Fetva Meclisi
Soru
Rububiyet, ulûhiyet, isim ve sıfat tevhidinde İbni Teymiyye radıyallahu anhtan başka referans olarak hangi âlimi gösterebilirim? İbni Teymiye’yi duyunca, önyargılı oldukları için tepki gösterip, konunun ehemmiyetini anlamadan inkâr ederler diye bir kaygım var.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bunlar, bizim anlamamız için geliştirilmiş isimlendirmelerdir. Esasen bunların hepsini Kur'an ve hadisler farklı şekillerde zikretmektedir.
Dünya müstekbirlerinin şamaroğlanına dönmüş, tabii afetlerle eriyip giden bir Müslüman Dünya'nın mensubu olarak, Müslümanlar arasındaki ayrıntılarla uğraşmanın ne yararı vardır? Böyle bir araştırmaya nasıl vakit bulunabiliyor anlayamıyorum. Kendi işimize baksak daha iyi olmaz mı? Allah Teala, bize önce bizi soracaktır. Kimse İbni Teymiye'nin hesabını vermeyecektir. Size bir ipucu vereyim: Şimdi siz nasıl Vahhabileri merak edip koğuşturuyorsanız onlar da sizi merak edip koğuşturuyorlar. Ama iki taraf da sömürülüyor, toprakları ve şerefleri çiğneniyor. Daha dikkatli olalım.
Selamünaleyküm. Bu Ümmet'ten on kişinin ne hâlde olduğunu kesin bir şekilde biliyoruz. O on kişi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin garantisi ile cennettedir. Onların dışında kim olursa olsun herkes için söylenebilecek en ideal söz 'inşaallah iyidir, iyi gitmiştir' şeklindedir. Daha ilerisini konuşmak hatadır. Sadece, bize göre daha açık işaretler bulundukça daha umutlu konuşuruz o kadar. Zikrettiğiniz isimlerin ne durumda olduğunu bilemeyiz. Eserlerini, işlerini izleriz. Sadece başkaları onların işlerinde tenkit edilecek yönler buldu diye onları kâfir sayamayız. İşleri hatalı insan olarak görebiliriz ama bu durum sadece onlar için değildir. İşi, kimin kim olduğunu tayin etmek olanlardan olmamanızı tavsiye ederim size. Sırat'ı geçmiş gibi konuşmak akıllık değildir. Biz kendi derdimize bakalım, daha iyi bir iş yapmış oluruz.
İnsan, ön kanaatle bakınca daha keskin kurallara sarılıyor. Bu nedenle, Ümmet'in iç sorunlarına bakarken ilke olarak bir kişi bile dışarıda kalmasın diye gayret etmek lazım. Şimdi tasavvuf erbabının hatalarını irdelemeye kalkarsak, öbür yandan onların hatalarını irdeleyenlerin de sabah namazını cemaatle kılmadıklarını, zikir diye bir şey bilmediklerini, kuru bir İSLAMCILIK şemsiyesi altında konuştuklarını söyleyenlere ne diyeceğiz? Bizim vazifemiz, hataları tespit edip karara bağlamak mı yoksa Allah'ın adının bir kere daha yücelmesini sağlamak mıdır? Ilımlı veya sertten ziyade dengeli ve toplayıcı bakmayı yeğlemekte yarar olduğunu düşünüyorum. Hassasiyetinize teşekkür ederim. Allah yardımcımız olsun.
