Fetva Meclisi
Soru
Mevlit okuma programları düzenleniyor, bu programların şeriatımızdaki karşılığı nedir ve nasıl yaklaşmalıyız bu konuya?
Cevap
Benzer fetvalar
Bid'at, dine sonradan sokulan şey demektir. Bu da iki türlüdür. Birinci türü dine inanç açısından sokulmaya çalışılan bid'atlerdir. İkincisi de uygulamada yani ibadet türünde sokulan bid'atlerdir. Bid'at olduktan sonra hepsi terk edilmelidir ama özellikle inanç türündeki bid'atler çok tehlikelidir. O tür bid'at sahiplerine yaklaşılmaması gerekmektedir. Zira zihinlerde oluşabilecek bir çatlak imana sirayet edebilir. Bu açıdan bid'at sahibinin yaptığı bid'atten çok kafa yapısının etki etmesi önemli görülmelidir. Beraber olma, yakın olmayı bu açıdan anlarsanız hadisi şerifleri de daha rahat anlarsınız.
Bid'at konusunda kitap tavsiye etmek istemiyorum. Zira farklı pencerelerden bakan gruplar, birbirlerinin işlerini bid'at olarak görebilmektedirler. Bid'at kitabı yerine size Sünnet kitabı tavsiye edebilirim. Böylece siz, yanlışları değil doğruları öğrenmiş olursunuz. Bir Riyazussalihin kitabının özetini ya da fihristini okuyun. Sünnet olarak o size yeter. Gerisini terk etseniz zarar etmiş olmazsınız. Allah'a emanet olun.
Bid'atlerde kimse nihaî bir savaş zaferi elde edememiştir. Bid'atler bu ümmetin iç imtihanlarından biridir. Kesinlikle salıverilmeleri doğru olmaz. Mücadele ederken kendimizi helak etmemize de değmez. Üzerinize düşeni yapın; anlatın, ikaz edin, nasihat edin, doğru olanı gösterin ama abartmayın. Abarttığınızın altında kalabilirsiniz. Şunu da unutmayın: her bid'at ihmal edilmiş bir sünnet’in yerine çıkan mantar gibidir. Siz Sünneti yayın, bid'atler kendiliğinden erisin. Allah'a emanet olun.
Başımıza musallat olmuş düşman belası kadar ağır belalarımızdan biri de kitabımızın ticaret metaına dönüştürülmesidir ve bunu yapanlardır. Kur'an’ımızı bu duruma getirenleri Allah’a havale etmekten başka bir çare bulamıyorum. Bu ümmetin şu mahzun hâline bakıp da ibret alacakları ve bir şeyler yapacakları yerde menfaatlerini ve zevklerini kollamaktadırlar. Kur'an’dan geçim sağlayanların yaptığına razı olamayız. Onları Kur'an için bir şey yapmak yerine kendileri için bir şey yapan zavallılar olarak görürüz. Onlar dinimizi bitirmeye çalışan keneler gibidirler. Size tavsiyemiz şudur: Hak bildiğinizi uygulayın. Bu uğurda gayret edin, çileye talip olun. O tipleri boşuna muhatap almayın. Onlara kırk âyet okusanız dinlemezler. Boşuna kendinizi yormayın. Onlarla uğraşacak yerde bir insana abdest öğretin. Alıcı olan birine bir âyet öğretin. Sabredin ve Allah’ın ecrine nail olun. Size dualar ederiz.
Bu yaptığınızı 'böyle yapılması gerekiyor' itikadı ile yaparsanız yaptığınız bid'at olur. O yerleri okuyayım, mesela ileride ezberlemiş olurum diye yapıyorsanız sakıncası olmaz.
Aleykümselam. Dil ile niyet şart değildir yapılması da diğer bid'atler gibi haram düzeyinde bir hata da değildir.
bid'at konusundaki diğer fetvalar
Ebu Davud (Tatavvu' 303/1294) ve Tirmizî'nin (Vitr,19/482) rivayet ettiği bir hadiste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin Tesbih Namazı'nı tavsiye ettiği sabittir. Ancak söz konusu hadisler hadis ehli tarafından Buhari ve Müslim hadisleri gibi sahih kabul edilmediğinden bu namaz müekked sünnetler arasında zikredilmemiş bilakis müstehablar arasında zikredilmiştir. Ama kesinlikle bid'at değildir. Mevcut camilerde topluca kılınan şekli ise bid'attir. Kural olarak şunu bilmek gerekir: Bir bid'at ihtiva etmedikçe nafilelerde uygulama geniş tutulur; mümkün oldukça yapılması tavsiye edilir, yapmayan ise kınanmaz. Ancak bid'atin karıştığı bir işte hayır yoktur. Allah Teala'dan sünnete uygun bir hayatı bize kolaylaştırmasını dileriz.
