. Ayrıca yaşadığınız gerginliğin sıcaklığında olmasa da ilerleyen bir zamanda bu konuyu özel bir vaazda (hedef göstermeden, işaret etmeden) işleyebilirsiniz. Unutmayın, siz davetçisiniz. Çevrenize en güzel duyarlılığı ve sağlıklı iletişimi göstermek zorundasınız. Allah sizi bu hususta muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Mümin, bu zamanda önce kendisini korumalıdır. Fitne ateş gibi her yeri sarmış durumdadır. İmanımız ciddi bir şekilde tehlikededir. Önce kendinizi korumayı gaye edinin. Onlar size tesir etmesinler. İkinci göreviniz de onlara iyi örnek olmaktır. En iyi yapacağınız şey, imanınızla oluşan kimliğinizi kıskandırmaktır. Tatlı konuşan, vakar sahibi, sözüne sadık, ibadet ihmal etmeyen, ahireti hesap eden bir mümin olduğunuz zaman onlar sizden istifade edeceklerdir. Böylesi, oturup onlara bir saat seminer vermekten iyidir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Mü'minler, bir vücudun azaları gibidirler; bir yerdeki sızıyı her yerden hissetmek zorundadırlar. Bir mü'min kardeşin, hatasını görüp de onu hissetmemek bize ait bir tavır değildir. Şu kadar ki, daha ağır bir hataya mesela onun 'boş ver' demesine neden olacak davranışı da kabul etmeyiz. Duruma bakın, yararlı olacak zannederseniz nezaketle ikaz edin. Aksi takdirde susmayı yeğleyin. Siz niyetinizle ve samimiyetinizle kazanırsınız. Nefisleri kabartmadan, incitmeden ve kınamadan yapmak gerekiyor. En azından imamlara, böyle bir hata gördüğünüzü hatırlatarak onlara söyletebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Sizi tebrik ederim. Yeni hayatınız mübarek olsun. Bulunduğunuz ortam sizi ürkütmesin. Asıl siz, orada iyi yetişeceksiniz. Hani fırında pişmek denir ya, sizin için de öyle olacak biiznillah. Kendinizi koruyun, tehlikede olduğunuzu hiç unutmayın. Ciddiyetinizi muhafaza edin. Arkadaş edinmemeye gayret edin. İkinci bir ortam yani fakülte dışında bir ortam muhakkak bulunsun. Sabredin ve kazanın. Allah yardımcınız olsun.
davetçi konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Hiçbir mü'min, kendisini diğer mü'minlerin savcısı gibi göremez. Bizim veya bir başkasının, iman ehli insanlar hakkında ‘iyidirler / kötüdürler’ şeklinde değerlendirme yapması makul değildir. Biz, doğru bildiklerimizle amel ederiz, başkalarında yanlış gördüklerimizden de uzak dururuz. Özet olarak ilkemiz budur.
Aleykümselam. Size iki cevabımız olacak. Birincisi şudur: Bardak dolduktan sonra taşar. Dolmadan taşmaz. Devrilirse suyu dışarı çıkar o da değerlendirilemez. İki satırlık bilgi ile çıkılan yolda karşılaşılacak sonuç sizin zikrettiğiniz sonuçtur. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yazacaksınız. Okuyacaksınız. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yok başka yöntemi. Bardağınız dolacak, taşacak. İkincisi de şudur: Uzun bir yolculuğa çıkanlar, her istasyona uğramazlar. Uğrayacak olurlarsa yolları bitmez. Her yerde duran, her levhayı okuyan yol bitiremez. Rabbimiz, iyi bir mü'min olmamızı imtihanların sonucuna göre belirleyecek. Bu imtihanlardan bir bölümü de takdir edeceğiniz gibi mü'minlerin kendi iç sorunları diyebileceğimiz sıkıntılara karşı tavırları üzerinden olacaktır. Ucu cennette olan uzun bir yoldayız. Sözünü ettiğiniz örnekteki konu ve benzerleri, mü'minlerin yol boyunca önüne çıkan reklam levhaları, eğlence yerleri durumundadır. Yolculuk diye bir derdiniz varsa takılmayın onlara, salın kendinizi yola. Bir o, bir bu derken akşam olur siz yol kat edemezsiniz. Trafiğe takılırsınız. Yolcu yoluna gerek. Allah'a emanet olun.
Her mü'min, bulunduğu yer ve zamana göre hesap verecektir. Siz de bulunduğunuz yeri en iyi şekilde değerlendirmelisiniz. Elinizde olmayana bakarak veya öyle hayal kurarak sadece kendinizi oyalarsınız. Evinizi cennet yapmanız mümkün iken elinizdekini kaybetmiş olabilirsiniz. Yeni bir planlama yapın, eviniz ve elinizdekiler üzerinden sevap kazanmaya bakın.
Selamünaleyküm. Bütün insanlık bugün, 'ev kızı' olarak adlandırdığınız kızın hasreti içindedir. İlim ve diploma sevdalarının nelere mal olduğunu herkes gördü ama dönüşü olmayan bir çıkmaza girildi bir kere. Tekrar düşünün lütfen; İlim mi istiyorsunuz,Diploma mı, meşguliyet mi, Şöhret mi, Dünya mı, Ahiret mi? Ne istiyorsunuz bir, bir de nasıl ve nerede istiyorsunuz? Tekrar düşünün.
Bu konular, insanların zor anlayabilecekleri konulardır. Siz muhakkak bunu anlatacağım derseniz kendinizden soğutursunuz. Direkt bu konuları başlıklandırıp konuşmanın gereği yoktur. İlim adamlarına göre seviyesi olan konularda insanların anlamasını beklemek yanlıştır. Okuduğunuz her ayet, her hadis zaten o esaslara dairdir. Bu konulara girmemelisiniz. Mü'minlerin yeteri kadar sıkıntısı vardır, bir de bu girmesin içimize.
Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi kabul buyursun. Önce ve öncelikle kendinize anlatın. Yani birilerine bir hadis okutacağınızı değil kendinizi düşünün. Kendinizi eğitin. Bir gram bilgi verecekseniz başkalarına kendiniz en az on gram bilgi edinin. Böylece akan dere gibi olursunuz, bu da bereket demektir. Bir gram alıp bir gram verirseniz bir bardak su bile olamazsınız. Sayı ile ilgilenmeyin. Bir kişiden bir ümmet olabilir ama bin kişiden orman bile olmayabilir. Bereket Allah’ın elindedir. O da ihlaslı kullarına sadece bereket indirir. Siz, Peygamber aleyhisselamın sünnetini yaymaya çalışın. Hedefiniz bu olsun. İlmihal bilmeyenin Riyaz’dan anlayacağı şeyler sathi kalabilir. İnsanların ilmihal öğrenmeleri farzdır. Farzı terk edemeyiz. İlmihal okumayı da insanlar bir nevi cahilliği kabul etmek gibi görebiliyorlar. Bu ise bir şeytan tuzağıdır. Daha büyük isimlere “Tefsir, Hadis, Kelam…” gibi başlıklara takılı kalmak ilmin ne işe yarayacağı konusunda endişe uyandırır. Hadis veya ilmihal okurken günlük hayatın kısır konularına takılmamalısın. Vakti çok dikkatli ve disiplinli kullanmalısınız. Dikkat dağılmaması için kırk dakikayı geçmemeye bakınız. Sürekli aynı zamanda ders yapın. Namazlardan sonra “Allah kabul etsin” dendiği gibi ders sonrasında da denmelidir. Ders dediğimiz şey namazı bize emredenin emridir. Böyle bilmeli ve böyle uygulama yapmalıyız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.