Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben bir köyde imam olarak görev yapıyorum. Köyümde birisi sürekli keçilerini ve köpeklerini dövüyor. İki kere müdahil oldum. Birisinde hayvanı bıraktırdım ve biraz tartışma çıktı. Ben üslubumu da korumaya çalıştım. Sordurdum, şikâyet etsem kanıt isteyecekler. Benim bundan sonra tavrım ne olmalıdır? Bu zulme engel olamadığım için kendimi çok kötü hissediyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Davetçi olmak, iyi bildiğine davet etmektir; her alanın sorumlusu gibi kendini bilen davetli iyi bir davetçi olamaz. Sadece kendinizi oyalarsınız, insanların şüphelerini artırırsınız. Sözünü ettiğiniz mesele, asırlardır konuşuluyor ama mü’minlerden başka kimse de ikna olmuyor. Siz sadece kendinizi meşgul etmek için girmiş olursunuz o tartışmaya. Onun yerine acil konularla yola çıkın. Allah yardımcınız olsun.
Tebliğ her zaman “söylemek” değildir, bazen doğru zamanı ve yolu aramaktır. Senin şöyle bir korkun var: “Ya söyleyemezsem, vebale girer miyim?” Hayır, mutlaka söylemek zorunda değilsin. Asıl sorumluluk; bildiğini kime, ne zaman, hangi dille ve nasıl anlatman gerektiğini araştırmak, planlamak ve niyetinde dürüst olmak. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Kim bir kötülüğü görürse eliyle düzeltsin. Gücü yetmezse diliyle. Ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman 78) Senin gücün ve şartların dilinle anlatmaya uygun değilse, kalbinle buğz etmen seni günaha sokmaz. Özgüven eksikliği “eksiklik” değildir. Çoğu zaman kibirden uzak bir mütevazılığın aşırılığa kaçmış hâlidir. Yani “Ben kimim ki bir şey diyeyim?” demen kötü değil. Ama eğer bu hal seni Allah için konuşmaktan, doğruyu savunmaktan, iyiliği emretmekten alıkoyuyorsa, orada tedavi gerekir. Sen sadece “söylenmesi gereken yerde susan” olma. Ama bağıran, kıran, yakan da olma. Tebliğ bir sevda işidir, bir emanet taşıma işidir. Sen de bu emanete talip olmuşsun, Allah seni bu yolda muhlis kullarından eylesin. Ya Rabbi! Bu kardeşimi, ilminden, edebinden, şefkatinden ve gayretinden ayırma. Onu güzel konuşan, güzel anlatan, güzel anlayan kullarından eyle. Kalbini geniş, sözünü tesirli, niyetini halis kıl. İnsanlara söz götüren değil, hidayete vesile olanlardan eyle. Âmin.
Selamünaleyküm. Bu durumda siz, bir de melekleri saymaya çalışın. Göreceksiniz ki, hiç de az cemaatiniz yoktur. İnsanların parasını almayın. Yediğinizden fazlasını onlara yedirin. Yüzgöz olacak kadar içli dışlı olmayın. Selamı asla ihmal etmeyin. Küçüklerle daha fazla ilgilenin. Köyün yöresel sorunları ile hiç ilgilenmeyin. Muhakkak işinizin başında bulunun, gereksiz yere izin de kullanmayın. Bir ilmihali ezberleyecek kadar okuyun, ondan notlar tutun. Bayram, kandil gibi özel günleri fırsat bilin ve sabredin, mağlup değilsiniz.
İnsanlar beni veya bir başka hocayı sevmek zorunda değildirler. Zorunlu sevilmesi gerekenler bellidir. İftira eder, hakaret ederlerse onu da dert etmeyiz, her şeyin hesabının görüleceği yere gideceğiz. Orada herkesin yaptığı belli olacak. Birbirimize dua edelim, akıbetimizin hayır olması için gayret edelim. Siz bizi dert etmeyin. Dinimiz derdimiz olsun. Allah'a emanet olunuz.
Öyle bir ortamda birinci ve en önemli hedefiniz ‘kendinizi korumak’ olmalıdır. Buna çok dikkat edin. Önce kendinizi yani mü'min kimliğiniz koruyun. Oraya gittiğiniz zamanla döndüğünüz zaman arasında mü'min kimliğiniz açısından bir erime varsa siz zarardasınız demektir. Siz zarar ettikten sonra diğer insanlar kâr etseler ne olur? İkinci olarak da, sözlerinizle değil tavır ve kimliğinizle örnek olarak dininize hizmet edin. Vakarınız en önemli reklamınız olsun. Üçüncü olarak da sorulduğunda bildiğinizi söyleyin ve kenara çekilin. Tartışmayın. Tartışmak size kazandırmaz, karşı tarafı ikna etmez. Söyleyin, susun ki merak uyandırsın. Ve Allah Teâlâ’nın size yardım etmesi için, sizi koruması için çok dua edin. Allah’a emanet olunuz.
Müslümanlığımızı, şüpheler üzerinden irdelemek sakıncalıdır. Vesvese ile imanı sorunlu duruma taşımak yanlış olur. Örnek aldığınız olayla sizin bağlantı kurmanız hiç yerinde değildir. Günlük hayatınızı devam ettirin. İbadetlerinizi yapın. Birilerini şahit tutmanız gerekmez zaten camiye gidip namaz kılıyorsunuz. Benzeri ibadetleri yapıyorsunuz. İmanımızı korumak için çırpınacağız ama vesveseye kapılarak korurken kaybetme düzeyine de getirmeyeceğiz. İbadetlerinizi yapmanız, Kur'an okumanız, dua etmeniz, salavat getirmeniz ve benzeri ibadet olan değerleri canlı tutmanız imandır olduğu gibi biiznillah.