Fetva Meclisi
Soru
Ben elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum. Sizce İslam’a hizmet etmek için kendimi bu meslekte geliştirip iyi bir yere mi gelmeliyim yoksa okuldan arta kalan zamanı tebliğ faaliyetleri için mi ayırmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Her meslekte bir risk vardır ve her meslek gereklidir. Kişi kendi imanını ve şeytanın hilelerine karşı tedbirlerini kontrol etmelidir. Kendinizi daha geniş bir alanda ve daha büyük düşünen biri olarak hazırlayın. Yılmayın ve yorulmayın.
Selamünaleyküm. Düşüncelerinizi tebrik ederim. Fıtratınıza en uygun olanı tercih etmelisiniz. Anlayanlara kendinizi tanıtın, sizi neye yönlendirdiklerine bakın, kalbinizin ve yeteneklerinizin de sesini dinleyip karar verin.
Selamünaleyküm. Bizim için İHL veya ilahiyat yoktur, olamaz da. Bizim için dinimiz vardır. Dinimize hizmet vardır. Çobanla ilahiyat mezununun farkı yoktur. Hatta çoban daha sadık ise o daha evladır bile.
Sırf bu nedenle hata yapılmış olmaz. Bulunduğun bölümü en iyi şekilde değerlendir, imanının gereğini yapmakta gecikme, gerisi iyi olur biiznillah.
Selamünaleyküm. Herkes yeteneğine göre iş yapmalıdır. Allah Teâlâ sizi ne için yarattı ise siz onu yapmalısınız. Bunu da zaman gösterecektir. Akademik veya mihrap, nerede ihlâsla iş yapabilirseniz orası değerlidir sizin için.
Sırf bu nedenle hata yapılmış olmaz. Bulunduğun bölümü en iyi şekilde değerlendir, imanının gereğini yapmakta gecikme, gerisi iyi olur biiznillah.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Temennisi güzel, hayali tatlı kendisi zor işlerdir bunlar. Bu konularda Müslümanların önderleri, ilim ve fikir adamları oturup kararlar vermelidirler. Bireysel kararların artısı ve eksisi birbirini götürür. Fikir olarak güzel olsa da pratiğinde sıkıntı var bunların.
Birkaç yıl önce orayı ziyaret etmiştim. Doğrusu genç biri için ahlak sorunları yaşayabileceği bir yer olacağını zannederim. Tavsiye etmem ama okunması caiz olmaz da diyemem.
Kendimizi kandırmış olalım veya olmayalım, kural böyledir. Nisap miktarı malı olmayan zekât vermez ama sadaka verebilir, vermelidir de.
Okumayı bir buçuk dakika/sayfa şeklinde sınırlamak doğru olmaz. Kişiden kişiye ve ağız yapısına göre bu süre değişebilir. Özellikle hafızlık yapacaklar için bu süre gerekebilir. Önemli olan tecvidine dikkat ederek okumaktır. Beş dakikaya kadar da bu normaldir. Yer yer on dakika süren güzel okuyuşlar da isteriz. İkinci bir husus da, Kur'an öğrenmenin muhakkak bir bilen nezaretinde olması gerçeğidir. Aksi takdirde hatalı okumanın önüne geçilemez. En azından bir hatim bir bilenin nezaretinde bitirilmelidir. Üçüncü olarak da, tek çare yoğun okumaktır. Elli kere yüz kere demeden okundukça hız ve kalite artırılabilir. Başlangıçta da ileri seviyede de kural budur. Allah Teâlâ kitabını okumaya, onunla amel etmeye, onu bir sonraki nesillere taşımaya hepimizi muvaffak kılsın.
Olmazsınız inşallah.
Fındığı, depolaması yani muhafaza etmesi için verirse, satış da o gün ortaya çıkan bir ticaret gibi olur. Bunda sakınca yoktur. Fındığı mesela ağustos ayında tüccara verdiği hâlde fiyatını ocak ayında mesela tespit ederlerse bunda dinen sıkıntı olur. İki pozisyon arasında fark şöyle anlaşılabilir: Birincisinde fındık depoda bekliyordur, sahibi istediği zaman geri alabilir onu. İkincisinde ise fiyatı belirlenmediği hâlde tüccar onu kullanmıştır sadece fındığın sahibine kaç para vereceğini daha sonra belirleyeceklerdir. Bu ikinci durum yanlıştır.