Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 24 yaşındayım. Sizi dinledikçe içimdeki, ‘Davetçi kadın’ olma hissi daha da gelişiyor. Fakat burada pek imkanım yok; hiçbir cemaate, derse güvenemiyorum, düzenli disiplinli bir yer bulamıyorum ve evde kaldıkça da kendimi işe yaramaz hissediyorum. İnsanlara bir yararım dokunsun istiyorum ama elimden bir şey gelmiyor. Böyle düşünerek hata mı ediyorum, ben ne yapabilirim hocam? Ailevi sorunlarım da var. Derslere gidip yardım edebilsem, sizin anlattığınız gibi Asiye, Meryem olabilsem... Ama hiçbir yol bulamıyorum hocam. Sonunda da, Rabbim ben yoruldum, diyorum. Haşa ben isyan mı etmiş oluyorum böyle diyerek?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bütün insanlık bugün, 'ev kızı' olarak adlandırdığınız kızın hasreti içindedir. İlim ve diploma sevdalarının nelere mal olduğunu herkes gördü ama dönüşü olmayan bir çıkmaza girildi bir kere. Tekrar düşünün lütfen; İlim mi istiyorsunuz,Diploma mı, meşguliyet mi, Şöhret mi, Dünya mı, Ahiret mi? Ne istiyorsunuz bir, bir de nasıl ve nerede istiyorsunuz? Tekrar düşünün.
Siz elinizden geleni yapın. Gözle görülür bir hata yapmayın. Eşinizle muhabbetinizi canlı tutun. Bundan sonra da kimin ne dediğine ve diyeceğine bakmayın. Rahat edersiniz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu yaşta sizin kendi evlilik işinizi görmeniz gerekir. Aileniz destek olmuyorsa siz kendi işinizi görün, böylece onlar yanlış yaptıklarını anlamış olsunlar. Siz, işinizi onlara havale ederek, onları doğrulamış gibi oluyorsunuz.
Aleykümselam. Ailevi tarz ve sizin yapınızdan kaynaklanan bu durum için iki şeye önem vereceğiz. Birincisi, kendinizi bu hususta yıpratmanıza gerek yoktur. Böyle oldu, düzelecek deyin. İkinci olarak da düzelmeyi zamana yayın. Bir yıl içinde olmaz düzelme, olsa da daha beteri olabilir. Arkadaş çevrenizi geniş tutun. Ahlâklı arkadaşlarla ilişkiniz çoğalsın. Allah yardımcınız olsun.
Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Allah’ın mağfiret buyurduğu bir şeyi yeniden tazeletmeyin. Geçmişinize tevbeniz samimi ise o samimiyetin gereği olarak Allah’ın affına güvenmelisiniz. Şeytan sizi bir kere o bataklıkta batmış olarak gördükten sonra yeniden oraya dönmenizi istiyor. Sizi aynı delikten iki kere ısıracak o akrep, aklınızı kullanın. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için yoğun bir gün yaşamanız gerekir. Vaktin size yetmeyeceği işler yapın. Derslere katılın. Sosyal faaliyetlere iştirak edin. Özellikle cinsel hayatınızı daha aktif duruma getirin. Eşinize beklediğinden fazlasını verir duruma gelmeye çalışın. Kitap okuyun. Zikirler yapın. Göreceksiniz, bu gereksiz sıkıntıdan biiznillah kurtulacaksınız. Allah’a emanet olun.
Kesinlikle eksik düşünüyorsun; dünyanın en büyük ve en ağır suçunu işlemiş de olsan Allah'ın kapısı sana açıktır. Şeytan o zaman seni o hataya düşürdü şimdi de o hatanın yorumu ile ömrünü hırpalıyor. Bunları bırak ve iyi işler yapmaya bak. Evlilik dâhil diğer işleri akışına bırakmalısın. İkinci bir hatan eski hatalar üzerinden felsefe yapman olur. Bunu yapma. Hiç bir şey olmamış gibi dinini yaşamaya bak, tevbeni koru. İşlediğin günahı da kimseye açma sakın. Allah yardımcın olsun.
davetçi konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Size iki cevabımız olacak. Birincisi şudur: Bardak dolduktan sonra taşar. Dolmadan taşmaz. Devrilirse suyu dışarı çıkar o da değerlendirilemez. İki satırlık bilgi ile çıkılan yolda karşılaşılacak sonuç sizin zikrettiğiniz sonuçtur. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yazacaksınız. Okuyacaksınız. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yok başka yöntemi. Bardağınız dolacak, taşacak. İkincisi de şudur: Uzun bir yolculuğa çıkanlar, her istasyona uğramazlar. Uğrayacak olurlarsa yolları bitmez. Her yerde duran, her levhayı okuyan yol bitiremez. Rabbimiz, iyi bir mü'min olmamızı imtihanların sonucuna göre belirleyecek. Bu imtihanlardan bir bölümü de takdir edeceğiniz gibi mü'minlerin kendi iç sorunları diyebileceğimiz sıkıntılara karşı tavırları üzerinden olacaktır. Ucu cennette olan uzun bir yoldayız. Sözünü ettiğiniz örnekteki konu ve benzerleri, mü'minlerin yol boyunca önüne çıkan reklam levhaları, eğlence yerleri durumundadır. Yolculuk diye bir derdiniz varsa takılmayın onlara, salın kendinizi yola. Bir o, bir bu derken akşam olur siz yol kat edemezsiniz. Trafiğe takılırsınız. Yolcu yoluna gerek. Allah'a emanet olun.
