Fetva Meclisi
Soru
Hocam kalıcı dövmenin abdeste etkisi bakımından bir değerlendirme yapabilir misiniz? Teşekkür ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Vücuda dövme yaptırmak caiz değildir. Daha doğrusu, insanın vücuduna kalıcı bir değişiklik getirmesi caiz değildir. Dövme yaptıranın onu kaldırması mümkün olmadığına göre tevbe ve istiğfarla mağfiretini talep edecek. Abdestine ve namazına da devam edecek elbette.
Eğer giderilebilir bir dövme ise gidersin. Giderilmesi mümkün değilse ibadetlerine devam etsin. Yeter ki tevbe etmiş olsun. Allah’a emanet olunuz.
Abdestten önce, insanın bedenine kalıcı bir değişiklik yaptırması haramdır. Önce bu nedenle dövmenin sakıncalı olduğunu bilmeliyiz. Abdest ise dövmenin durumuna göre ikinci bir etkendir. Bir de böyle bir işin Müslümanlara ait bir uygulama olmadığını da bilmemiz gerekir.
Selamünaleyküm. Kanamanızın gusülle ilgisi yoktur. Guslünüzü alın sonra da abdest alırsınız. Kan, abdest açısından sakıncalıdır.
Vücuda dövme yaptırmayı, abdest ve gusülden ötürü yasak sayma yerine, Allah'ın yarattığı bedenimizde kalıcı bir değişiklik yapmanın caiz olmadığını bilmemiz gerekiyor. Dövmenin yasak olması da bundan dolayıdır. Bedene kalıcı değişiklik ancak, tıbbî bir nedenle olabilir. Arkadaşınızın kökleşmiş fikirlerini değiştirmeye çalışırken onu inat seviyesine getirmemeye de dikkat etmelisinz. Allah heva ve heves peşinde koşmaktan bizi korusun.
Dövme yaptırdığınız için tevbe edin. Asla tekrarını yaptırmamaya azimli olun. Dövmeyi gidermeniz mümkün ise uzun vadede de olsa giderin. Bu giderme dövmeden daha ağır bir zarar getirecekse gidermeyebilirsiniz de. Bu süre zarfında ibadetlerinizi bütün çeşitleri ile yapmanızda bir sakınca olmaz.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Daha önce benzer bir soruya verdiğimiz cevabı size iletiyoruz. Kesin çözüm için, üretici firmaya KULLANACAĞINIZ ÜRÜNÜN SAÇINIZ ÜZERİNDE SAÇA SUYUN ULAŞMASINI ENGELLEYECEK BİR TABAKA OLUŞTURUP OLUŞTURMADIĞINI sorunuz. Saç boyaları ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: 1- Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayan boyaların kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu boyaların abdest ve gusle engeli de yoktur. Çünkü mesele boyanın kendisinde değil, saç ve saç köklerine suyun ulaşmasına mani olmasındadır. Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayanda ise bu sorun yok demektir. 2- Saça sürüldüğünde saç üzerinde de olsa bir tabaka oluşturan böylece de sıvının saça ulaşmasını engelleyen boyalar, en temel kural olan SUYUN DEĞMESİ kuralını delmektedir. Eğer boyalarda bu durum varsa onların gusül açısından kullanılmasında sıkıntı vardır. Saç boyatanların TABAKA OLUŞTURMASI VEYA OLUŞTURMAMASI konusunda kesin bilgileri yoksa şüpheden kaçınmaları gerekir. 3- Boya dışında saç renginin değiştirilmesi ise gusül açısından bir sıkıntı oluşturmaz.
Gusletmesi mümkün olmayan biri teyemmüm ederek namaz kılar. İlk fırsat bulduğunda da gusleder. Fırsat bulmamak veya mümkün olmaması ise mesela tatbikatta olup banyo veya su bulamamak gibi ciddi bir gerekçeye dayanmalıdır. Soğuktan ötürü kullanamamak gibi bir başka neden de olabilir. Keyfi bir mazerete “mümkün değil” diyemeyiz.
Bu arada abdest bozucu bir durum oluşmadı ise iki organ arasında kuruma düzeyinde bir gecikmenin Hanefi mezhebi fıkhında bir sakıncası yoktur.
Neticede sözün edilen yerlerdeki kıllar, saç ve sakal gibi özel yıkamayı gerektirecek yoğunluk ve uzunlukta olmaz. Normal bir yıkanma o bölgeler için yeterli olur. Çok özel bir durum var ve suyun deriye ulaşmadığı düşünülüyorsa ovarak ulaşmasını sağlamak düşünülebilir.
Mol gebelik halk içindeki adıyla ÜZÜM GEBELİĞİ bir hastalıktır. Hamilelik gibi görülse de gerçekte hamilelik değildir. Rahim içi bir hastalık olarak görülmelidir. İlaçla tedavi edilemediği zamanlar cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir. Bu süreçte yapılan temizleme de bir kürtaj değildir. Çünkü ortada cenin yoktur. Müdahaleden sonra gelebilecek kanama da kadının normal adet günleri değilse özür kanamasıdır. Özür kanaması durumunda nasıl abdest alıp ibadetlerini yapıyorsa öyle yapar.
Fıkıh kitaplarımızda İBADET OLARAK kayıt altında olan işlerin sonradan çıkarılması diye bir şey olamaz. İbadetler bizzat Peygamber aleyhisselamdan görüldüğü gibi devam ettirilir. Sonradan ortaya çıkan mesela halı üzerinde namaz kılmak gibi ibadetin aslından olmayan ayrıntılar olabilir. Sorunun bu bölümünü bu şekilde düzeltelim. İmamın bir sebeple namazı bırakıp arkasında namaz kılanlardan birini yerine geçirerek namazın devam etmesine fıkıh dilinde istihlâf (yerine geçirme) denir. Bunu şöyle ayrıntılı hâle getirebiliriz: İmamın başladığı namaz esnasında namaza devam etmesini zorlaştıracak bir durumu oluşursa mesela tansiyonu yükselmiş gibi bir durum oluşmuşsa ve namazı devam ettiremeyecekse arkasındaki birini yerine geçirir ve o yeni imam namazı kalan yerden devam ettirir. Ve namaz tamam olarak kılınmış olur. Dört mezhebin içtihadı bu şekildedir. İmam namaz kıldırırken abdestinin olmadığını hatırlamıştır veya o esnada abdesti bozulmuştur. Bu durumda da imam yerine arkasındaki birini geçirir ve namaz devam eder. Elbette böyle bir uygulamanın caiz olması için imamın yerine geçenin namaz kıldırmaya muktedir birisi olması gerekir. İmam namazı terk ederken arkasındaki birine işaret ederek namazı tamamlamasını ister. Böyle yapmayıp işaret etmeden giderse arkadakilerden biri imamın yerine geçip namazı tamamlayabilir.