İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam namazda istihlâf yani imamın namazdan çıkıp yerine başkasını geçirmesi ve bunun namaz bozulmadan namazın içinde olması Peygamberimiz zamanında olmuş mudur, sonradan mı çıkarılmıştır?

Cevap

Fıkıh kitaplarımızda İBADET OLARAK kayıt altında olan işlerin sonradan çıkarılması diye bir şey olamaz. İbadetler bizzat Peygamber aleyhisselamdan görüldüğü gibi devam ettirilir. Sonradan ortaya çıkan mesela halı üzerinde namaz kılmak gibi ibadetin aslından olmayan ayrıntılar olabilir. Sorunun bu bölümünü bu şekilde düzeltelim. İmamın bir sebeple namazı bırakıp arkasında namaz kılanlardan birini yerine geçirerek namazın devam etmesine fıkıh dilinde istihlâf (yerine geçirme) denir. Bunu şöyle ayrıntılı hâle getirebiliriz: İmamın başladığı namaz esnasında namaza devam etmesini zorlaştıracak bir durumu oluşursa mesela tansiyonu yükselmiş gibi bir durum oluşmuşsa ve namazı devam ettiremeyecekse arkasındaki birini yerine geçirir ve o yeni imam namazı kalan yerden devam ettirir. Ve namaz tamam olarak kılınmış olur. Dört mezhebin içtihadı bu şekildedir. İmam namaz kıldırırken abdestinin olmadığını hatırlamıştır veya o esnada abdesti bozulmuştur. Bu durumda da imam yerine arkasındaki birini geçirir ve namaz devam eder. Elbette böyle bir uygulamanın caiz olması için imamın yerine geçenin namaz kıldırmaya muktedir birisi olması gerekir. İmam namazı terk ederken arkasındaki birine işaret ederek namazı tamamlamasını ister. Böyle yapmayıp işaret etmeden giderse arkadakilerden biri imamın yerine geçip namazı tamamlayabilir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cemaatle namaz kılan kimsenin abdesti bozulursa, ya abdest alıp yeniden namazını kılar -ki faziletli olan budur- ya da namazı bozacak başka bir şey yapmaksızın çıkıp abdest alır ve geri dönüp imam ile bıraktığı yerden namazına devam eder. Şayet imam namazı bitirmiş ise kalan rek’atlarda imama uymuş kimse gibi bir şey okumadan, yaklaşık olarak imamın bekleyeceği kadar bekler, sadece rükû ve secdedeki tesbihleri, oturuştaki dua ve salavâtları okuyarak namazını tamamlar. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/59-61; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/612 vd.) Kalabalık bir camide cemaatle namaz kılarken abdesti bozulan ön saftaki bir kişi, eğer abdesti bazı mezheplere göre bozulmamış sayılabilecekse o mezhebi taklit ederek namazına devam eder. Mesela bir yeri kanayan Hanefî bir kişi, kanın abdesti bozmadığını söyleyen Şâfiî ve diğer mezhepleri taklit ederek namazını tamamlar. Fakat mesela idrar veya gaz çıkması gibi bütün müçtehitlere göre abdesti bozan bir durum gerçekleşmişse ve kalabalıktan dolayı abdest alma yerine gitmeye de imkân bulamazsa, oturur ve namazın bitmesini bekler veya diğer namaz kılanların dikkatini dağıtmamak için hiçbir şey olmamış gibi hareket eder. Sonra abdest alıp namazını kılar.

Cemaatle namaz kılan bir kimsenin abdesti bozulursa ne yapmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir imamın, namaz kılarken burnunun kanaması gibi elinde olmayan bir sebeple abdesti bozulursa, arkasında bulunan cemaat içinden imam olmaya elverişli bir kimseyi mihraba geçirir. Buna "istihlâf" denir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/59) Nitekim Hz. Ömer (r.a.) namaz kıldırırken saldırıya maruz kalıp yaralanınca imamlığa devam etmesi için yerine Abdurrahman b. Avf’ı (r.a.) geçirmiştir. Yine Hz. Ali de (r.a.) cemaate namaz kıldırdığı sırada burnu kanayınca cemaatten birini yerine geçirmiştir. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-'inâye, 1/346) Abdesti bozulan imam, yerine bir kimseyi geçirmeksizin imâmetten ayrılsa cemaatin namazı bozulur. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/226)

