Fetva Meclisi
Soru
Kur’an-ı Kerim’i tertil ile okuyarak seviyemizi yükselterek ezberleme noktasına binaen 1,5-2 dakika ortalamasında okuma hızımızı nasıl geliştirebiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. 'Kur'an okumak' ne anlama geliyorsa onu gerçekleştirmedikten sonra ortada bir okumak olmaz. Evet, bir hafız düzeyinde okumayı herkes için şart görmeyebiliriz ama 'TECVİD' Kur'an'ı okuyabilmenin asgarî düzeyidir. Daha aşağısına okuma denemez. Okumuş olduğunu zanneder insan. Tecvid, zannedildiği gibi uzun ve yorucu değildir. Birkaç sayfalık bilginin tatbikatına tecvid ilmi denmektedir.
HATİM kavramı, Kur'an’ımızı baştan sona ezber veya bakarak okuyup bitirme anlamında kullanılmaktadır. Bahsettiğiniz bilgi doğrudur; bu ümmetin selefi içinde günlük, haftalık hatim yapanlar pek çoktur. En azından pek çok bilgi bize kadar ulaşmıştır. Kur'an okumanın başka hiçbir okuma ile kıyas edilemeyecek kadar büyük bir sevap kaynağı olduğunu düşünürsek bu okumanın bir yarışa dönüşmesinde de hayret edilecek bir durum göremeyiz. Allah Teâlâ’dan kitabını okuyan, onunla amel eden ve onu bir sonraki nesillere taşımaya gayret eden kullarından olmayı bize nasip etmesini dileriz. Size şu bilgileri özetleyebilirim: Kur'an-ı Kerim’i okumanın bir kuralı ve edepleri olduğunu bilmemiz gerekiyor. Okumuş olmak değil gereği gibi okumuş olmak okumaktır. Daha doğrusu o tür okuyuş sevap kaynağıdır. Başta tecvid ve talim şarttır. Diğer edepleri de ihmal edilmemelidir. Kur'an’ımızı, bölümlere ayırıp hergün veya her hafta o bölümlemeye göre okuma tarzı Nebi aleyhisselam zamanından beri vardır. Bugünkü cüzlere bölünmüş şekil için de örneği o zamanlardan var olan bir şekil diyebiliriz. Her mü'minin Kur'an okuma süresi, zamanı kendine göre belirlenebilir. Farz olan zaman ve yer yoktur. Yeter ki Kur'an okunmuş olsun. Ağır bir işte çalışan ile emekli olanın okumasını aynı zamanlamaya ve seviyeye getirmek mümkün de değildir gerekli de olmaz. En iyi okuma tarzı için şunu söyleyebiliriz: İstikrarlı, özellikle farz ibadetleri ve insani görevleri ihmal ettirmeyen, edeplerine uygun, haz alarak gerçekleştirilen okuma en iyi okumadır. Selefimizin Kur'an okumasında üç gaye güttüğü söylenebilir: Okumak, düşünmek ve öğrenmek. Bizim için de böyle bir amaç belirlenebilir. Bir aya bölünmüş hatim tavsiye edilir hatimdir. Bunun iki olması da kişinin özel durumuna göre mümkündür. Bir haftaya da indirilebilir. Üç güne de alınabilir. Bir haftayı düşen okumanın sevabı için bir şey söylenemez ama etkisi ve istikrar temini tenkit edilebilir. En güzeli zamanlamadan önce etkilenmeye ve amele bakılmasıdır. Allah Teâlâ Kur'an ehli olmayı hepimize müyesser kılsın.
Muhakkak çocuğunuzu hafızlık yaptırmış birine götürün. Onun tavsiyesine göre hareket edersiniz. İki dakikada yanlışsız bir sayfa okumadan hafızlık çok zordur. Okula devam ederken de disiplinli bir ailenin de çocuğun hafız olması mümkündür. Allah yardımcınız olsun.
Türkçe yazıyor ve konuşuyorum. Bir nebze de Arapça ve tefsir bilgisi gördüm. Elhamdülillah. Bu kimliğimle gayet sarih bir ifade ile şunu söyleyebilirim: Sıradan bir Müslüman’ın ilmihal bilgisini hazmetmeden meal okuması ona bir ilim oluşturmaz. Sadece ara ara gözüne çarpan enteresanlıklara takılır kalır ve çok şey öğrendiğini zanneder. Baştan sona meal okumanın ilim niteliği zayıftır. Elbette mü'min olan herkesin meal okuyarak öğreneceği çok şey vardır ama “Kur'an deryasına dalmak” düzeyinde bir ilim hiçbir zaman elde edemez. Bu sebeple Kur'an’ımızı, tefsir ilmi ile ve Arapça üzerinden öğrenmek orijinal olan öğrenme şekli olarak bilinmelidir. Bir sureyi ders gibi okumaya vakit ayıracak yerde bir konuyu mesela İhya’dan okumalı ve orada zikredilen ayeti daha iyi anlamak için mealinden izlemelidir. Meal okumayı sapıklık gibi gören anlayış uç bir anlayıştır. Meal üzerinden Kur'an âlimi olacağını zanneden de öbür uçta durmaktadır. Ortasını belirttiğimiz şekilde bulmak mümkündür. İlmihal bilmeden ise hiç birine girmenin gereği yoktur.