Bu konular, insanların zor anlayabilecekleri konulardır. Siz muhakkak bunu anlatacağım derseniz kendinizden soğutursunuz. Direkt bu konuları başlıklandırıp konuşmanın gereği yoktur. İlim adamlarına göre seviyesi olan konularda insanların anlamasını beklemek yanlıştır. Okuduğunuz her ayet, her hadis zaten o esaslara dairdir. Bu konulara girmemelisiniz. Mü'minlerin yeteri kadar sıkıntısı vardır, bir de bu girmesin içimize.
Selamünaleyküm. Hiçbir mü'min, kendisini diğer mü'minlerin savcısı gibi göremez. Bizim veya bir başkasının, iman ehli insanlar hakkında ‘iyidirler / kötüdürler’ şeklinde değerlendirme yapması makul değildir. Biz, doğru bildiklerimizle amel ederiz, başkalarında yanlış gördüklerimizden de uzak dururuz. Özet olarak ilkemiz budur.
Selamünaleyküm. Davetçi olmak, iyi bildiğine davet etmektir; her alanın sorumlusu gibi kendini bilen davetli iyi bir davetçi olamaz. Sadece kendinizi oyalarsınız, insanların şüphelerini artırırsınız. Sözünü ettiğiniz mesele, asırlardır konuşuluyor ama mü’minlerden başka kimse de ikna olmuyor. Siz sadece kendinizi meşgul etmek için girmiş olursunuz o tartışmaya. Onun yerine acil konularla yola çıkın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi kabul buyursun. Önce ve öncelikle kendinize anlatın. Yani birilerine bir hadis okutacağınızı değil kendinizi düşünün. Kendinizi eğitin. Bir gram bilgi verecekseniz başkalarına kendiniz en az on gram bilgi edinin. Böylece akan dere gibi olursunuz, bu da bereket demektir. Bir gram alıp bir gram verirseniz bir bardak su bile olamazsınız. Sayı ile ilgilenmeyin. Bir kişiden bir ümmet olabilir ama bin kişiden orman bile olmayabilir. Bereket Allah’ın elindedir. O da ihlaslı kullarına sadece bereket indirir. Siz, Peygamber aleyhisselamın sünnetini yaymaya çalışın. Hedefiniz bu olsun. İlmihal bilmeyenin Riyaz’dan anlayacağı şeyler sathi kalabilir. İnsanların ilmihal öğrenmeleri farzdır. Farzı terk edemeyiz. İlmihal okumayı da insanlar bir nevi cahilliği kabul etmek gibi görebiliyorlar. Bu ise bir şeytan tuzağıdır. Daha büyük isimlere “Tefsir, Hadis, Kelam…” gibi başlıklara takılı kalmak ilmin ne işe yarayacağı konusunda endişe uyandırır. Hadis veya ilmihal okurken günlük hayatın kısır konularına takılmamalısın. Vakti çok dikkatli ve disiplinli kullanmalısınız. Dikkat dağılmaması için kırk dakikayı geçmemeye bakınız. Sürekli aynı zamanda ders yapın. Namazlardan sonra “Allah kabul etsin” dendiği gibi ders sonrasında da denmelidir. Ders dediğimiz şey namazı bize emredenin emridir. Böyle bilmeli ve böyle uygulama yapmalıyız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
Allah Teâlâ seni muhafaza buyursun, ümmetin güçlü bir fidanı olarak seni yaşatsın. Asıl düşüncen bugünün olsun. Bugün imanı güçlü, enerjisi taze bir genç olarak kalmaya bak. Bunu öncelikli yap. İlerideki bir planı tasarlarken bugün şeytanın maazallah avucunda erime tehlikesi yaşama. Önce bugün. Yarın ise babanın teklifine de hazır ol yeni bir açılıma da. Eğer sen o güne kadar bu iradeni sarsmadan kullanabilirsen o gün biiznillah en iyisini yapmaya muktedir olabilirsin. O güne gelinceye kadar güçlen. Bulunduğun alanı zorla toparlayan değil hakkını veren biri olarak sürdür. Hiçbir işte zayıf kalmaya hakkımız yoktur. Allah’a emanet olasın.