İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Misvak kullanmanın hükmü nedir? Dişlerin fırçalanması misvak kullanmak yerine geçer mi?

Cevap

Abdest alırken misvak ve benzeri bir şeyle ağız ve diş temizliğini yapmak sünnettir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/8) Zira bu temizlik fıtrattan sayılmaktadır. (Müslim, Tahâret, 56 [261]) Allah Resûlü (s.a.s.) bir hadislerinde, “Ümmetime ağır gelmesinden (meşakkat) endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde dişlerini misvakla temizlemelerini emrederdim.” (İbn Mâce, Tahâret, 7 [287]; bk. Buhârî, Temennî, 9 [7240]; Müslim, Tahâret, 42 [252] 7) buyurmuştur. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) uygulamasında ağız ve diş temizliği asıl olup, o dönemde diş temizliğinde misvak kullanılmaktaydı. Bugün misvak yerine diş fırçası kullanılmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için uygun olan herhangi bir ürünün veya yöntemin kullanılmasıyla bu sünnet yerine getirilmiş olur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Misvak, Peygamber aleyhisselamın bize hatırasıdır. Dişlerimizi temizlemese bile onu bulundurmamız ve yaşatmamız gerekir. Bu birinci noktamız. İkinci noktamız ise şudur: Önemli olan diş temizliği ve sağlığıdır. Bugünkü gıda tüketimimizin misvakla temizlenemeyecek kadar bir diş kirlenmesi oluşturduğu kesindir. Bu nedenle modern diş temizleme imkânlarını da kullanmalıyız.

Misvak kullanmak mı yoksa ağız/diş bakımı yapıp insanların karşısına beyaz dişle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ağız sağlığı vücut sağlığının bir parçasıdır. Vücut sağlığı gibi diş sağlığına da dikkat etmek gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de diş temizliği ve sağlığına son derece önem vermiş; “Ümmetime -veya insanlara- zor gelmeyeceğini bilseydim her namazdan önce misvâk kullanmalarını emrederdim.” (Buhârî, Cumʽa, 8 [887]; Müslim, Tahâret, 42 [252]); “Misvâk ağzı temizler, Rabbi razı eder.” (Buhârî, Savm, 27 [Bab Başlığı]); Nesâî, Tahâret, 5 [5]);“…Cebrail misvâk üzerinde o kadar çok durdu ki farz olacak diye korktum…” (İbn Mâce, Tahâret, 7 [289]) buyurmuştur. Diş kaplama, doldurma ve protez, tedavi amaçlı başvurulan tıbbi yöntemlerdir. Bu işlemler yapılırken, tedavi neyi gerektiriyorsa onun uygulanması dinen sakıncalı değildir. Ancak dinin yasak kılmadığı bir madde ile tedavisi mümkünse yasak kıldığı bir maddenin kullanılması caiz değildir. Dinimiz, zaruret olmadıkça altının erkekler tarafından kullanılmasını yasaklamıştır. Buna bağlı olarak, İmam Ebû Hanîfe, çıkan dişlerin tekrar yerine bağlanması durumunda kullanılacak telde gümüşü yeterli bulup, altın kullanmayı caiz görmemiştir. Diğer Hanefî imamları İmam Muhammed ve İmam Ebû Yûsuf ise zaruretten dolayı diş tedavisinde altının da kullanılabileceğini belirtmişlerdir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/362) Bu müçtehitler bir savaşta burnunu kaybeden Arfece’nin (r.a.) gümüşten bir burun taktığını, bunun koku yapması üzerine Hz. Peygamber’e (s.a.s.) müracaatla altından burun yaptırmak istediğini ve kendisine bu hususta izin verildiğini (Ebû Dâvûd, Hâtem, 7 [4232]; Tirmizî, Libâs, 31 [1770]) delil olarak ileri sürmüşlerdir. Bundan anlaşılıyor ki, tıbbi bir zaruret varsa diş kaplamada altının kullanılmasında sakınca yoktur. Zaruret yoksa başka madde kullanılması dinî kurallara daha uygundur.