Mümin belanın peşinde koşmaz, belaya yatırım yapmaz. Âlim insanlar bile, o tür bilgilerle yollarını sapıtmış olabiliyorlar. Sizin bir kere onlarla vakit geçirdiğiniz için istiğfar etmeniz gerekir. İkinci olarak da Kur'an okumak, ilmihal öğrenmek gibi önceliklerinize yönelmelisiniz. Hocanın böyle yoğun bir dönemde öyle konulara ayıracak vakti yoktur. Allah yardımcımız olsun.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında insan olup da tenkit edilemez olan yoktur. Bunu şaşmaz bir kanun olarak bilmeliyiz. Mesela Ebu Hanife gibi muhteşem bir insana bile hatalı olmak isnat edilmiştir. Yetiştirdiği talebeler onun sağlığında ona aykırı görüşler belirtmişlerdir. Bu ne onların hatalı olmasını ne de Ebu Hanife'nin değerinin düşmesini gerektirir. Allah hepsine rahmet etsin. İbni Teymiye veya başka biri için de bu geçerlidir. İbni Teymiye, bu Ümmet'in içinden yetişmiş zekâsı ve himmetiyle sivrilmiş şahsiyetlerden biridir. Kendi zamanındaki şartlardan, siyasi ve fikri çalkantılardan etkilenerek büyük bir ilmi faaliyet içine girmiştir. Kesinlikle hatalı olması mümkündür. İbni Teymiye'yi hatasız görmek sadece aptallık olur. İbni Teymiye'nin kendisi bir kere bunu kabul etmez. Ancak bir ilim adamının hata etmesi ile Ümmet'ine hıyanet etmesi aynı değildir. İbni Teymiye'nin itikadî konulardaki görüşlerinde en büyük iddiası selefle yani ilk iki nesille aynı şeyleri düşünme iddiasıdır. Onu tenkit edenlerdeki temel mantık da, kelam ilmi ile gelen son noktaya göre onun söylediklerinde yanlışlar bulunduğu iddiasıdır. Eğer İbni Teymiye'yi tenkit etmek için söz alırsanız, onu dinin dışına bile itebilirsiniz; onun yazılarında ve sözlerinde bunun için yeterli malzeme vardır. Hayır İbni Teymiye'yi de 'bizim' ulemamızdan biri olarak gören bir gözle bakarsanız, onu İmam Malik'ten ayrıt edecek çok şey bulamazsınız. Hele bu sözünü ettiğiniz meselede! Şunu vurgulamak isterim: Biz Ümmet'imizin mezarlığını karıştırarak ne elde ederiz? İlimde, cihadda, fazilette geldikleri seviyeye kulak verelim. Bir âlimin başka bir âlim tarafından tenkit edilmesine dair bir yazı bulan kendini mutlu hissediyorsa o mezarlıkçıdır; ölü kemikleri kurcalamaktadır. Mezarlıklarla uğraşırken dünyanın bize mezar edildiğini anlayamadık. Daha basiretli işler yapmak zorundayız. Allah'a emanet olunuz.
davetçi konusundaki diğer fetvalar
Her mü'min, bulunduğu yer ve zamana göre hesap verecektir. Siz de bulunduğunuz yeri en iyi şekilde değerlendirmelisiniz. Elinizde olmayana bakarak veya öyle hayal kurarak sadece kendinizi oyalarsınız. Evinizi cennet yapmanız mümkün iken elinizdekini kaybetmiş olabilirsiniz. Yeni bir planlama yapın, eviniz ve elinizdekiler üzerinden sevap kazanmaya bakın.
Aleykümselam. Size iki cevabımız olacak. Birincisi şudur: Bardak dolduktan sonra taşar. Dolmadan taşmaz. Devrilirse suyu dışarı çıkar o da değerlendirilemez. İki satırlık bilgi ile çıkılan yolda karşılaşılacak sonuç sizin zikrettiğiniz sonuçtur. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yazacaksınız. Okuyacaksınız. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Okuyacaksınız, dinleyeceksiniz. Yok başka yöntemi. Bardağınız dolacak, taşacak. İkincisi de şudur: Uzun bir yolculuğa çıkanlar, her istasyona uğramazlar. Uğrayacak olurlarsa yolları bitmez. Her yerde duran, her levhayı okuyan yol bitiremez. Rabbimiz, iyi bir mü'min olmamızı imtihanların sonucuna göre belirleyecek. Bu imtihanlardan bir bölümü de takdir edeceğiniz gibi mü'minlerin kendi iç sorunları diyebileceğimiz sıkıntılara karşı tavırları üzerinden olacaktır. Ucu cennette olan uzun bir yoldayız. Sözünü ettiğiniz örnekteki konu ve benzerleri, mü'minlerin yol boyunca önüne çıkan reklam levhaları, eğlence yerleri durumundadır. Yolculuk diye bir derdiniz varsa takılmayın onlara, salın kendinizi yola. Bir o, bir bu derken akşam olur siz yol kat edemezsiniz. Trafiğe takılırsınız. Yolcu yoluna gerek. Allah'a emanet olun.
Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi kabul buyursun. Önce ve öncelikle kendinize anlatın. Yani birilerine bir hadis okutacağınızı değil kendinizi düşünün. Kendinizi eğitin. Bir gram bilgi verecekseniz başkalarına kendiniz en az on gram bilgi edinin. Böylece akan dere gibi olursunuz, bu da bereket demektir. Bir gram alıp bir gram verirseniz bir bardak su bile olamazsınız. Sayı ile ilgilenmeyin. Bir kişiden bir ümmet olabilir ama bin kişiden orman bile olmayabilir. Bereket Allah’ın elindedir. O da ihlaslı kullarına sadece bereket indirir. Siz, Peygamber aleyhisselamın sünnetini yaymaya çalışın. Hedefiniz bu olsun. İlmihal bilmeyenin Riyaz’dan anlayacağı şeyler sathi kalabilir. İnsanların ilmihal öğrenmeleri farzdır. Farzı terk edemeyiz. İlmihal okumayı da insanlar bir nevi cahilliği kabul etmek gibi görebiliyorlar. Bu ise bir şeytan tuzağıdır. Daha büyük isimlere “Tefsir, Hadis, Kelam…” gibi başlıklara takılı kalmak ilmin ne işe yarayacağı konusunda endişe uyandırır. Hadis veya ilmihal okurken günlük hayatın kısır konularına takılmamalısın. Vakti çok dikkatli ve disiplinli kullanmalısınız. Dikkat dağılmaması için kırk dakikayı geçmemeye bakınız. Sürekli aynı zamanda ders yapın. Namazlardan sonra “Allah kabul etsin” dendiği gibi ders sonrasında da denmelidir. Ders dediğimiz şey namazı bize emredenin emridir. Böyle bilmeli ve böyle uygulama yapmalıyız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
Selamünaleyküm. Hiçbir mü'min, kendisini diğer mü'minlerin savcısı gibi göremez. Bizim veya bir başkasının, iman ehli insanlar hakkında ‘iyidirler / kötüdürler’ şeklinde değerlendirme yapması makul değildir. Biz, doğru bildiklerimizle amel ederiz, başkalarında yanlış gördüklerimizden de uzak dururuz. Özet olarak ilkemiz budur.
Selamünaleyküm. Davetçi olmak, iyi bildiğine davet etmektir; her alanın sorumlusu gibi kendini bilen davetli iyi bir davetçi olamaz. Sadece kendinizi oyalarsınız, insanların şüphelerini artırırsınız. Sözünü ettiğiniz mesele, asırlardır konuşuluyor ama mü’minlerden başka kimse de ikna olmuyor. Siz sadece kendinizi meşgul etmek için girmiş olursunuz o tartışmaya. Onun yerine acil konularla yola çıkın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ seni muhafaza buyursun, ümmetin güçlü bir fidanı olarak seni yaşatsın. Asıl düşüncen bugünün olsun. Bugün imanı güçlü, enerjisi taze bir genç olarak kalmaya bak. Bunu öncelikli yap. İlerideki bir planı tasarlarken bugün şeytanın maazallah avucunda erime tehlikesi yaşama. Önce bugün. Yarın ise babanın teklifine de hazır ol yeni bir açılıma da. Eğer sen o güne kadar bu iradeni sarsmadan kullanabilirsen o gün biiznillah en iyisini yapmaya muktedir olabilirsin. O güne gelinceye kadar güçlen. Bulunduğun alanı zorla toparlayan değil hakkını veren biri olarak sürdür. Hiçbir işte zayıf kalmaya hakkımız yoktur. Allah’a emanet olasın.