İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Son oturuşu yaptıktan sonra selâm vermeden namazdan çıkan bir kimsenin namazı geçerli midir?

Cevap

İmam Ebû Hanîfe’ye göre namaz kılan kişinin, namazın sonunda kendi istek ve irâdesiyle yaptığı bir fiil ile namazdan çıkması gerekir. İmam Ebû Yûsuf ve Muhammed’e göre ise teşehhüt miktarı (tahiyyâtı okuyacak kadar) oturmakla namaz, rükünleri itibarıyla tamamlanmış olur. Selâm vermese veya kendi isteği ile namaza aykırı bir davranışta bulunmasa bile bu kişinin namazı geçerli olmakla beraber vâcip terk edilmiş olur. Bu görüş ayrılığının bazı fıkhî sonuçları vardır. Buna göre bir kimse ka’de-i ahîrede (namazdaki son oturuşta) teşehhüt miktarı oturduktan sonra kendi isteği ile namazla bağdaşmayacak bir fiil işlese, mesela kendisine verilen selâmı almak, hapşırana “çok yaşa” veya “yerhamükellâh” demek gibi bir şekilde konuşsa ya da kalkıp gitse adı geçen üç imama göre de namazı sahih olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/60-61; Zeylaî, Tebyîn, 1/104; Bilmen, İlmihâl, 118) Fakat teşehhüt miktarı oturduktan sonra, kendi isteği dışında bir sebeple namazı bozulsa İmam Ebû Yûsuf ve Muhammed’e göre bu kişinin namazı geçerli, İmam Ebû Hanîfe’ye göre ise geçerli değildir. Yine son oturuşta, teşehhüt miktarı oturduktan sonra henüz kendi istek ve irâdesiyle namazdan çıkmadan namaz vakti çıksa, bu kişinin namazı İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre sahihtir. İmam Ebû Hanîfe’ye göre ise fâsiddir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/127; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 1/386)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Farz veya nâfile namaz kılarken, son rek’attan önceki herhangi bir rek’atın sonunda, bu rek’atları son rek’at zannederek oturup teşehhütte bulunduktan sonra selâm veren bir kimse; şayet göğsünü kıbleden çevirmek, konuşmak ve gülmek gibi namaza aykırı bir davranışta bulunmamışsa, hemen ayağa kalkarak kalan rek’atları tamamlar. Namazın sonunda sehiv secdesi yapar; böylece namazı tamamlanmış olur. Fakat namazda eksik bıraktığı rek’atları tamamlamadan selâm verip namazı bozan bir davranışta bulunmuşsa, namazı başından alarak tekrar kılması gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/76; İbn Nüceym, el-Bahr, 1/311; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/91-92)

Son rek'atı kıldığını zannederek teşehhütte bulunup selâm veren kimse namazını n
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz kılmakta olan birisi, son oturuşu yapmadan unutkanlıkla ayağa kalkarsa, secdeye varmadıkça geri oturup tahiyyât duasını okuduktan sonra sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar. Eğer kalktığı rek'atın secdesini yapmışsa İmam Ebû Hanîfe ve İmam Ebû Yûsuf’a göre artık bu namazın farz namaz olarak tamamlanması mümkün olmaz. Kılmakta olduğu namaz, iki veya dört rek'atlı bir namaz ise bu durumda, bir rek'at daha kılarak namazını tamamlar. Bu namaz, nâfileye dönüşmüş olur. Ardından bu farzı yeniden kılması gerekir. Yanlışlıkla kalkılan rek'atın secdesi yapılmışsa buna bir rek'atın eklenmesi, nâfile namazların çift sayılı rek'atlar şeklinde kılınmasının meşru olmasından dolayıdır (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/112). Kılmakta olduğu namaz akşam namazı ise kalktığı rek'atın secdesini yapmamışsa, yukarıda olduğu gibi geri oturup sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar. Eğer kalktığı rek'atın secdesini yapmışsa bu durumda namazı dört rek'at olarak kılmış olur. Kıldığı namaz bu hâliyle nâfileye dönüşmüş olacağından akşam namazının farzını yeniden kılar.

Namazda son oturuşu yapmadan ayağa kalkan kişi ne yapmalıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dört rek'atlı namaz kılmakta iken son oturuşta olduğunu zannederek dalgınlık sonucu ilk oturuşta selâm veren kişi, eğer bu selâmdan sonra konuşmak, yönünü kıbleden çevirmek gibi namaza aykırı bir davranışta bulunmamışsa kaldığı yerden namaza devam eder ve dördüncü rek'atın sonunda sehiv secdesi yapar. Aksi takdirde bu namazı yeniden kılar. İlk oturuşta selâm verme hatası yanılmaya değil de bilgi eksikliğine dayanıyorsa namaz iade edilir. Mesela seferî olmadığı hâlde seferî olduğu düşüncesi ile normalde dört rek'at olarak kılması gereken bir namazı iki rek'at olarak kılarsa bu namazın dört rek'at olarak yeniden kılınması gerekir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/129).