Diş tedavisinde altın kullanmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Temizlikten manevi ve maddi olmak üzere iki boyutlu bir temizlik anladığımız muhakkaktır. Manevi temizlik inşaallah oruç sayesinde kazanılıyordur. Onu özellikle burada izah etmeyelim. Maddi temizlik ve oruca gelince şöyle bir izahat yapabiliriz: Ramazan ayının diğer zamanlara göre maddi temizliğimizi eksik yapmamızı gerektirecek bir ilave getirmemektedir. Bedenlerimizde, evlerimizde ve ibadet mahallerimizde tam anlamı ile bir temizlik görüntüsü olmalıdır. Zira dinimiz temizliği imanın yarısı gibi kabul etmektedir. Temizlik ve imanı aynı terazide tartan dinimizin emirlerinden biri olan oruç hiçbir şekilde bizi temizlik dışında bir zemine itemez. Ramazan ayında namazımız artar. Namaz da temizlik üzerine kurulu bir ibadettir. Ramazan ayında oruçlu olanlar için tuvalet tahareti dikkatli olunması gereken bir konudur. Taharet yapılırken vücuttan içeri rutubet alınmamalıdır. Alındığı takdirde orucun kazası gerekebilir. Oruçlunun gusül yapmasında hiçbir sakınca yoktur. Gusül yaparken gevşek davranıp ağızdan, burundan mideye su alacak bir hata yapmak sakıncalı olur. Gece veya gündüz gusül yapabiliriz. Geceden guslün yapılması ise daha evladır. Aynı şekilde abdest alırken de ağız ve burundan mideye inecek şekilde bir su kaçırma hatası yapılmamasına dikkat edilmelidir. Oruçlu iken ağız temizliği ihmal edilmemelidir. Özellikle insanlarla beraber olmak durumunda olanlar ağız kokusuna karşı tedbirli olmalıdırlar. Bu nedenle ağız temizliği için MİSVAK kullanılmaya devam edilmelidir. Gece yemekten sonra ve gün boyu abdestte misvak kullanılabilir. Misvak bulunduramayanlar, misvak yerine DİŞ FIRÇASI kullanabilirler. Diş fırçası ile dişlerin gün içinde de temizlenmesi mümkündür. Ağız kokusu olanlar bu temizliği yapmalıdırlar. Diş fırçası ile beraber DİŞ MACUNU kullanılmasında ise macunun durumuna göre bir risk olabilir. Sahur yemeğinde rahat kullanılabilir. Gün içinde ya da sahur yemeğinden sonra imsak başlayınca ağız temizliği yapılacaksa mideye tadı inecek kadar ağır macunlar kullanılmamalıdır. Ya da tadı içeri gitmeyecek kadar çok az kullanılmalıdır ama evla olan gündüz macun kullanmamaktır. 6. Kulak temizliğinin oruca zararı yoktur.

Ramazan ve temizlik birleşince ya da oruç ve Müslüman birleşince ortaya çıkan gö
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Abdestte mazmaza ve istinşâkın (ağza ve burna su vermenin) hükmü âlimler arasında tartışmalıdır. Bunun sebebi, ağız ve burnun, yıkanması farz olan yüzden olup olmadığı konusundaki ihtilaftır. Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîlerin içerisinde bulunduğu cumhura göre, ağza ve burna su vermek abdestin sünnetlerindendir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/16; Nevevî, el-Mecmû‘, 1/465; Hattâb, Mevâhib, 1/245) Hanbelîlerde ise hem abdest hem de gusülde ağza ve burna su vermek farzdır. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/88) Bu konuda cumhurun delilleri daha kuvvetli ve isabetlidir. Buna göre abdestte ağzın ve burnun yıkanması sünnet olduğundan, abdest esnasında bir hastalıktan veya ameliyattan dolayı veya sebepsiz olarak ağza ve burna su vermeyi terk eden kimsenin bu davranışı abdestin geçerliliğine engel olmaz.

Ağız veya burun ameliyatı olan bir kimse nasıl abdest alır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Yediğimiz yiyecek türlerine karşı misvak yeterli temizliği sağlamakta yetersiz kalabilir. Fırça ve macun kullanmaya mecburuz. Macunların muhtevası ile alakalı pek çok şayia var ama ciddi bir laboratuar bilgisi yoktur elimizde. Şüphe ile de bir şey haram olmaz.

Selamünaleyküm hocam fıkhı bir mesele hakkında bir sorum var. Hocam piyasa bulun
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Diş temizliğinin gusülle ilgisi yoktur. Sabunla yıkanmak da guslün gereklerinden değildir. Vücuttan ayrılan parçalarla ilgili yapılması gereken fıkhî bir işlem yoktur. Allah'a emanet olun.