https://fetvameclisi.com/fetva/hangi-fikih-hadis-tefsir-kitaplarini-tavsiye-edersiniz Bu linkte yer alan kitapların yanında günlük 15-30 dakika Kuran, hadis, fıkıh veya siyer okumayı alışkanlık haline getirin. Güvendiğiniz âlimlerin derslerine katılarak istifade edebilirsiniz.
Okumaktan daha önemlisi dolu dolu yaşamaktır. Gününüzü çok dolu geçirin, boş vaktiniz hiç olmasın. Yedi veya sekiz saat uyuduktan sonra gerisini iş, ibadet, sılayırahim ve benzeri işlerle geçirin. On dakikanız bile denecek kadar boş vaktiniz olmasın. Bu sıkıntının temelinde o vardır. Okumaya gelince, her gün on sayfa civarında Kur'an okumadıkça bir kitap okumanızın anlamı olmaz. Normal günlerinizde bir on sayfadan başlayarak Kur'an okuyun. O ilerlesin ve ayda bir hatime yürüsün. O zaman huzur sizin kapınızı çalacak. Bir ilmihal kitabını muhakkak satır satır çözmelisiniz. Dilini anladığınız bir hocanın seri olarak derslerini dinleyin. Ve çokça zikir yapın. Mesela günde: - Yüz defa salavat, - Yüz defa kelime-i tevhid, - Yüz defa istiğfar… ile başlayın. İlerledikçe zamanla bu sayıyı arttırın. Bu programa üç ay devam ettikten sonra bize tekrar yazın. Allah yardımcınız olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Birkaç yıl önce orayı ziyaret etmiştim. Doğrusu genç biri için ahlak sorunları yaşayabileceği bir yer olacağını zannederim. Tavsiye etmem ama okunması caiz olmaz da diyemem.
Seferi olan bir imama uyup namaz kılan mukim yani seferi olmayan biri, imamı selam verdikten sonra kalan iki rekaatı Fatiha ve sure okumadan, biraz bekleyerek tamamlar. Gerisini yani ruku, secde ve tesbihatı aynen yapar.
Temennisi güzel, hayali tatlı kendisi zor işlerdir bunlar. Bu konularda Müslümanların önderleri, ilim ve fikir adamları oturup kararlar vermelidirler. Bireysel kararların artısı ve eksisi birbirini götürür. Fikir olarak güzel olsa da pratiğinde sıkıntı var bunların.
İmanını güçlendir, Mesleğinde güçlü ol, Sonra da dinini tebliğ et.
Bu durumun evlensen de onu hak etmeyeceğin anlamına da gelebilir. Bir psikoloğa muhakkak görün.
Yalan, Allah’ın haram kıldığı en büyük günahlardandır. Müslüman, bin bir hata eder; ama asla yalan konuşmaz. Yalan, çirkinliği sadece kendisinde kalmayan, sürekli suç üreten bir makine gibidir. Her yalan, yeni bir yalan çeker. Yalanın güzeli olmayacağı gibi, biraz günah olanı da olamaz. Yalan yalandır. Ancak dinimiz, bazı durumlarda yalan konuşmanın günah olmayacağını belirtmiştir. Müslümanlar kâfirlerle savaşırken onları aldatacak hilelere başvurabilirler. Savaş bir hiledir. İki dargın Müslüman’ın arasını düzeltmek için onların arasında yalan övgüler taşınabilir. Bunlarda da ölçüyü abartmamak gerekir. Günah olarak bildiğimiz kumar, zina gibi büyük çılgınlıklara karşı nasıl hassas davranıyorsak yalana da o hassasiyeti göstermeliyiz. Bu hassasiyetimiz, bizde görülmelidir. Başkalarına karşı değerlendirme yaparken de aynı titizliği ortaya koymalıyız. Alkolik bir insanla arkadaş olmaya, onunla yolculuğa tavır koyduğumuz gibi, yalan konuşanlara karşı da tavrımız olmalıdır. Yalan konuşmaktan ve yalan konuşanla bir arada olmaktan kesinlikle kaçınırız. Çünkü yalan da nihayetinde, sigara gibi bulaşıcıdır.