Namazda abdesti bozulan imam nasıl hareket etmelidir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Farklı bir mezhebe mensup olan imama uyarak namazı cemaatle kılmakta bir sakınca yoktur. Zira mezhep farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir. Her ne kadar “başka bir mezhepten olan imam, namazda iken muktedinin mezhebine göre namazı bozan bir davranışta bulunursa, muktedinin namazı fasit olur” (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/84; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/562-563) şeklinde bir içtihat varsa da bu konudaki daha doğru yaklaşım, imamın kendi mezhebine göre namazı bozulmadığı sürece, hangi mezhepten olursa olsun ona uyan kişinin de namazının tamam olduğu yaklaşımıdır. Bu son görüş, selefin uygulamalarına muvafık olduğu gibi cemaat ruhunun gereğiyle de uyumludur. Nitekim İmam Ebû Yûsuf, kan aldırdıktan (hacamat) sonra abdest almadan imamlık yapan Halife Harun Reşid’in arkasında namaz kılmıştır. (İbn Ebü’l-‘İz, Şerhu’l-‘akîdeti’t-Tahâviyye, 368-369) Ayrıca imamın kendi mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını araştırmak da gerekmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr 1/562-563)

Başka mezhepten olan bir imamın arkasında namaz kılınabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İmam Ebû Hanîfe’ye göre namaz kılan kişinin, namazın sonunda kendi istek ve irâdesiyle yaptığı bir fiil ile namazdan çıkması gerekir. İmam Ebû Yûsuf ve Muhammed’e göre ise teşehhüt miktarı (tahiyyâtı okuyacak kadar) oturmakla namaz, rükünleri itibarıyla tamamlanmış olur. Selâm vermese veya kendi isteği ile namaza aykırı bir davranışta bulunmasa bile bu kişinin namazı geçerli olmakla beraber vâcip terk edilmiş olur. Bu görüş ayrılığının bazı fıkhî sonuçları vardır. Buna göre bir kimse ka’de-i ahîrede (namazdaki son oturuşta) teşehhüt miktarı oturduktan sonra kendi isteği ile namazla bağdaşmayacak bir fiil işlese, mesela kendisine verilen selâmı almak, hapşırana “çok yaşa” veya “yerhamükellâh” demek gibi bir şekilde konuşsa ya da kalkıp gitse adı geçen üç imama göre de namazı sahih olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/60-61; Zeylaî, Tebyîn, 1/104; Bilmen, İlmihâl, 118) Fakat teşehhüt miktarı oturduktan sonra, kendi isteği dışında bir sebeple namazı bozulsa İmam Ebû Yûsuf ve Muhammed’e göre bu kişinin namazı geçerli, İmam Ebû Hanîfe’ye göre ise geçerli değildir. Yine son oturuşta, teşehhüt miktarı oturduktan sonra henüz kendi istek ve irâdesiyle namazdan çıkmadan namaz vakti çıksa, bu kişinin namazı İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre sahihtir. İmam Ebû Hanîfe’ye göre ise fâsiddir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/127; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 1/386)

Son oturuşu yaptıktan sonra selâm vermeden namazdan çıkan bir kimsenin namazı ge
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu konuyu şöyle bir daire içinde ele alabiliriz: Bugün Mü'minlerin takip ettiği mezhepler olan Hanefilik, Şafiilik, Malikilik ve Hanbelilik biiznillah bu ümmetin kendi itikadının ekseninde gelişmiş, dışarıdan bir etkinin bulunmadığı mezheplerdir. Bu mezheplerin tamamında Allah’ın kitabını ve Peygamber aleyhisselamın sünnetini en iyi şekilde anlama gayreti vardır. En başta imamları olmak üzere bu mezhepleri bugünkü çizgilerine getiren müçtehitler Allah için bir şeyler yapma gayreti içinde olmuşlardır. Tarih boyunca mü'minlerin mezhepler hakkındaki şahitlikleri bu şekilde olmuştur. Dolayısıyla bu dört mezhepten birinin abdest ve namaz gibi bir ibadette Allah’ın hükümlerine aykırı olacak bir uygulama yoktur. Evet, farklılık denebilecek noktalar bulunur ama bu farklılıklar o ibadetin esasına zarar verecek seviyede olmaz. Bu nedenle deriz ki, bir ibadeti eda ederken bir müçtehidin veya mezhebin çizgisinde kalmak gerekir ki ibadet ciddiyeti zarar görmesin ama aynı ibadetin diğer mezhepteki farklı denebilecek “ayrıntıları” o ibadetin geçersiz olması gibi bir sonuca asla götürmez. Bugün şu mezhepte böyle, öbür mezhepte böyle dediğimiz ibadetlere ve özellikle de namaza ait meselelerin tamamı Ashab-ı Kiram döneminden beri bulunmaktadır. Başta Ashab-ı Kiram olmak üzere bu ümmetin büyükleri birbirlerinin arkasında namaz kılmakta idiler. Onlar bazı ayrıntılarda abdesti farklı olabileceğini bildikleri halde birbirlerinin arkasında namaz kılmakta sakınca görmediler. Bizim onlardan daha iyi ve takvalı bir namaz kılmayı iddia ederek böyle bir ayrıntı üzerinden birbirimizin arkasında namaz kılmamamız ümmet olma şuurumuza ters düşecektir. Yapılan iş, namaza göstereceğimiz hassasiyetten değil taassubumuz ve kör taklit zevkimizden kaynaklanıyor olacaktır. Ashabı kiramdan Abdullah bin Ömer radıyallahu anhümanın, Haccac gibi birinin arkasında bile namaz kıldığı rivayet edilmektedir. Ehlisünnet itikadının en önemli ilkelerinden biri, ümmetin birliği ve namaz ciddiyeti açısından bakarak fasık olan birinin arkasında daha namaz kılmak gerekir ilkesidir. Bu nedenle başka bir nedene dayanmadan sadece mezhep farkını ileri sürerek namazın sahih olmayacağı iddia etmenin tutarlı bir tarafı yoktur.