Birinci oturuşu son oturuş sanarak selam veren kimse ne yapar?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıkıh kitaplarımızda İBADET OLARAK kayıt altında olan işlerin sonradan çıkarılması diye bir şey olamaz. İbadetler bizzat Peygamber aleyhisselamdan görüldüğü gibi devam ettirilir. Sonradan ortaya çıkan mesela halı üzerinde namaz kılmak gibi ibadetin aslından olmayan ayrıntılar olabilir. Sorunun bu bölümünü bu şekilde düzeltelim. İmamın bir sebeple namazı bırakıp arkasında namaz kılanlardan birini yerine geçirerek namazın devam etmesine fıkıh dilinde istihlâf (yerine geçirme) denir. Bunu şöyle ayrıntılı hâle getirebiliriz: İmamın başladığı namaz esnasında namaza devam etmesini zorlaştıracak bir durumu oluşursa mesela tansiyonu yükselmiş gibi bir durum oluşmuşsa ve namazı devam ettiremeyecekse arkasındaki birini yerine geçirir ve o yeni imam namazı kalan yerden devam ettirir. Ve namaz tamam olarak kılınmış olur. Dört mezhebin içtihadı bu şekildedir. İmam namaz kıldırırken abdestinin olmadığını hatırlamıştır veya o esnada abdesti bozulmuştur. Bu durumda da imam yerine arkasındaki birini geçirir ve namaz devam eder. Elbette böyle bir uygulamanın caiz olması için imamın yerine geçenin namaz kıldırmaya muktedir birisi olması gerekir. İmam namazı terk ederken arkasındaki birine işaret ederek namazı tamamlamasını ister. Böyle yapmayıp işaret etmeden giderse arkadakilerden biri imamın yerine geçip namazı tamamlayabilir.

Hocam namazda istihlâf yani imamın namazdan çıkıp yerine başkasını geçirmesi ve
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Farklı bir mezhebe mensup olan imama uyarak namazı cemaatle kılmakta bir sakınca yoktur. Zira mezhep farklılığı namazda iktidaya (imama uymaya) engel değildir. Her ne kadar “başka bir mezhepten olan imam, namazda iken muktedinin mezhebine göre namazı bozan bir davranışta bulunursa, muktedinin namazı fasit olur” (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/84; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/562-563) şeklinde bir içtihat varsa da bu konudaki daha doğru yaklaşım, imamın kendi mezhebine göre namazı bozulmadığı sürece, hangi mezhepten olursa olsun ona uyan kişinin de namazının tamam olduğu yaklaşımıdır. Bu son görüş, selefin uygulamalarına muvafık olduğu gibi cemaat ruhunun gereğiyle de uyumludur. Nitekim İmam Ebû Yûsuf, kan aldırdıktan (hacamat) sonra abdest almadan imamlık yapan Halife Harun Reşid’in arkasında namaz kılmıştır. (İbn Ebü’l-‘İz, Şerhu’l-‘akîdeti’t-Tahâviyye, 368-369) Ayrıca imamın kendi mezhebindeki şartlara aykırı bir davranış içinde bulunup bulunmadığını araştırmak da gerekmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr 1/562-563)

Başka mezhepten olan bir imamın arkasında namaz kılınabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sabah ve cuma namazı dışında namaz kılarken vaktin çıkmasının o namazı bozmayacağı konusunda âlimler görüş birliği içindedir. Sabah namazında ise güneş doğarken namaz kılmayı nehy eden hadislere dayanan İmam Ebû Hanîfe, güneşin doğmasının kılınmakta olan namazı bozacağını söylemiştir. Bunun yanında İmam Ebû Yûsuf ve Muhammed son oturuşta teşehhüd miktarı oturulmuşsa namazın bozulmayacağını ifade etmişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/122-124; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 1/386) Diğer mezhepler ise Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sabah namazının bir rek’atı kılındıktan sonra güneş doğar veya ikindi namazının bir rek’atı kılındıktan sonra güneş batarsa o namazın tamamlanacağını ve geçerli olacağını bildiren hadisine (Buhârî, Mevâkîtü’s-salât, 28 [579]) dayanarak namaz kılarken vaktin çıkmasının o namazı bozmayacağını belirtmişlerdir. (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/102-103; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/273) Buna göre sabah namazında ihtilaf bulunmakla birlikte bir vaktin namazı kılınırken diğer vaktin girmesi ile kılınmakta olan namaz bozulmaz.

Kılınmakta olan namaz henüz tamamlanmadan önce vakit çıkarsa bu namaz bozulur mu

NAMAZ konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazın rükünlerinden biri de secdeye varmaktır. Namazda rükûdan sonra, ayaklar, dizler ve ellerle beraber alnı yere koymaya secde denir. Her rek’atta iki secde etmek farzdır. Secdede alın ve burun birlikte yere konmalıdır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/51; İbn Kudâme, el-Muğnî, 1/370; Mehmed Zihni, Ni‘met-i İslâm, 254-255) Zira Resûlullah (s.a.s.), namazda secdeye vardığında alnını ve burnunu yere koyar, kollarını yanlarına yapıştırmaz, ellerini de omuz hizasına gelecek şekilde koyardı. (Tirmizî, Salât, 201 [270]) Buna göre özürsüz olarak secdede alnın yere konulup da burnun konulmaması mekruhtur. Bununla birlikte namaz geçerlidir. Alın yere konulmazsa namaz geçersizdir.

