Fetva Meclisi
Soru
Selamunaleyküm hocam. Sizinle yapılan röportajda okula ya da vakfa gidilmeden nasıl davetçi olunur, diye sorulmuş siz de kim neyi biliyorsa onu anlatsın demişsiniz. Elhamdulillah ben de zaten öyle yapıyorum. Fakat bir yerde bilgim, anlatacaklarım, anlattıklarıma verdiğim örnekler vs.. bitiyor ve üretemiyorum, bazen de anlattıklarımdan ilk önce kendim tatmin olmuyorum ki muhtemelen karşımdakini de tatmin edemiyorum. Bunun çözümü için bana öneride bulunabilir misiniz? İkinci sorum da şu: Geçen gün namaz kılmak için camiye girdim. Namazımı bitirdikten sonra caminin kitaplığına baktım ne gibi kitaplar var diye. Kitabın birinin kapağını açtığımda yazar, kitabı ithaf ettiği, teşekkür ettiği hocanın ismini yazmış fakat (muhtemelen kitabın camiye alındığında olsa gerek) o hocanın ismini karalamışlar, ben de merak ettim kitabı evirdim çevirdim, ışığa yansıttım karalanan yerin altında M.Fethullah Gülen yazıyordu ben de kitaba hiç bakmadan kitabı kapattım. Fakat sonra aklıma sizin Kırıkkale İlim Yayma Yurdu'ndaki sohbetinizde anlattığınız, ezan okunduğu zaman Kabe’de namaz kılmayıp da oteline gidip namaz kılan müslüman örneği aklıma geldi. Sonra aklım bulandı. "Biz, biz müslümanlara nasıl yaklaşmalıyız o zaman?" diye düşünmeye başladım. Hocam bu soru hakkında sizin düşünceniz nedir? Sizce nasıl yaklaşmalıyız, tavrımız, münasebetimiz ne olmalı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Önce, bu işi yani ayakta kalma, imanı güçlü tutma işini, mü'min olmanın en büyük gereği olarak görmelisiniz. Ankara'da değil de Mekke'de bile yaşasanız bu imtihan sizi bulacaktı. Sizin özel sorununuz değildir bu. İmtihan olmak budur, peygamberler başta olmak üzere bütün mü'minler bu badireden geçmişlerdir. Bunu böyle bilmenizin size çok yararı olacaktır. İkinci olarak da aç bir çocuğun elindeki kekin hepsini ağzına sokmaya çalışması gibi bir tutum içine girip, bir haftada İslam'ın bütününü kuşatmaya kalkmayın; boğulursunuz. Adım adım ama geçmişin değerlendirmesini yaparak ilerlemelisiniz. Bu adım adımlığı, mesela tesettürde de uygulayabilirsiniz. Bir günde kapkara kıyafete girmek yerine bir sefirinde etek tipinizi, öbür seferinde baş örtüsünü derken bir yıla yayabilirsiniz tesettür durumunu düzeltmeyi. Diğer durumları da buna kıyas edin. Ara sıra evinizin dışına taşın. Bir mahreminizle beraber mesela İstanbul'da durumunu iyi gördüğünüz bir aileye açılın. Onların ne yaptıklarını izleyin. Eğer sizden iyi görrüseniz taklit edersiniz, sizden iyi değillerse hâlinize şükredersiniz, onlara tavsiyede bulunursunuz. Ne olursa olsun sakın umutsuz kalmayın, umut ve heyecan en çok muhtaç olduğunuz iki ihtiyacınızdır. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Ekmek ihtiyacımızı karşıladığımız fırın, bakkala gitmemize mani değildir. Bir insandan manevi eğitim alıyorsak başka bir yerden de mesela fıkıh alabilmeliyiz. Sakıncalı olan da zaten, bir kişiden her şeyi beklemektir. Böyle bir anlayış o kişiye de zulümdür esasen. Rahat olun; La ilahe illallah diyen herkese bağrınızı açın, gerekli olanı alın, gereksizden kaçının. Bu en güzel olandır ve kalbin huzur bulacağı en rahat yöntemdir. Çocuklarımızı, İslam'ın adamları olarak yetiştirmeliyiz, grubumuzun adamları olmaları eksik olmalarını doğurur. Allah'a emanet olun.
Vealeykümselam. Yalnız Allah olmalıdır yüreklerimizde. Kimin ne diyeceğine bakmak ise o 'yalnız Allah olmalıdır' ilkesini zedeler. Nefsine uyma, zevkine göre din yaşama, insanları putlaştırma, sabrı unutma ve Allah'a tevekkül et. Bir ilmihal kitabı okumadan iş yapma, şeytan seni bir daha geri dönemeyeceğin girdaplara çeker, aman dikkat et! Bir mürşidin, yol gösterici ağabeyin muhakkak bulunsun, bu zifiri karanlıklarda tek başına kaybolursun. Gerisini bırak.
