Fetva Meclisi
Soru
Sanat ve medya sektöründe Müslüman erkeklerin yani dava şuuru olan kişilerin yer alması gerektiğini düşünmekteyim, tabi ki helal dairesi çerçevesinde olmalı bu. Samimi bir şuur ve hayırlı bir niyet ile günümüzde Müslüman bir erkeğin konservatuar oyunculuk bölümünde okuması ve ilay-ı kelimetullah için bu boşluğu hayırlı işlerle doldurmak için geleceğe yönelik kendini yetiştirmek istemesi ne denli doğrudur? Malumunuz, konservatuar üniversitelerinde ortamlar sıkıntılı ve kişi ister istemez bayanlarla muhatap olmak, onlarla aynı projelerde yer almak zorunda. Yani kişi kendini iyi bir şekilde yetiştirme safhasına kadar birçok taviz verme mecburiyetinde kalabiliyor. Bu duruma nasıl bir yaklaşım sergilenmeli, nasıl hareket edilmeli?
Cevap
Benzer fetvalar
Bulunduğunuz bölümde kadınların bulunmasında direkt bir sakınca yoktur. Daha sonra meslek icra edilirken dikkat edilmesi gerekecek durumlar olur. O meslek üzerinden Müslümanca yaşayabilir ve sevap kazanabilirsiniz. Sevap kazanmak için para kazanmamak diye bir şart yoktur. Hem sevap hem para olabilir. Sizin asıl amacınızın ne olduğunu ve ne kadar o mesleği şeriatınıza göre icra edebildiğinize bakacaksınız. Helal öğrenim görün, haramdan kendinizi koruyun. İş sahibi olursanız helal iş yapın. Haramlardan korunun. Gerisinde bir sıkıntı yoktur biiznillah.
Mü'min kalp, Allah ile bağına dikkat eder. Bu nedenle de mü'min bir insan, eliyle yapsa bile bir kötülüğe kalbini razı edemez. İçten içe sızlar onun yüreği. Andığınız ortamın sizi rahatsız etmesi, kalbinizdeki imandan kaynaklanmaktadır. Daha huzurlu olacağınız bir ortama geçmeye çalışın. Biz, kadınlarla erkeklerin birbirlerine muttali olacakları ortamları mahzurlu görmeye mecburuz. Şöyle veya böyle bir nedenle bulunmak belki mümkün olabilir ama genel kural itibarıyla karma ortam bizim için yoktur.
Bu sözler doğru ama yerli yerinde söylenmemiş sözler olabilir. İlahiyat veya başka bir bölümde erkek ya da kadın olarak okunmaz diye bir kural yoktur. Kural şudur: Mü'min kendisini bile bile harama itmez, haram ortamında tutmaz. Bu kural değil fakülte, cami için bile geçerlidir. Bir kimse kendisini ne kadar haramdan uzak tutabileceğine bakarak bu konularda karar vermelidir. Bir harama ya da cehennemde bir saniye kalmaya değebilecek bir fakülte bu kâinatta kurulmamıştır ve kurulamayacaktır. İkinci olarak da şunu açık yüreklilikle düşünmeliyiz: Herkes, İslam'a hizmet etme, diplomayı din için kullanma gibi bir sloganla bu işe giriyor ama diploması olan bu sözleri yastık altına atıyor. Öyle başlayıp başka amaçlarla bitirmek hiç hoş değil. Bile bile kendimizi aldatıyoruz sadece. Ne kadar samimiyiz, bunu da ölçelim. Rabbim yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Önce İslam. İslam için de olsa önce İslam!
