Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ben yurtdışında yaşayan biriyim. Buradaki tanıdığım çoğu müslüman Vahhabi-Selefi. Namazda onlar gibi kılsam sorun olur mu ve bugünkü Selefilerin namazı Hanbeli mezhebiyle aynı mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Kadının namazı ile erkeğin namazı arasında fark yoktur. Sadece eğilme ve oturmada kadının yapısına karşı kolaylık olacak bir esneme vardır. Her iki şekilde de kılınmasında sakınca olmaz.
Aleykümselam. Lafzai celalin telaffuzunu tam olarak Türkçe karakterle tekrarlamak zordur. Bu nedenle Türkçe karakterler kullanarak bunu size izah edemiyoruz ama öyle bir hata esasen namazı ifsat edecek hata değildir. Bunu söyleyebiliriz.
Aleykümselam. Farz namazları böyle yapmayın ama nafilelerde yapsanız da tekrarı gerekmez. Allah mübarek etsin. Yavrularınızı namaz ehli mü'minler olarak yetiştirmeye sizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Bir insan iman esaslarını kabul edip yaşadıktan sonra Mü'min olmanın gereklerini yerine getirmiş olur. Bu sözlerinden dolayı ona kâfir diyecek hâlimiz yoktur. Ama bu sözlerin durduğu sabit bir yer de yoktur.
İtikat açısından sorunlu olanın arkasında namaz kılınmaz. Sözünü ettiğiniz insanların neye nasıl inandıklarını bilmemiz mümkün değildir. Sadece o iki isimle yaftalanmış olmak imanı olmamak anlamına gelmez.
Selamünaleyküm. Hiçbir mü'min, kendisini diğer mü'minlerin savcısı gibi göremez. Bizim veya bir başkasının, iman ehli insanlar hakkında ‘iyidirler / kötüdürler’ şeklinde değerlendirme yapması makul değildir. Biz, doğru bildiklerimizle amel ederiz, başkalarında yanlış gördüklerimizden de uzak dururuz. Özet olarak ilkemiz budur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm.Yapmanız gereken bir şey bilmiyorum. Rüyanın dinimiz açısından kati bir bağlayıcılığı yoktur.
Selamünaleyküm. Özel bir risk yani bir fitne yoksa erkek kardeşin öz kız kardeşinin sırtına hacamat kastı ile bakmasında veya hacamat yapmasında sıkıntı yoktur.
İmamlık da gayet kolaydır ama herkesin yapamayacağı bir iştir. Bir mü'min, nefsinin etkisinden kurtulamayacağını bildiği işe girmez. Girdikten sonra bunu idrak ederse o işten el çeker. İşe başlarken ortaya koyduğu ya da inandığı ilkelerini kaybeden de ne olursa olsun o iş ondan çekilmelidir. Özellikle siyaset için ayrı bir kural koymaya gerek yoktur. Siyasette de durum budur. Sizin söz ettiğiniz gibi, siyaset tehlikeli ve giren eriyor diye 'yapılmamalıdır, Müslüman girmemelidir' şeklindeki bir iddiayı dini bir temele dayandırmak zordur. Doğrusu 'yapamayacak olan girmemelidir' şeklinde olmalıdır.
Selamünaleyküm. Bundan sonra böyle şeylerden uzak dur, istiğfar et.
Selamünaleyküm. Bir mezhep veya grup hakkında 'Müslüman değildir' demedikçe evlenmeye engel bir durum yoktur. Caferilik için de bu kural geçerlidir; Müslüman olmadıklarını söylememiz caiz değildir. Söz konusu kişinin ne kadar caferi olduğu ise bizim bilemeyeceğimiz bir durumdur.
Aleykümselam. Peşin olursa 20, şu kadar taksit olursa 20,5 şeklindeki bir ticaret caizdir. Daha sonra taksitlerde bir gecikme olur da bu fiyatın üzerine gecikme farkı ilave yapılırsa o faizdir, caiz değildir.