Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Boya, oje, ruj ve jöle gibi maddeler abdest ve gusle engel olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Tırnağa sürülen oje tırnakta tabaka oluşturuyorsa -ki tırnak boyaları tabaka oluşturmaktadır- suyu tırnağın altına geçirmeyeceği için gusle engeldir. Sadece renk olarak kalan ama tabaka oluşturmayan su bazlı bir oje varsa o gusle engel olmayacaktır. Gusle engel olan tırnak boyası ile gusül abdesti alındı ise boya çıkarıldıktan sonra gusül abdesti tekrar alınmalıdır. Allah'a emanet olun.
Su bazlı olmayan, suyu boyanın altına geçirmeyen oje, boya vb. gusle engeldir. Küçük de olsa bu tabaka suyu geçirmediği için gusül tam olmamıştır. Dolayısıyla fark ettiğiniz anda tekrar gusül almanız ve fark edip gusül alana kadar kılmış olduğunuz namazlarınızı kaza etmeniz gerekmektedir.
Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi halde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun deriye ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır. Bununla birlikte tırnaklarda bulunan mantar, çatlak ve benzeri rahatsızlıkların giderilmesi için başka bir tedavi yolu bulunamaz ve suyun tırnak dokusuna ulaşmasını engelleyen cila türü ilaçların kullanılması kaçınılmaz hale gelirse doktor tavsiyesine bağlı olarak bunların tedavi amacıyla kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu durumda tırnak cilası tedavi amaçlı ve geçici bir süre ile kullanıldığı için söz konusu işlem sargı hükmünde olacağından suyun doku veya deriye ulaşmaması abdestin geçerli olmasına engel değildir.
Abdest ve gusülde yıkanması gereken yerlerin üstünde suyun alta geçmesine mani olan bir tabaka bulunması halinde bu tabaka küçük de olsa abdest ve gusül geçerli olmaz. Oje için bu kuralın geçerli olduğunu düşünüyorum. Zira oje bir tabaka oluşturmaktadır. Allah'a emanet olun.
Daha önce benzer bir soruya verdiğimiz cevabı size iletiyoruz. Kesin çözüm için, üretici firmaya KULLANACAĞINIZ ÜRÜNÜN SAÇINIZ ÜZERİNDE SAÇA SUYUN ULAŞMASINI ENGELLEYECEK BİR TABAKA OLUŞTURUP OLUŞTURMADIĞINI sorunuz. Saç boyaları ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: 1- Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayan boyaların kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu boyaların abdest ve gusle engeli de yoktur. Çünkü mesele boyanın kendisinde değil, saç ve saç köklerine suyun ulaşmasına mani olmasındadır. Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayanda ise bu sorun yok demektir. 2- Saça sürüldüğünde saç üzerinde de olsa bir tabaka oluşturan böylece de sıvının saça ulaşmasını engelleyen boyalar, en temel kural olan SUYUN DEĞMESİ kuralını delmektedir. Eğer boyalarda bu durum varsa onların gusül açısından kullanılmasında sıkıntı vardır. Saç boyatanların TABAKA OLUŞTURMASI VEYA OLUŞTURMAMASI konusunda kesin bilgileri yoksa şüpheden kaçınmaları gerekir. 3- Boya dışında saç renginin değiştirilmesi ise gusül açısından bir sıkıntı oluşturmaz.
Gusül; cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilik hâllerinin giderilmesi için ağız ve burun dâhil bütün bedeni yıkamak suretiyle yapılan hususi temizlik demektir. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Eğer cünüp iseniz, iyice temizlenin (yıkanın).” (en-Nisâ, 4/43; el-Mâide, 5/6) buyrulmaktadır. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünnetinde de ihtilam olma veya cinsel ilişki sonucu cünüplük hâlinde veya hayız ve nifas sonrasında gusletmek emredilmiştir. (Buhârî, Gusül, 22, 28 [282, 291]; Müslim, Hayız, 87-88 [348-349]; Ebû Dâvûd, Tahâret, 118, 127 [314, 359]) Gusül abdesti ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak, burna su çekmek ve bütün vücudu hiç kuru yer bırakmayacak şekilde yıkamak suretiyle alınır. Burada sayılan işlemler Hanefîlere göre guslün farzlarıdır. Birinin eksik bırakılması hâlinde gusül geçersiz olur. Guslün bu farzlarından başka bir de sünnetleri vardır. Sünnetleri de yerine getirilerek gusül şöyle alınır: Gusletmek isteyen kimse niyet ederek besmele çeker. Ellerini yıkar, vücudunda bir necaset/maddî kirlilik var ise onu temizler, avret yerlerini yıkar. Sonra sağ eli ile üç defa ağzına su vererek iyice çalkalar, daha sonra üç defa burnuna su çekerek temizler ve namaz abdesti gibi abdestini tamamlar. Sonra da vücudunun her tarafını iyice yıkar. Guslettiği yerde su birikiyorsa, son olarak ayaklarını yıkayıp guslünü tamamlar.