Sinemanın insan hayatını neredeyse hava ve su kadar etkileyebildiğini görüyoruz. “Olmaz” denip atılabilecek bir konu olmadığı gibi “madem atılamıyor gelsin” denebilecek kadar da kabullenilebilecek bir konu değildir. Zor da olsa ortayı bulmamız gerekiyor. Belki bu nesil belki de bir sonraki nesil inşaallah sinemanın Müslümancasını bulacaktır. Umudumuz böyledir. Sinema ürünleri için en temel olmazsa olmaz prensipler olarak şu noktaları tespit edebiliriz: Sinema konumuz Allah’ın haramlarından bir haramı içermemelidir. Bu içermeme görüntü veya söz ile olması bakımından aynıdır. Avret teşhiri, yalan, hile, erkeğin kadına kadının erkeğe benzemesine teşvik olabilecek görüntüler, istihza gibi haramları buna örnek gösterebiliriz. Peygamberleri temsil etmenin caiz olmayacağına muasır âlimler ittifakla karar vermişlerdir. Raşid halifeler de temsil edilemez. Diğer sahabilerin veya büyük müçtehitlerin temsili ise ihtilaflı bir konudur. Kâfirleri ve küfür sözleri reklamı olacak şekilde temsil etmek caiz değildir. Gayba ait bilgilerde zihin karışıklığı oluşturabilecek sahneler ihtiva etmemelidir. Müslüman ahlakını zedeleyebilecek uygulamalardan uzak kalınmalıdır. Finans kaynağı faiz gibi haramlardan gelmemelidir.
Selamünaleyküm. Bu faaliyetleri birilerinin İslam adına yapmış olması, katılımcıların namaz kılıyor, başlarını örtüyor olmaları yapılanın Allah’ın razı olacağı işler olmasını gerektirmez. Aksine dinin yasakladığı şeylerin bir de din adına yapılıyor olması gibi bir çirkinlik devreye girer. Bu tür faaliyetler başlarken güzel başlar ama bittiğinde zarar eden din olur maazallah. Sofrada hurma bulunması veya besmele ile başlanması alkolü mubahlaştırmadığı gibi kızların başı örtülü olması ya da erkeklerin namaz kılıyor olması da sözünü ettiğiniz karma işlerin caiz olmasını gerektirmez. Bilhassa şeytan için uygun bir tuzak kurulmuş olabilir. Baştan tedbirli olmak gerekiyor. Dine ancak dinin emrettiği ölçülerle hizmet edilebilir. Allah’a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İmanını güçlendir, Mesleğinde güçlü ol, Sonra da dinini tebliğ et.
Birkaç yıl önce orayı ziyaret etmiştim. Doğrusu genç biri için ahlak sorunları yaşayabileceği bir yer olacağını zannederim. Tavsiye etmem ama okunması caiz olmaz da diyemem.
Okumayı bir buçuk dakika/sayfa şeklinde sınırlamak doğru olmaz. Kişiden kişiye ve ağız yapısına göre bu süre değişebilir. Özellikle hafızlık yapacaklar için bu süre gerekebilir. Önemli olan tecvidine dikkat ederek okumaktır. Beş dakikaya kadar da bu normaldir. Yer yer on dakika süren güzel okuyuşlar da isteriz. İkinci bir husus da, Kur'an öğrenmenin muhakkak bir bilen nezaretinde olması gerçeğidir. Aksi takdirde hatalı okumanın önüne geçilemez. En azından bir hatim bir bilenin nezaretinde bitirilmelidir. Üçüncü olarak da, tek çare yoğun okumaktır. Elli kere yüz kere demeden okundukça hız ve kalite artırılabilir. Başlangıçta da ileri seviyede de kural budur. Allah Teâlâ kitabını okumaya, onunla amel etmeye, onu bir sonraki nesillere taşımaya hepimizi muvaffak kılsın.
Seferi olan bir imama uyup namaz kılan mukim yani seferi olmayan biri, imamı selam verdikten sonra kalan iki rekaatı Fatiha ve sure okumadan, biraz bekleyerek tamamlar. Gerisini yani ruku, secde ve tesbihatı aynen yapar.
Kendimizi kandırmış olalım veya olmayalım, kural böyledir. Nisap miktarı malı olmayan zekât vermez ama sadaka verebilir, vermelidir de.
Olmazsınız inşallah.