Kandil gecesine mahsus bir ibadetin olmadığı doğrudur. Ama sizin, anlamayacakları şeylerde ailenizi, kardeşlerinizi zorlamanız da hoş değil. Daha sabırlı ve daha ikna edici olmanız gerekir. Derdi ve davası olanlar, zamanı ve şartı çok iyi kullanmalıdırlar. Kandil meselesine gelince, o gecelerin, ashab-ı kiramın 'kutladığı' geceler olmaması hasebiyle bid’at olmadığını söyleyebilecek kimse yoktur. Şu var ki, Müslümanlara dinlerini hatırlatmaya fırsat oluşturması bakımından bu geceleri değerlendirmenin yararlı olacağını söyleyenler için kendileri açısından önemli bir malzeme vardır. Size düşen, kalbinizin rahat etmediği işleri yapmamaktır ama dağıtmayın, tartışmayın. Allah'a emanet olun.
Her iki konu hakkında da ashabı kiramın yaptıklarına dair açık ve sahih bir bir bilgi yoktur. Ancak günümüze kadar gelen bir silsile ile Müslümanlar arasında yapıla gelen gerek sesli zikir ve gerekse cemaatle topluca tesbihatı kavga konusu yapmanın yararı yoktur. Faydalı olduğunu düşünerek yapanlar arasında ulemadan da kimseler vardır. İhtilaflı konularda en doğru olan, Müslüman'ın hak bildiğini yapıp diğer kardeşinin yaptığını da tartışma konusu yapmamasıdır. Zira birbirimizle uğraşmakta yarar olmayan bir zamandayız. Yeter ki söz konusu olan şey Allah Teala'nın kati haramlarından biri olmasın. Allah'a emanet olun.
Böyle bir talak bir bid'attir; yapılmaması gerekir. Vuku bulunca da, ayrıntılarını ilim ehli birine anlatarak çıkış yolu aranmalıdır. Allah'a emanet olun.
1- Bizim bir nolu vazifemiz Rabbimizin rızasını kazanmak için yoğun bir şekilde çalışmaktır. 2- İkinci vazifemiz Ümmet içinde kalmaktır. Bu ümmet içinde kalmak bir tarikata girmek veya bir cemaate katılmak değildir. Ümmet'te kalmak daha büyük bir eylemin adıdır. Kişi kendisi için yararlı görüyorsa tarikata da girebilir, bir cemaate de mensup olabilir. 3- Hatasız birini aramak beyhudedir. Hepimiz kuluz, hatasızlık iddiasında bulunamayız. Şüphesiz, büyük şahsiyetlerin hatası da büyük olmaktadır. Keşke önümüzde duranların böyle hataları olmasa idi; ne güzel olurdu. Ama bizim parolamız şudur: İnsanlara ölçerek hakkı tanımayız, hakka ölçerek insanları tanırız. 4- Günlük ibadetlerle alakanız gayet ciddi bir şekilde devam etsin. Haramlardan da ateşten kaçar gibi kaçın. Kâfirlerle asla bir arada olmayın. Belli bir düzeyde ilminiz muhakkak bulunsun; bulunması için çabalayın. Evinizin kıymetini bilin, eşinizi takdir edin; beraberce Rabbinize koşmaya çalışın. Çocuklarınızı ihmal etmeyin. Siz mü'minsiniz. Dünya yıkılsa size zararı olmaz. Gündeminizi dışınızdakilere bakarak dağıtmayın. Huzurunuz kaçar. Allah'a emanet olun.
Hiçbir sebeple daha efdaline gitmedikçe cami terk etmemeliyiz. Gördüğünüz gibi bir bid'at uğruna nelere katlanılıyor da biz Sünnet'in ihyası için ne kadar gevşek davranıyoruz! Birbirimize çok dualar edelim.