Secdede burnun yere değmesinin hükmü nedir? Burun yere değmeden kılınan namaz ge
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şâfiî mezhebinde sabah namazının farzının son rek’atında rükûdan kalktıktan sonra kunût duası okumak kuvvetli sünnetlerdendir. Şâfiî mezhebine mensup olan bir kimse Hanefî bir imama uyduğunda, rükûdan kalktıktan sonra vakit bulursa kunût duasını okur. Eğer okuyacağı kadar bir vakit bulamazsa kunûtu terk eder ve mezhepteki kuvvetli görüşe göre namazın sonunda imamdan ayrı olarak sehiv secdesi yapar. (Nevevî, el-Mecmû’, 4/290) Bununla birlikte sehiv secdesi yapmasa da namazı sahih olur.

Şâfiî mezhebinden olan birinin sabah namazında kunût duası okumasının hükmü nedi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefî mezhebinde tercih edilen görüşe göre namazların sonunda önce sağ tarafa, sonra sol tarafa yüz çevirerek selâm vermek vâciptir. Bunun bilerek terk edilmesi namazın tekrar kılınmasını gerektirir. Farkında olmadan terk edilmesi hâlinde ise bir şey gerekmez. Bu selâmda “es-selâmü aleyküm ve rahmetullah” cümlesinin “es-selâm” kısmını söylemek vâcip, “aleyküm ve rahmetullah” kısmını eklemek ise sünnettir. Bir görüşe göre de sağa selâm verilmesi vâcip, sol tarafa selâm verilmesi sünnettir. Namazdan çıkılması, bütün imamlara göre yalnız bir selâm ile olur, bununla namaz biter. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 1/320; Zeylaî, Tebyîn, 1/125-126) Birinci selâmı vermeyi farz gören Şâfiîlere göre bunun terk edilmesi namazı da iptal eder. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/385)

Namazdan çıkarken verilen selamın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazda bir miktar Kur’ân okumak farzdır. Hanefîlerde tercih edilen görüşe göre bu miktar, en az üç kısa âyet veya bu miktarda bir âyet olmalıdır. Özellikle Fâtiha sûresinin okunması vâciptir. Dolayısıyla namazda Fâtiha sûresi okunmakla, hem farz kıraat hem de vâcip yerine getirilmiş olur. Ancak Fâtiha’dan sonra üç kısa âyet veya bu uzunlukta bir sûre okumak da vâciptir. Bu sebeple, farz namazların ilk iki rek’atında, sünnet namazların tüm rek’atlarında Fâtiha’dan sonra sûre ya da birkaç âyet okumayan kişi vâcibi terk etmiş olur. Unutarak terk edilmesi sehiv secdesini gerektirir. Kasten terk edilmesi hâlinde ise namazın iadesi vâciptir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/458) Şâfiîlere göre ise kıraat farzınınyerine gelmiş olabilmesi için asgari olarak Fâtiha’nın okunması gerekir. Buna ilaveten bir sûre veya birkaç âyet daha okumak ise sünnettir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/353, 361)

Namazda sadece Fâtiha okumakla, farz olan kıraat yerine gelir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İftitah tekbirini alırken, elleri yukarıya kaldırmak sünnettir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.), bu tekbiri alırken ellerini kaldırmıştır. (Buhârî, Ezân, 84 [736]; Müslim, Salât, 21-22 [390]; Tahâvî, Şerhu me‘âni’l-âsâr, 1/195-196 [1157-1170]) Hanefî mezhebine göre erkekler iki elini, avuçların iç kısımları kıble istikametine yönelik olarak ve başparmaklar kulak yumuşakları hizasına gelecek şekilde kaldırırlar. Kadınlar ise omuzlarının hizasına kadar kaldırırlar. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/48) Diğer mezheplerde erkekler de ellerini omuz hizasına kadar kaldırırlar.

İftitah tekbirinde elleri kaldırmanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ta’dîl-i erkân, namazın rükünlerini düzgün, yerli yerinde ve tam yapmak demektir. Ta’dîl-i erkâna yakın anlamda kullanılan “tuma’nîne” kelimesi, yapılmakta olan rükne hakkının verildiğine kanaat getirilmesi hâlini ifade eder. Ta’dîl-i erkân özellikle rükûda, kavmede (rükûdan kalktıktan sonraki duruşta), secdede ve celsede (iki secde arasındaki oturuşta) söz konusu olur. Hanefî mezhebindeki kuvvetli görüşe göre, sayılan dört yerde ta’dîl-i erkân vâciptir. Diğer bazı mezheplere ve Hanefîlerden de İmam Ebû Yûsuf’a göre ise ta’dîl-i erkân farzdır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/51; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/464, 465, 472; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/143)

Namazda ta’dîl-i erkânın hükmü nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.