Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Değerli Hocam, Muasır Selefi Âlimlerine, Davetçi ve Kardeşlere bakış açınız nasıl? Selefi menhecini doğru buluyor musunuz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Merak edenine öğretebilirsiniz de, sizi ikna etmek isteyene hiçbir şey öğretemez sadece kendinizi yorarsınız. Ayrıca Mü'minler arasındaki fitnelerin sayısını artırır, derinliği büyütürsünüz. Bu da ilim olmaz. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. İman ve namaz gibi konuların esasında mü'minlerin farklı olması söz konusu olamaz. İnce ayarlar diyebileceğimiz konularda farklarımız vardır. Bu farklardan ötürü birbirimizi çekiştirmememiz gerekir. Sizin de onlar gibi diyerek kendinize farklılık getirmenizin bir anlamı yoktur.
Selamünaleyküm. Hiçbir insanın sözü âyet hadis değildir. Bir bildiğini söyleyenin de ihmal edilmemesi gerekir. Bunun ortasında bir ideal seviye yakalayabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Bir insan iman esaslarını kabul edip yaşadıktan sonra Mü'min olmanın gereklerini yerine getirmiş olur. Bu sözlerinden dolayı ona kâfir diyecek hâlimiz yoktur. Ama bu sözlerin durduğu sabit bir yer de yoktur.
Selamünaleyküm. O veya başka biri, ulemanın, Ümmet'in otoritelerinin irşadı ile olmadıkça Ümmet'i bağlayan bir anlam ifade etmiyor. Kimse kendi aklına göre bir iş yapıp Mü'minlerin başına dert olmamalıdır.
Aleykümselam. Sözünü ettiğiniz şahıs hakkında yeterli bilgi sahibi değilim.
davetçi konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Davetçi olmak, iyi bildiğine davet etmektir; her alanın sorumlusu gibi kendini bilen davetli iyi bir davetçi olamaz. Sadece kendinizi oyalarsınız, insanların şüphelerini artırırsınız. Sözünü ettiğiniz mesele, asırlardır konuşuluyor ama mü’minlerden başka kimse de ikna olmuyor. Siz sadece kendinizi meşgul etmek için girmiş olursunuz o tartışmaya. Onun yerine acil konularla yola çıkın. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Size iki cevabımız olacak. Birincisi şudur: Bardak dolduktan sonra taşar. Dolmadan taşmaz. Devrilirse suyu dışarı çıkar o da değerlendirilemez. İki satırlık bilgi ile çıkılan yolda karşılaşılacak sonuç sizin zikrettiğiniz sonuçtur. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yazacaksınız. Okuyacaksınız. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yok başka yöntemi. Bardağınız dolacak, taşacak. İkincisi de şudur: Uzun bir yolculuğa çıkanlar, her istasyona uğramazlar. Uğrayacak olurlarsa yolları bitmez. Her yerde duran, her levhayı okuyan yol bitiremez. Rabbimiz, iyi bir mü'min olmamızı imtihanların sonucuna göre belirleyecek. Bu imtihanlardan bir bölümü de takdir edeceğiniz gibi mü'minlerin kendi iç sorunları diyebileceğimiz sıkıntılara karşı tavırları üzerinden olacaktır. Ucu cennette olan uzun bir yoldayız. Sözünü ettiğiniz örnekteki konu ve benzerleri, mü'minlerin yol boyunca önüne çıkan reklam levhaları, eğlence yerleri durumundadır. Yolculuk diye bir derdiniz varsa takılmayın onlara, salın kendinizi yola. Bir o, bir bu derken akşam olur siz yol kat edemezsiniz. Trafiğe takılırsınız. Yolcu yoluna gerek. Allah'a emanet olun.
Her mü'min, bulunduğu yer ve zamana göre hesap verecektir. Siz de bulunduğunuz yeri en iyi şekilde değerlendirmelisiniz. Elinizde olmayana bakarak veya öyle hayal kurarak sadece kendinizi oyalarsınız. Evinizi cennet yapmanız mümkün iken elinizdekini kaybetmiş olabilirsiniz. Yeni bir planlama yapın, eviniz ve elinizdekiler üzerinden sevap kazanmaya bakın.
Selamünaleyküm. Bütün insanlık bugün, 'ev kızı' olarak adlandırdığınız kızın hasreti içindedir. İlim ve diploma sevdalarının nelere mal olduğunu herkes gördü ama dönüşü olmayan bir çıkmaza girildi bir kere. Tekrar düşünün lütfen; İlim mi istiyorsunuz,Diploma mı, meşguliyet mi, Şöhret mi, Dünya mı, Ahiret mi? Ne istiyorsunuz bir, bir de nasıl ve nerede istiyorsunuz? Tekrar düşünün.
Bu konular, insanların zor anlayabilecekleri konulardır. Siz muhakkak bunu anlatacağım derseniz kendinizden soğutursunuz. Direkt bu konuları başlıklandırıp konuşmanın gereği yoktur. İlim adamlarına göre seviyesi olan konularda insanların anlamasını beklemek yanlıştır. Okuduğunuz her ayet, her hadis zaten o esaslara dairdir. Bu konulara girmemelisiniz. Mü'minlerin yeteri kadar sıkıntısı vardır, bir de bu girmesin içimize.
Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi kabul buyursun. Önce ve öncelikle kendinize anlatın. Yani birilerine bir hadis okutacağınızı değil kendinizi düşünün. Kendinizi eğitin. Bir gram bilgi verecekseniz başkalarına kendiniz en az on gram bilgi edinin. Böylece akan dere gibi olursunuz, bu da bereket demektir. Bir gram alıp bir gram verirseniz bir bardak su bile olamazsınız. Sayı ile ilgilenmeyin. Bir kişiden bir ümmet olabilir ama bin kişiden orman bile olmayabilir. Bereket Allah’ın elindedir. O da ihlaslı kullarına sadece bereket indirir. Siz, Peygamber aleyhisselamın sünnetini yaymaya çalışın. Hedefiniz bu olsun. İlmihal bilmeyenin Riyaz’dan anlayacağı şeyler sathi kalabilir. İnsanların ilmihal öğrenmeleri farzdır. Farzı terk edemeyiz. İlmihal okumayı da insanlar bir nevi cahilliği kabul etmek gibi görebiliyorlar. Bu ise bir şeytan tuzağıdır. Daha büyük isimlere “Tefsir, Hadis, Kelam…” gibi başlıklara takılı kalmak ilmin ne işe yarayacağı konusunda endişe uyandırır. Hadis veya ilmihal okurken günlük hayatın kısır konularına takılmamalısın. Vakti çok dikkatli ve disiplinli kullanmalısınız. Dikkat dağılmaması için kırk dakikayı geçmemeye bakınız. Sürekli aynı zamanda ders yapın. Namazlardan sonra “Allah kabul etsin” dendiği gibi ders sonrasında da denmelidir. Ders dediğimiz şey namazı bize emredenin emridir. Böyle bilmeli ve böyle uygulama yapmalıyız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.