TEMİZLİK (TAHARET) konusundaki diğer fetvalar
Abdest alırken yıkanması gereken bir organın üzerine tedavi maksadıyla sürülen ancak tabaka oluşturan merhem vb. maddelerin yıkanması, yapılan tedaviye engel teşkil etmiyorsa, bu organın yıkanması gerekir. Eğer yıkamak zarar veriyorsa, ıslak elle üzerine mesh edilir. Mesh etmek de zararlı ise o da terk edilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/102-281) Bu maddeler suyun deriye ulaşmasına engel bir tabaka oluşturmuyorsa, abdestin geçerliliğine etki etmez.
Abdest alırken niyet etmek, Hanefî mezhebine göre sünnet, diğer üç mezhebe göre farzdır. Hanefîler, abdest âyeti olarak bilinen âyette (el-Mâide, 5/6) emredilen fiiller arasında niyetin bulunmayışını delil olarak alırlar. Öte yandan abdest gibi namazın şartlarından olan ‘necasetten taharet’ ile ‘setr-i avret’te niyetin zorunlu olmayışı ve abdestin bazı ibadetlere bir vesile olup kendi başına müstakil bir ibadet sayılmayışı da Hanefîlere göre abdestte niyetin farz olmadığını gösterir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/19-20; Merğînânî, el-Hidâye, 1/16; Aliyyü’l-Kârî, Fethu Bâbi’l-‘İnâye, 1/55-56) Diğer mezhepler ise Cenâb-ı Hakk’ın “Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti.” (el-Beyyine, 98/5) âyeti ile Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Bütün ameller niyetlere bağlıdır…” (Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1 [1]; Müslim, İmâre, 155 [1907]) hadisinden hareketle her ibadette olduğu gibi abdestte de niyet etmenin farz olduğunu söylemişlerdir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/167; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 1/15; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/82)
Abdest alırken misvak ve benzeri bir şeyle ağız ve diş temizliğini yapmak sünnettir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/8) Zira bu temizlik fıtrattan sayılmaktadır. (Müslim, Tahâret, 56 [261]) Allah Resûlü (s.a.s.) bir hadislerinde, “Ümmetime ağır gelmesinden (meşakkat) endişe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde dişlerini misvakla temizlemelerini emrederdim.” (İbn Mâce, Tahâret, 7 [287]; bk. Buhârî, Temennî, 9 [7240]; Müslim, Tahâret, 42 [252] 7) buyurmuştur. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) uygulamasında ağız ve diş temizliği asıl olup, o dönemde diş temizliğinde misvak kullanılmaktaydı. Bugün misvak yerine diş fırçası kullanılmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için uygun olan herhangi bir ürünün veya yöntemin kullanılmasıyla bu sünnet yerine getirilmiş olur.
Hanefîlere göre abdestin farzları, Kur’ân-ı Kerîm’de (el-Mâide, 5/6) ifade edildiği üzere; yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başı mesh etmek, ayakları topuklarla birlikte yıkamaktır. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/7) Şâfiîlere göre bu şartlara ilaveten, abdeste niyet etmek ve tertip (abdest organları yıkanırken âyetteki sırayı gözetmek) de farzdır. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/167-180) Hanbelîler, tertibi ve bir görüşlerinde organların ara verilmeden art arda yıkanmasını (muvâlâtı) (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/100-101); Mâlikîler ise niyet ve abdest organlarının art arda yıkanması yanında, organların yıkanırken ovulmasını da abdestin farzlarından sayarlar. (Haraşî, Şerhu Muhtasar, 1/120) Abdestin ittifak edilen farzlarının ayrıntılarıyla ilgili de mezhepler arasında bazı farklılıklar vardır. Hanbelîlere göre yüzü yıkamanın kapsamına ağza ve burna su vermek dâhildir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/87, 88) Aynı şekilde hem Mâlikîler hem de Hanbelîlerce tercih edilen görüşe göre başın tamamını mesh etmek farzdır. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/92-94; Haraşî, Şerhu Muhtasar, 1/124-125)
Gusülde ve abdestte gözün iç kısmını yıkamak farz değildir. Zira gözlerin iç kısmını yıkamakta meşakkat vardır. Ayrıca bu durum gözlere zarar da verebilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/7, 11) Dolayısıyla gözdeki lens, gusle ve abdeste engel değildir.
Dinî literatürde hades, abdestsizlik, cünüplük, hayız veya nifas hâline verilen isimdir. Bu durum, kişinin bazı ibadetleri yapmasına engel teşkil eder. (Buhârî, Vudû’, 2 [135]; Müslim, Tahâret, 2 [225]; Meydânî, el-Lübâb, 1/5) Hades, büyük hades ve küçük hades olmak üzere ikiye ayrılır. Cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilikler büyük hades, abdestsiz olma hâli ise küçük hadestir. (Meydânî, el-Lübâb, 1/5) Büyük hades gusül ile küçük hades ise abdest ile giderilir. Suyun bulunmaması veya bulunduğu hâlde kullanma imkânının olmaması hâlinde hem büyük hem de küçük hades, teyemmüm ile giderilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/44,45)