Aleykümselam. Hocam,Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi rızasına muvafık kılsın. Umduğunuzdan güzeline kavuştursun sizi. Hayırlı amellerde muvaffak olmanız için dualar ederim.Mesele herhangi bir ilmihal veya tefsir meselesi değildir. Mesele bakış meselesidir. Nesillerimizi yetiştirenler, büyük bir hata ederek insanlara dinimizi camiye sıkıştırılmış bir din olarak öğrettiler. Netice de böyle oldu. Yeni bir bakışla dinimizi, ilk nesil gibi anlayıp uygulamaya yönelmemiz gerekiyor. Bu hususta da size yani Peygamber aleyhisselama vekil olan imamlara ve Kur'an muallimlerine çok iş düşüyor. Farklı bir ilmihal veya tefsir okumuyorum. Sizin de kitaplığınızda bulunan Buharî'yi, Riyazussalihin'i, Fikri Yavuz İlmihali'ni okuyorum. Ama okurken dikkatli ve gayeli okuyorum. Ümmetime acilen gerekli şeyleri bulmaya çalışıyorum. Vakit doldurmak gibi bir derdim olmuyor. Aksine işim hep vaktimden çok oluyor.
Selamünaleyküm. Bir kişi kalıncaya kadar devam edin. Hatta kimse gelmese bile siz tek başınıza orada olun, melekleri hesap ederek dersinizi yapın. Bir de, ara sıra derste farklılıklar yapın, rutinlik bozulsun. Mesela üç beş derste bir kitaptan bir bölüm okuyun, başka ders yapmayın. Bir görüntü izletin. Beraber bir cami ziyaretine gidin. Hocalık bir kelime ile anlatılacaksa o kelime muhakkak sabırdır. Bunu unutmayasınız. Size dualar ederim.
Selamünaleyküm. Ah! İşimiz vaktimizden çok değil mi şimdi? Evet, işimiz vaktimizden çoktur. İşi de meşgul insanlar bitirecektir. Bunu unutmamalısınız. O, küçük bir ilçede gördüğünüz afetin aslını Allah size göstermesin. Bir fidanın yanması kadar bile değil sizin gördüğünüz yangın. Kıtalar kadar bir ormanın yandığını düşünün bir de! İşte bizim derdimiz odur, öyle bir derttir. Keşke, camilerde insanlara namaz kıldıranlar da o yangını görebilselerdi, keşke anneler babalar yandıklarını ve yaktıklarını anlayabilselerdi, keşke! Artık, İmam Hatip veya başka bir isim o yangını gizleyemez duruma geldik. Yegâne tesellimiz, sizin gibi genç yüreklerin bu derdimizi anlamaya başlamasıdır. Allah sizin basiretinizi ve himmetinizi artırsın. Yapabileceğimiz nedir biliyor musunuz? 'Bir kişinin kurtulmasını, güneşin aydınlattığı her şeyden daha değerli görmek!' Bunu yapabilsek Mus'ab olurduk. Kanatlanır melekleşirdik de. Sakın kitleler üzerinden hesap yapıp da şeytanın tuzağına düşmeyin. Bizim için bir gönül bir insanlık kadar değerli olmalıdır. Bir kişi kurtarmaya Allah, cennet verdikten sonra nasıl basit olur o bir kişi? İki şey çok önemlidir. Birincisi, samimi olacaksınız. Gerçekten Allah için yapacaksınız. Fedakârlığınıza melekler şahit olacaklar. Gece gündüz demeyeceksiniz. Kolay zor bilmeyeceksiniz. O veya bu ayırmayacaksınız. Ve Allah'tan başkasından bir şey beklemeyeceksiniz. Kurun bu samimiyet ve ihlas düzenini, bakın Yesrib peşinize takılacaktır. Bu arada da kimseye güvenmeyin; Allah size yetsin. Mus'ab'a yettiği gibi size de yetsin. O zaman taşlar sizinle konuşur, ağaçlar size kalem olur. Rüzgarlar senin sesini taşır. İkincisi de, insan saymayacaksın. Kaç kişi yok, ne yaptığın var olacak. Kaç kelime biliyorsan onu anlat. Samimiyet kur. Nasihat et. Sabret. Sebat et. Geceye aldanma, güneş her karanlık geceyi aydınlatmıştır şimdiye kadar. Bundan sonra da öyle olacaktır. Çok da dua etmelisiniz. Kendinize, bütün nesillere dualar edin. Bize de edin. Umudu tükenmişlerden uzak durun. Sabırla yarını bekleyin, yarın sizi güldürecektir. 'Allah'ın yardımıyla mü'minlerin de güldüğü gün' iman ettiğimiz bir gündür. Dertleri saymayın siz. Yangın söndüren bir umut bulutu olun.Allah yardımcınız olsun. Çalışmanız mübarek olsun.