Selamün aleyküm hocam. Gusül almadan önce dişleri fırçalamak gerekir mi? Diş üze

TEMİZLİK (TAHARET) konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gusülde ve abdestte gözün iç kısmını yıkamak farz değildir. Zira gözlerin iç kısmını yıkamakta meşakkat vardır. Ayrıca bu durum gözlere zarar da verebilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/7, 11) Dolayısıyla gözdeki lens, gusle ve abdeste engel değildir.

Gözdeki lens abdest ve gusle engel midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Abdest alırken yıkanması gereken bir organın üzerine tedavi maksadıyla sürülen ancak tabaka oluşturan merhem vb. maddelerin yıkanması, yapılan tedaviye engel teşkil etmiyorsa, bu organın yıkanması gerekir. Eğer yıkamak zarar veriyorsa, ıslak elle üzerine mesh edilir. Mesh etmek de zararlı ise o da terk edilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/102-281) Bu maddeler suyun deriye ulaşmasına engel bir tabaka oluşturmuyorsa, abdestin geçerliliğine etki etmez.

Tedavi maksadı ile cilde sürülen ilaç vb. maddeler abdeste engel olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Abdest ve gusülde kullanılmış sulara ‘mâ-i musta’mel’ (kullanılmış su) denir. ‘Kullanılmış su’ hükmî kirliliği (hades) giderme özelliğini yitirmiş olsa bile necis sayılmaz. Bu sebeple bu tür sular değdiği yeri kirletmiş olmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/16)

Abdest suyunun elbiseye sıçramasının sakıncası var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi hâlde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun deriye ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/73) Ancak mesleğini icra ederken tırnaklarına boya yapışan boyacı veya tırnaklarının arasına çamur girip de çıkartamayan çiftçi ve benzeri meslek sahipleri bundan müstesnadır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/4, 5; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/154) Bu kimseler için cilde yapışan ve tırnak aralarında kalan hamur, mum, zamk, boya vb. şeyler abdest ve gusle engel olmaz. Fakat isteğe bağlı olarak vücuda sürülen ya da yapıştırılan ve suyun bedenle temasına engel olan boya, oje, ruj gibi maddeler, bu ruhsatın dışındadır. Böyle maddeler suyun bedenle temasına engel olursa abdest ve gusle de engel olurlar. Bunların abdest veya gusülden önce giderilmesi gerekir. Saça sürülen jöle ise bir tabaka oluşturmadığından abdest ve gusle engel olmaz.

Boya, oje, ruj ve jöle gibi maddeler abdest ve gusle engel olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Başın mesh edilmiş olması için ıslaklığın başın en az dörtte birine temas etmesi şarttır. Bu sebeple ıslaklığın başa temasını önleyecek nitelikteki başörtüsü, bone, peruk vb. şeyler üzerine yapılan “mesh” geçerli olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/4-5; Merğînânî, el-Hidâye, 1/32) Ancak kadınlar abdest alırken başörtülerini çıkartmadan, ellerini başörtülerinin altına sokarak başlarını mesh edebilirler. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) sarığını çıkarmadan, altından elini sokarak başını mesh etmiştir. (Ebû Dâvûd, Tahâre, 57 [150, 153])

Abdest alırken başörtüsünün üzerinden baş mesh edilebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Abdest alırken niyet etmek, Hanefî mezhebine göre sünnet, diğer üç mezhebe göre farzdır. Hanefîler, abdest âyeti olarak bilinen âyette (el-Mâide, 5/6) emredilen fiiller arasında niyetin bulunmayışını delil olarak alırlar. Öte yandan abdest gibi namazın şartlarından olan ‘necasetten taharet’ ile ‘setr-i avret’te niyetin zorunlu olmayışı ve abdestin bazı ibadetlere bir vesile olup kendi başına müstakil bir ibadet sayılmayışı da Hanefîlere göre abdestte niyetin farz olmadığını gösterir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/19-20; Merğînânî, el-Hidâye, 1/16; Aliyyü’l-Kârî, Fethu Bâbi’l-‘İnâye, 1/55-56) Diğer mezhepler ise Cenâb-ı Hakk’ın “Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti.” (el-Beyyine, 98/5) âyeti ile Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Bütün ameller niyetlere bağlıdır…” (Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1 [1]; Müslim, İmâre, 155 [1907]) hadisinden hareketle her ibadette olduğu gibi abdestte de niyet etmenin farz olduğunu söylemişlerdir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/167; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 1/15; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/82)

Abdest alırken niyet etmek farz mıdır?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.