Hocam bir Şafii’nin bir Hanefi arkasında namaz kılması durumunda, Şafii’nin inan
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Herhalde özellikle mezhep değiştirme konusunu sormak istiyorsunuz. Çünkü sorunuz karışık. Bunu sorduğunuzu kabul ederek cevaplıyorum: Bir Müslüman'ın zaruret durumunda Ümmet'in müçtehitlerinden birinin sözü ile amel edebilir ama bu daldan dala geçer gibi olursa bunun adı din olmaz. Keyfi bir uygulamayı ibadet olarak benimseyemeyiz.

Hocam sorum abdestle alakalı bir hususla ilgili yapılan şeyin doğru olup olmadığ

abdest konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bunun gusülle abdestle bir ilgisi yoktur. Bu ayrı gusül ayrıdır. Siz açıkça haram olduğunu bildiğinizi yemeyin. Çok şüpheli olanı da yemeyin. Gerisine Allah yardım eder.

Hocam ben Rusya’da yaşıyorum. Yediğimiz ürünlerin çoğunda jelatin var. Pasta, do
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Neticede sözün edilen yerlerdeki kıllar, saç ve sakal gibi özel yıkamayı gerektirecek yoğunluk ve uzunlukta olmaz. Normal bir yıkanma o bölgeler için yeterli olur. Çok özel bir durum var ve suyun deriye ulaşmadığı düşünülüyorsa ovarak ulaşmasını sağlamak düşünülebilir.

Hocam sırtımızda, bacak ve avret yerlerimizde kıllar bulunuyor. Gusül abdestinde
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şafii mezhebi üzere iseniz kan ve irin ön ve arka dışkı yollarından çıkmadığı sürece aynıdır, abdesti bozmaz.

Hocam irin kan hükmünde olduğu için mi abdesti bozar? Benim uyduğum görüşe göre
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir Hanefi olarak o görüşe bu görüşe uymak gibi keyfi bir uygulama yapamazsınız ama alternatifin olmayacağı ağır bir zaruret durumunda diğer bir mezhepteki fetva ile hareket edebilirsiniz. Mesela bir cenaze namazını tam kılacakken kan aktı ve abdest almanız durumunda cenaze namazı kaçacak gibi bir durum varsa böyle bir uygulamanız caiz olabilir.

Hocam kanın abdesti bozmadığı görüşüne uyan biri Hanefi olarak namaz kılabilir m
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Daha önce benzer bir soruya verdiğimiz cevabı size iletiyoruz. Kesin çözüm için, üretici firmaya KULLANACAĞINIZ ÜRÜNÜN SAÇINIZ ÜZERİNDE SAÇA SUYUN ULAŞMASINI ENGELLEYECEK BİR TABAKA OLUŞTURUP OLUŞTURMADIĞINI sorunuz. Saç boyaları ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: 1- Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayan boyaların kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu boyaların abdest ve gusle engeli de yoktur. Çünkü mesele boyanın kendisinde değil, saç ve saç köklerine suyun ulaşmasına mani olmasındadır. Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayanda ise bu sorun yok demektir. 2- Saça sürüldüğünde saç üzerinde de olsa bir tabaka oluşturan böylece de sıvının saça ulaşmasını engelleyen boyalar, en temel kural olan SUYUN DEĞMESİ kuralını delmektedir. Eğer boyalarda bu durum varsa onların gusül açısından kullanılmasında sıkıntı vardır. Saç boyatanların TABAKA OLUŞTURMASI VEYA OLUŞTURMAMASI konusunda kesin bilgileri yoksa şüpheden kaçınmaları gerekir. 3- Boya dışında saç renginin değiştirilmesi ise gusül açısından bir sıkıntı oluşturmaz.

Hocam günümüzde marketlerden aldığımız saç boyları gusül abdestini geçirmiyor di
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kalıcı dövmenin abdest ve gusle etkisi bulunsa da çözümü olmayan bir sorun olduğu için o şekilde abdest ve gusle devam etmesini söyleriz. Abdestten önce şu bilinmelidir ki, dövme yaptırmak hadisi şerifle lanetlenmiş bir iştir. Cahillik edip yaptıran muhakkak tevbe etmeli ve tekrar yapmamaya ahdetmelidir.

Hocam kalıcı dövmenin abdeste etkisi bakımından bir değerlendirme yapabilir misi

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.