davetçi konusundaki diğer fetvalar
Her mü'min, bulunduğu yer ve zamana göre hesap verecektir. Siz de bulunduğunuz yeri en iyi şekilde değerlendirmelisiniz. Elinizde olmayana bakarak veya öyle hayal kurarak sadece kendinizi oyalarsınız. Evinizi cennet yapmanız mümkün iken elinizdekini kaybetmiş olabilirsiniz. Yeni bir planlama yapın, eviniz ve elinizdekiler üzerinden sevap kazanmaya bakın.
Bu konular, insanların zor anlayabilecekleri konulardır. Siz muhakkak bunu anlatacağım derseniz kendinizden soğutursunuz. Direkt bu konuları başlıklandırıp konuşmanın gereği yoktur. İlim adamlarına göre seviyesi olan konularda insanların anlamasını beklemek yanlıştır. Okuduğunuz her ayet, her hadis zaten o esaslara dairdir. Bu konulara girmemelisiniz. Mü'minlerin yeteri kadar sıkıntısı vardır, bir de bu girmesin içimize.
Selamünaleyküm. Hiçbir mü'min, kendisini diğer mü'minlerin savcısı gibi göremez. Bizim veya bir başkasının, iman ehli insanlar hakkında ‘iyidirler / kötüdürler’ şeklinde değerlendirme yapması makul değildir. Biz, doğru bildiklerimizle amel ederiz, başkalarında yanlış gördüklerimizden de uzak dururuz. Özet olarak ilkemiz budur.
Selamünaleyküm. Davetçi olmak, iyi bildiğine davet etmektir; her alanın sorumlusu gibi kendini bilen davetli iyi bir davetçi olamaz. Sadece kendinizi oyalarsınız, insanların şüphelerini artırırsınız. Sözünü ettiğiniz mesele, asırlardır konuşuluyor ama mü’minlerden başka kimse de ikna olmuyor. Siz sadece kendinizi meşgul etmek için girmiş olursunuz o tartışmaya. Onun yerine acil konularla yola çıkın. Allah yardımcınız olsun.
Allah Teâlâ niyetinizi ve amelinizi kabul buyursun. Önce ve öncelikle kendinize anlatın. Yani birilerine bir hadis okutacağınızı değil kendinizi düşünün. Kendinizi eğitin. Bir gram bilgi verecekseniz başkalarına kendiniz en az on gram bilgi edinin. Böylece akan dere gibi olursunuz, bu da bereket demektir. Bir gram alıp bir gram verirseniz bir bardak su bile olamazsınız. Sayı ile ilgilenmeyin. Bir kişiden bir ümmet olabilir ama bin kişiden orman bile olmayabilir. Bereket Allah’ın elindedir. O da ihlaslı kullarına sadece bereket indirir. Siz, Peygamber aleyhisselamın sünnetini yaymaya çalışın. Hedefiniz bu olsun. İlmihal bilmeyenin Riyaz’dan anlayacağı şeyler sathi kalabilir. İnsanların ilmihal öğrenmeleri farzdır. Farzı terk edemeyiz. İlmihal okumayı da insanlar bir nevi cahilliği kabul etmek gibi görebiliyorlar. Bu ise bir şeytan tuzağıdır. Daha büyük isimlere “Tefsir, Hadis, Kelam…” gibi başlıklara takılı kalmak ilmin ne işe yarayacağı konusunda endişe uyandırır. Hadis veya ilmihal okurken günlük hayatın kısır konularına takılmamalısın. Vakti çok dikkatli ve disiplinli kullanmalısınız. Dikkat dağılmaması için kırk dakikayı geçmemeye bakınız. Sürekli aynı zamanda ders yapın. Namazlardan sonra “Allah kabul etsin” dendiği gibi ders sonrasında da denmelidir. Ders dediğimiz şey namazı bize emredenin emridir. Böyle bilmeli ve böyle uygulama yapmalıyız. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
Selamünaleyküm. Bütün insanlık bugün, 'ev kızı' olarak adlandırdığınız kızın hasreti içindedir. İlim ve diploma sevdalarının nelere mal olduğunu herkes gördü ama dönüşü olmayan bir çıkmaza girildi bir kere. Tekrar düşünün lütfen; İlim mi istiyorsunuz,Diploma mı, meşguliyet mi, Şöhret mi, Dünya mı, Ahiret mi? Ne istiyorsunuz bir, bir de nasıl ve nerede istiyorsunuz? Tekrar düşünün.