Fetva Meclisi
Soru
Hocam günümüzde marketlerden aldığımız saç boyları gusül abdestini geçirmiyor diye duydum. Kafam çok karışık, saçımı boyamak istiyorum çünkü beyazlar var. Bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Saç boyaları ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: 1- Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayan boyaların kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu boyaların abdest ve gusle engeli de yoktur. Çünkü mesele boyanın kendisinde değil, saç ve saç köklerine suyun ulaşmasına mani olmasındadır. Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayanda ise bu sorun yok demektir. 2- Saça sürüldüğünde saç üzerinde de olsa bir tabaka oluşturan böylece de sıvının saça ulaşmasını engelleyen boyalar, en temel kural olan SUYUN DEĞMESİ kuralını delmektedir. Eğer boyalarda bu durum varsa onların gusül açısından kullanılmasında sıkıntı vardır. Saç boyatanların TABAKA OLUŞTURMASI VEYA OLUŞTURMAMASI konusunda kesin bilgileri yoksa şüpheden kaçınmaları gerekir. 3- Boya dışında saç renginin değiştirilmesi ise gusül açısından bir sıkıntı oluşturmaz.
Saç boyalarında su bazlı boyalar tercih edilebilir. Saç derisinde tabaka oluşturmamasına dikkat edilmelidir. Saç tellerinde su bazlı boya olup saç derisinde boya bulunmadığı takdirde gusle engel teşkil etmeyecektir. Allah'a emanet olun.
Su bazlı olmayan, suyu boyanın altına geçirmeyen oje, boya vb. gusle engeldir. Küçük de olsa bu tabaka suyu geçirmediği için gusül tam olmamıştır. Dolayısıyla fark ettiğiniz anda tekrar gusül almanız ve fark edip gusül alana kadar kılmış olduğunuz namazlarınızı kaza etmeniz gerekmektedir.
Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi hâlde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun deriye ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/73) Ancak mesleğini icra ederken tırnaklarına boya yapışan boyacı veya tırnaklarının arasına çamur girip de çıkartamayan çiftçi ve benzeri meslek sahipleri bundan müstesnadır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/4, 5; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/154) Bu kimseler için cilde yapışan ve tırnak aralarında kalan hamur, mum, zamk, boya vb. şeyler abdest ve gusle engel olmaz. Fakat isteğe bağlı olarak vücuda sürülen ya da yapıştırılan ve suyun bedenle temasına engel olan boya, oje, ruj gibi maddeler, bu ruhsatın dışındadır. Böyle maddeler suyun bedenle temasına engel olursa abdest ve gusle de engel olurlar. Bunların abdest veya gusülden önce giderilmesi gerekir. Saça sürülen jöle ise bir tabaka oluşturmadığından abdest ve gusle engel olmaz.
Tırnağa sürülen oje tırnakta tabaka oluşturuyorsa -ki tırnak boyaları tabaka oluşturmaktadır- suyu tırnağın altına geçirmeyeceği için gusle engeldir. Sadece renk olarak kalan ama tabaka oluşturmayan su bazlı bir oje varsa o gusle engel olmayacaktır. Gusle engel olan tırnak boyası ile gusül abdesti alındı ise boya çıkarıldıktan sonra gusül abdesti tekrar alınmalıdır. Allah'a emanet olun.
Kadının saçına kına yakması/saçını kına ile boyaması normal veya adetli günlerinde aynıdır. Saçı boyamanın esasen gusülle ilgisi de yoktur. Sadece saça vurulan boya saç üzerinde bir tabaka oluşturuyorsa bu durum, suyun saça temas etmemesi demektir. Bu da gusül için engeldir. Kına bir tabaka oluşturmaz, sadece renk verir. Her durumda kullanılabilir.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Kalıcı dövmenin abdest ve gusle etkisi bulunsa da çözümü olmayan bir sorun olduğu için o şekilde abdest ve gusle devam etmesini söyleriz. Abdestten önce şu bilinmelidir ki, dövme yaptırmak hadisi şerifle lanetlenmiş bir iştir. Cahillik edip yaptıran muhakkak tevbe etmeli ve tekrar yapmamaya ahdetmelidir.
Gusletmesi mümkün olmayan biri teyemmüm ederek namaz kılar. İlk fırsat bulduğunda da gusleder. Fırsat bulmamak veya mümkün olmaması ise mesela tatbikatta olup banyo veya su bulamamak gibi ciddi bir gerekçeye dayanmalıdır. Soğuktan ötürü kullanamamak gibi bir başka neden de olabilir. Keyfi bir mazerete “mümkün değil” diyemeyiz.
Neticede sözün edilen yerlerdeki kıllar, saç ve sakal gibi özel yıkamayı gerektirecek yoğunluk ve uzunlukta olmaz. Normal bir yıkanma o bölgeler için yeterli olur. Çok özel bir durum var ve suyun deriye ulaşmadığı düşünülüyorsa ovarak ulaşmasını sağlamak düşünülebilir.
Bu arada abdest bozucu bir durum oluşmadı ise iki organ arasında kuruma düzeyinde bir gecikmenin Hanefi mezhebi fıkhında bir sakıncası yoktur.
Mol gebelik halk içindeki adıyla ÜZÜM GEBELİĞİ bir hastalıktır. Hamilelik gibi görülse de gerçekte hamilelik değildir. Rahim içi bir hastalık olarak görülmelidir. İlaçla tedavi edilemediği zamanlar cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir. Bu süreçte yapılan temizleme de bir kürtaj değildir. Çünkü ortada cenin yoktur. Müdahaleden sonra gelebilecek kanama da kadının normal adet günleri değilse özür kanamasıdır. Özür kanaması durumunda nasıl abdest alıp ibadetlerini yapıyorsa öyle yapar.
Fıkıh kitaplarımızda İBADET OLARAK kayıt altında olan işlerin sonradan çıkarılması diye bir şey olamaz. İbadetler bizzat Peygamber aleyhisselamdan görüldüğü gibi devam ettirilir. Sonradan ortaya çıkan mesela halı üzerinde namaz kılmak gibi ibadetin aslından olmayan ayrıntılar olabilir. Sorunun bu bölümünü bu şekilde düzeltelim. İmamın bir sebeple namazı bırakıp arkasında namaz kılanlardan birini yerine geçirerek namazın devam etmesine fıkıh dilinde istihlâf (yerine geçirme) denir. Bunu şöyle ayrıntılı hâle getirebiliriz: İmamın başladığı namaz esnasında namaza devam etmesini zorlaştıracak bir durumu oluşursa mesela tansiyonu yükselmiş gibi bir durum oluşmuşsa ve namazı devam ettiremeyecekse arkasındaki birini yerine geçirir ve o yeni imam namazı kalan yerden devam ettirir. Ve namaz tamam olarak kılınmış olur. Dört mezhebin içtihadı bu şekildedir. İmam namaz kıldırırken abdestinin olmadığını hatırlamıştır veya o esnada abdesti bozulmuştur. Bu durumda da imam yerine arkasındaki birini geçirir ve namaz devam eder. Elbette böyle bir uygulamanın caiz olması için imamın yerine geçenin namaz kıldırmaya muktedir birisi olması gerekir. İmam namazı terk ederken arkasındaki birine işaret ederek namazı tamamlamasını ister. Böyle yapmayıp işaret etmeden giderse arkadakilerden biri imamın yerine geçip namazı tamamlayabilir.