Fetva Meclisi
Soru
Büyük şehirlerde mezar yeri sorunu yaşanabilmektedir. Belediyeler mezarları iki katlı yapmaya başladılar. Mezarın iki katlı olması ölüye hakaret olabilir mi, örfümüze aykırı olabilir mi, siz ne dersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Asıl olan her mü'minin müstakil bir kabirde gömülü olmasıdır. Mezarlık yeri sıkıntısı olması durumunda ise eski mezarlara yeni ölülerin defnedilmesi caiz görülmüştür. Mezarın eski olması ise içindeki ölünün bedeninin eriyip gitmesi olarak anlaşılmalıdır. Bu da yöreden yöreye değişir. Asgari on yıl veya ona yakın bir zamanı ortalama alabiliriz. Yeni mezarların iki katlı yapılmasında da sakınca olmayacağı yönünde görüş veren âlimlerimiz vardır.
Dini hüküm olarak ana kural şudur: Mü'min diri iken saygın olduğu gibi ölü iken de saygındır. Diri iken ona yapılamaz olan ölü iken de yapılamaz. Bu sebeple mü'mini mezarında rahatsız etmek caiz değildir. Saygınlığı kıyamete kadar baki tutulmalıdır. Bu nedenle her mü'min müstakil bir kabre konur. Bir kabre iki kişi konmaz. Kabir de normal şartlarda açılamaz. Olağanüstü bir durum söz konusu olduğunda kabir açılabilir. İkinci bir kişinin konması için de bir önceki meyyitin cesedinin erimiş olması gerekir. Bu erime süresi yöreden yöreye değişir. Ortalama beş yıl gibi bir süre hesap edilebilir. Bazı coğrafyalarda bunun sekiz yıla kadar çıkabileceği söylenmiştir. Eğer bir meyyit erimiş ise ve başka mezar yeri bulmakta sıkıntı oluşuyorsa böyle bir nedenle mezar açılıp oraya ikinci kişi konabilir. Açılan mezardaki kemikler bir kenara toplanır ve ikinci meyyit o mezara konur. Elbette mezarın sahibi ve varisleri belli ise onlardan izin alınması bir hukuk gereğidir.
Bir Müslüman vefat ettiğinde ona bir kere namaz kılınır. Cenaze namazının tekrarı mekruhtur. Cemaat olarak kılınan namazı kılmamış olanların ikinci bir cenaze namazı yapmalarına Hanefi mezhebi dışındaki müçtehitler olumlu bakmışlardır. Buna göre de İstanbul’da namaz kılındı ise köyde yeni bir cemaat yapıldığında İstanbul’da namaza katılmamış olanlar oradaki namazı kılabilirler. Netice olarak ikinci bir namaz kılmak haram değildir. Edebe uygun olmayan bir hareket olarak yapılmasa daha iyi olurdu deriz. Allah Teâlâ mü'min ölülerimize rahmeti ile muamele buyursun. Bize de ibret almayı ve o hâllere girince rahmet görmeyi nasip buyursun.
Yer darlığı ve ekonomik zaruretler nedeniyle, bölümleri birbirinden beton kapak veya toprak tabakayla ayrılmış katlı mezarlar yapılmasında ve bunlara cenaze defnedilmesinde dinen bir sakınca yoktur.
Yasal bir uygulama gereği mezar açılabilir. Ortada bir hile ve aldatmaca yoksa inşaallah sakınca yoktur.
Belirttiğiniz yer eğer: “Burası kadınlara mahsus, burada namaz da kılıyorlar” şeklinde ayarlandıysa orası sosyal amaçlı ama namaz da kılınan bir yerdir. Bu durumda da serbest sayılırsınız. Hayır, öyle değil de orası: “Kadınların namaz kılması için tahsis edilmiş ama gelen kadınların çocukları da orada oynuyor” şeklindeyse oranın erkekler bölümü ile farkı yoktur. O zaman da orada aybaşı durumunda bulunamazsınız. Bu duruma göre değerlendiriniz. Allah yardımcınız olsun.
caiz konusundaki diğer fetvalar
İki durum var: a- A kişisi B kişisini malını satması için vekil tutuyor. B kişisi kaça satarsa satsın para A’nındır. Onun alması caiz olmaz. b- A kişisi B kişisine malını gösteriyor. Bunu iki liradan bana getir diye satması için yetkilendiriyor. Gerisini serbest bırakıyor. B kişisi kaça satarsa satsın, A’nın iki lirasını verir, gerisi onun olur.
Roman veya benzeri anlatımlarda belli-bilinen bir kadının tasvir edilmesi onu teşhir olacağından caiz olmaz. Genel bir tasvir ise yapılan, şehveti kışkırtıcı ve fitne uyandırıcı nitelikte olmadıkça caiz olur.
Monk meyvesi olarak da bilinen meyve, şekerden 250 kat daha tatlı olduğu için tatlandırıcı olarak kullanıldığı söylenmektedir. Pek çok faydası olduğu söylenmesine rağmen tıbben faydalı ya da zararlı olduğunu gösterecek bir bilgi sahibi değiliz. Meyvenin suyundan elde edilen tatlandırıcının içinde, zararlı diğer kimyasal tatlandırıcıların ve şüpheli katkı maddelerinin olmamasına dikkat edilmelidir. Normal hâliyle tıbben zararlı olmuyorsa kullanılmasının caiz olmasını engelleyecek bir durum yoktur.
Kur'an öğretecek kimsenin bulunmadığı bir ortamda Kur'an öğretmek için ücret almak caiz olmaz. Bunun dışında Kur'an öğretmekten, hafızlık yaptırmaktan ücret almakta sakınca yoktur. Mübarek olsun.
Değerli kardeşim, kazandığınız para ile bayan hastaya bakmanın helallik açısından bir bağlantısı yoktur. İşiniz mübarek bir iştir. Kaliteli yaptığınız sürece Allah’ın izniyle helaldir. Kalite de işinizde süreklileştikçe oluşacaktır. Kimse mezun olduğu gün uzman olmuyor. Uzmanlaşanlar hata yapa yapa o noktaya geldi. Kaldı ki ehil olanlar bile hatadan uzak değildir. Yeter ki kasten olmasın. Siz de bir dönem uzman hekimlerle birlikte çalışarak bu açığı kapatacaksınız inşallah. Bayan hastaya bakma meselesi kendi içinde bir konudur. Örneğin; bayan hastaya bakmanızın varsayalım ki caiz olmaması, kazancınızı haram yapmaz. Konuyu şöyle değerlendirebilirsiniz: • İlke olarak bayan hastaya bayan hekim bakar. • Size gelen bayan hastaya bakmanızda sakınca yoktur. • Bayan hastayı tedavi ederken en üst düzey takva ayarları ile muamelede bulunursunuz. • Bunlara rağmen nefsiniz sizi sıkıştırıyorsa bayan hasta almazsınız.
Şehveti azaltmak için farklı tedbirler alınabilir ama şehveti kökten bitirecek bir ilaç kullanılması ancak doktorların aksi durumda hayatî bir tehlikenin bulunduğunu ve alternatifin de olmadığını söylemeleri durumunda caiz olabilir. Bunun dışında şehveti kökten kaldıracak bir işlem haramdır.